Bizi Takip Edin

Analiz

Hürriyet suskun kalamaz

Sedat Peker, Hürriyet internet editörü Burak Taşçı‘nın “rüşvet çetesi” ile birlikte çalıştığını öne sürdü.

Gazetenin bu çetenin faaliyetlerinde kullanıldığı, manipülatif haberler yapıldığı öne sürülüyor. Hürriyet yönetimi bu kadar ağır suçlamalar karşısında suskun kalamaz, üç maymunu oynayamaz.

Sedat Peker, bu kez eski SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu ile kardeşi AKP Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu, Cumhurbaşkanı Danışmanı Serkan Taranoğlu ve TOBB’dan Salih Orakçı’nın da içinde olduğu büyük bir “rüşvet çetesi” olduğu iddiasını ortaya attı.

Dahası Hürriyet internet editörü Burak Taşçı ile Borsa Gündem sitesi sahibi Orhan Pala’nın da bu “rüşvet çetesi” ile birlikte çalıştıklarını, “borsa manipülasyonları konusunda başrol oyuncuları” olduklarını ve “huysuzluk yapan şirketlerle ilgili karalama kampanyası yaptıklarını” öne sürdü. “Rüşvet çetesi”nin milyonlarca lira rüşvet aldığı, ancak anlaşmazlık çıkınca “sahte haciz” uygulattığı Marka Yatırım Holding’in sahibi Mine Tozlu Sineren aleyhine Hürriyet ve Borsa Gündem’de “İmzalar Mine Tozlu Hanıma aitmiş” haberleri yayımladıklarını da iddia etti.

İddialar bu kadar ciddi ve somut olmasına rağmen Burak Taşçı ve Orhan Pala’dan, Peker’in iddialarına ilişkin bir yalanlama ya da açıklama gelmedi. Borsa Gündem sitesini geçtim; Hürriyet ve Demirören Medya’dan da ses çıkmadı. Hürriyet, Sedat Peker’in “rüşvet çetesi” iddiasını haber de yapmadı.

Oysa Hürriyet gibi büyük bir gazetenin editörünün “rüşvet çetesi” içinde yer aldığı, gazetenin bu çetenin faaliyetlerinde kullanıldığı, manipülatif haberler yapıldığı öne sürülüyor. Elbette peşinen bu iddialar doğrudur denemez ama araştırmaya muhtaç olduğu da ortada.

Hürriyet yönetimi bu kadar ağır suçlamalar karşısında suskun kalamaz, üç maymunu oynayamaz. Harekete geçerek araştırmak ve sonucuna göre gereğini yapmak zorunda. En azından “güvenilirliği” hâlâ önemsiyorlarsa okurlarına samimi bir açıklama borçlular…

Medyamızda Le Figaro bayramı

Medyamız Le Figaro’daki yazıyı geç algıladı. Mayeul Aldebert’in Türkiye hakkındaki analizini Anadolu Ajansı bile iki gün sonra fark edebildi de gündeme öyle girdi.

AA, 21 Ağustos’ta yayımlanan “Le Figaro: Erdoğan’ın diplomasisi Türkiye’yi uluslararası sahnede vazgeçilmez konuma getirdi” başlıklı haberinde Le Figaro’da Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşındaki arabulucu rolünün “diplomatik başarı” ve “Türkiye, Ukrayna’daki savaşın ilk galibi” diye değerlendirildiğini duyurdu.

AA’nın haberi, iktidara yakın internet sitelerinde uzun süre manşetlerde kaldı; televizyonlarda geniş haber yapıldı. Basılı gazeteler Akşam, Hürriyet, Milliyet, Sabah, Türkgün, Türkiye, Yeni Akit ve Yeni Şafak 22 Ağustos’ta “Türkiye vazgeçilmez ülke” gibi başlıklarla yayımladılar.

Tek kalemden çıkmışçasına hepsi aynı başlığı kullanan iktidar medyası, Le Figaro’daki yazı nedeniyle adeta bayram yapıyordu. Manşetlere yansıyan bu mutluluk havasını Erdoğan’ın Ukrayna’daki başarısını öven yazılar tamamlıyordu.

Oysa Le Figaro’da Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında geçmişte pek de öyle övücü yazılar yayımlanmıyordu. Doğu Akdeniz krizi ve Suriye haberlerinde Erdoğan’ı “Neo-Osmanlı” olarak tanımlamıştı. Daha bir ay kadar önce Erdoğan’ın, Putin ve Reisi ile Tahran’da buluşması hakkında Le Figaro’da yayımlanan “İran, Rusya ve Türkiye: Otokratlar tarafı Tahran’da iş birliğini güçlendiriyor” başlıklı analizde şöyle denilmişti:

“Ukrayna’daki savaş, ortak çıkarları olan bu ülkeler arasındaki Batı karşıtı ittifakı güçlendirdi. Grupta tek eksik kalan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping. Tayyip Erdoğan, Ibrahim Raissi ve Vladimir Poutine: Batı demokrasilerine sıkça meydan okuyan otokrat cumhurbaşkanları, salı günü Tahran’da üç kişilik bir uluslararası zirvede buluşacak.”

Le Figaro, bu analizinde Erdoğan’ı açıkça “otokrat” olarak nitelendirmişti. Tahmin edileceği gibi, Türkiye medyası bu analizdeki ifadelerden hiç bahsetmedi, görmezden geldi. Madem Le Figaro’nun Türkiye hakkında yazdıkları bu kadar önemli, o zaman sadece övgüleri değil bu tür olumsuz ifadeleri de aktarmaları beklenir.

İktidar medyasının uluslararası medyaya bakışı çoğu zaman böyle. Erdoğan ve iktidarıyla ilgili olumlu ifadeler içeren haber ve yazıları alıntılıyorlar ama olumsuz değerlendirmeler olduğunda yok sayıyorlar. Uluslararası medyanın Erdoğan’ı “büyük lider”, “başarılı politikacı” olarak gördüğü gibi bir “sahte gerçeklik” yaratmaya çalışıyorlar.

Alkış tutmanın ve bir lideri övgülere boğmanın gazetecilikle ilgisi olmadığı gibi, dünyayı sürekli olarak Erdoğan’ı alkışlıyormuş gibi göstermenin de gerçekle ilgisi yok. Gazeteci alkışlamayı değil, eleştirmeyi bilen kişidir.

Sahiplenme yarışı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, Etiler Polis Okulu arazisi üzerinde yapımı devam eden gökdelen projesinin ruhsatını iptal etmesinin ardından medyada sahiplenme yarışı başladı.

Sözcü gazetesi “SÖZCÜ yazdı, Etiler Polis Okulu arazisindeki inşaat mühürlendi” başlıklı haberinde “buradaki yapılaşmayla ilgili son bir ayda çok sayıda haber yaptığını” vurguladı. Cumhuriyet gazetesi, sosyal medyadaki “İBB, Etiler Polis Okulu arazisindeki inşaatın ruhsatını iptal etti” paylaşımına “Cumhuriyet gündeme getirmişti” notu düştü.

TV100.com yazarı Barış Yarkadaş, “İBB Bşk. Ekrem İmamoğlu, @tv100’deki yayında dile getirdiğim çağrı ve Mimarlar Odası’nın uyarısı üzerine Etiler Polis Okulu arazisindeki inşaat ruhsatını iptal etti” paylaşımında bulundu.

Prof. Dr. Emre Kongar da paylaşımında Cumhuriyet’ten Barış Terkoğlu’nun bu konuyu yazdığını anımsatarak, “Beklenen karar: Yoksa @ekrem_imamoglu bu şaibenin altından kalkamazdı” dedi.

Aslında bunlardan biri değil hepsi doğru. Bu projeyle ilgili olarak Cumhuriyet, Sözcü ve Barış Terkoğlu da yazdı; Barış Yarkadaş da konuştu. Hatta bunların dışındaki eleştirel medyada da birçok kere dile getirildi bu proje.

Buna rağmen medya kuruluşlarının ortaya çıkan olumlu sonucu tek başlarına sahiplenmeye çalışmaları haksızlık. Sorunu gündeme getirenlerin tümünü birden hatırlatsalar daha doğru olur. Zaten “Biz yaptık” diye ortaya çıkmaya da gerek yok, bırakın okur ve izleyici değerlendirsin…

Tek cümleyle:

Karar’ın internet sitesinde banka ve akaryakıt şirketleri kampanyaları “Benzin ve motorine büyük indirim”, “Böyle indirim görülmedi”, “Akaryakıtta görülmemiş indirim” başlıklarıyla yayımlanarak haber görünümünde örtülü reklam yapıldı.

Halk TV, Sözcü gazetesinin “10 bin doktor ayrıldı sağlık alarm veriyor”
yazısını aktarırken, kaynağını belirtmedi.

HaberTürk, düzensiz göçmenleri “Yunanistan’a geldiniz” diye Kekova adasında ıssız bir koya bırakan göçmen kaçakçılarını “organizatör” olarak nitelendirdi.

CNN Türk, Orhan Bursalı’nın Cumhuriyet’te “Aziz Sancar büyük bir keşfe daha imza attı” başlığıyla duyurduğu keşfi, iki gün sonra uzmanlarla konuşurken ekrana “Son Durum” anonsu koydu.

Sel” zaten “taşkın su” anlamına gelmiyormuş gibi, BirGün’de “Sel sularına kapılan kadın öldü”, Yeniçağ’da “Sel sularında can pazarı” başlığı atıldı.

Akşam’ın Gaziantep’teki kaza haberinde “İbre 130’da takıldı” başlığı kullanıldı ama takograflarda ibre bulunmuyor.

Hürriyet’in, “Arel’in dramı” haberinde Manisa’nın Kula ilçesi, Afyonkarahisar’ın ilçesi olarak yazıldı.

Türkiye gazetesi, “Beykoz’da vatandaşlar isyan etti: Evlerini boşaltmayanlar sebebiyle mağduruz” haberiyle Tokatköy’de evlerin polis zoruyla boşaltılmasına destek verdi.

Kızı suikast sonucu öldürülen Aleksander Dugin için “Putin’in beyni”, “Putin’in danışmanı” denildi ama hiçbir zaman Putin’in “beyni” olmamıştı ve resmi görevi yoktu.

Albayrak Medya, Gerçek Hayat dergisinin tanıtımında “alternatif tıbbı” simgeleyen otlar bulunan fotoğrafın üzerine “Tıp karmaşa sömürü zehir” yazarak modern tıbbı karaladı.

Okur Görüşleri:

Bülent Büber: “Kese kâğıdından matbuat (basın) yapılmaması kanunu” ifadesinin doğrusunun “Basılı Kâğıtların kese kâğıdı olarak kullanılmaması kanunu” olduğunu yazmıştınız. Bu kanun 1932 yılında değil 28.6.1938 tarihinde kabul edilmiş olup 26.4.2007 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.

Ülkü Demirtepe
: Gazeteciler, özellikle köşe yazarları, sanki hükümetin icraatlarının içindeymiş gibi “BİZ” dili kullanıyorlar. Halbuki ya özne olarak hükümet demeliler ya da pasif fiil kullanmalılar.

Kağan Özerhan: “Bir kadın cinayeti de Şırnak’ta” haberinde “cenazesi bulundu” ifadesi doğru mu? TDK sözlüğünde cenazenin ilk anlamı “Kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış insan ölüsü”. İkinci anlamı da “ölü, ölü kimse” ancak böyle kullanılmıyor.

Ombudsman yanıtı: Haklısınız, “cansız bedeni”, “cesedi” ya da “ölüsü” denilmeliydi.

Devamını Oku
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Analiz

Gazetecilik refleksi işbaşında

Gazetecilik refleksi olmasaydı eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesi, belki de bir üçüncü sayfa haberi olarak geçip gidecekti. Üç maymunu oynayan iktidar ve medyasına kalsa MHP ve Ülkü Ocakları yöneticileri, özel harekât polisleri ve mafya elemanlarının karıştığı “siyasi” bir cinayet olduğunu öğrenemeyecektik.

İlk harekete geçen gazeteciler Deutsche Welle’den Alican Uludağ ve Yeniçağ’dan Yavuz Selim Demirağ’dı. 30 Aralık günü saat 15.06’da sosyal medyadaki paylaşımıyla cinayeti duyuran Uludağ, akşam da “Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin ilginç bir durum var. Ne Devlet Bahçeli ne MHP’li vekiller ne de Ülkü Ocakları herhangi bir başsağlığı mesajı yayımlamadı” paylaşmıyla cinayetin siyasi yanına ilişkin işaret fişeği attı. Ardından “Sinan Ateş cinayetiyle ilgili bilgiler netleşiyor” diyerek gözaltı ve arananlar hakkında bilgi verdi paylaşımında.

Aynı gece Uludağ’ı, Demirağ’ın Twitter’daki paylaşımları izledi. “Sinan Ateş’in mesubiyeti ile gurur duyduğu kuruluşlardaki anlamlı sessizlik canımı sıkıyor” diye yazdı o da. Ardından Oda TV ise “Başkent Suikastine ‘Devlet’ neden sessiz” sorusunu yöneltti.

İsmail Saymaz’ın Halk TV’deki programda cinayete ilişkin ayrıntılı konuşmasının ardından Ankara Valiliği “çalışmaların devam ettiği” açıklamasını yapmak zorunda kaldı. Zaten haber kanalları Halk TV, Tele1, Cadde TV ve KRT TV’nin ilk andan itibaren cinayete ilişkin gelişmelerin üzerinde durmaları olayın öneminin fark edilmesinde etkili oldu.

Katillerin adresi ve arka planı hakkındaki ayrıntılı bilgiler 1 Ocak günü yine Alican Uludağ ve Yavuz Selim Demirağ’ın paylaşımlarıyla geldi. Uludağ’ın, birbirini izleyen 10 paylaşımı “Cinayette Ülkü Ocakları/MHP bağlantısı ilk kez tespit edildi. Bu kapsamda eski Ülkü Ocakları Maltepe Şube yöneticisi Ufuk Köktürk gözaltına alındı” diye başlıyordu.

Demirağ da peş peşe paylaşımlarla “Sinan Ateş suikastı siyasi cinayettir. Azmettirenler kriminal çeteyi taşeron olarak kullanmıştır” deyip olaya karışanların isimlerini verdi; sonra da KRT TV, Halk TV ve Tele 1’deki programlara çıkarak öğrendiklerini aktarmayı sürdürdü.

2 Ocak’ta BirGün’den Timur Soykan ve Cadde TV’den Serdar Akinan da devreye girdi. Soykan, Uludağ’ın paylaşımlarının üzerine yeni bilgiler ekledi. Akinan ise “Sinan Ateş’in katilleri Ankara’ya çakarlı arabayla mı geldi? Kim sakladı?” sorusunu gündeme getirdi.

Ağırlıklı olarak sosyal medyadaki paylaşımlar üzerinden giden bilgi akışı, 3 Ocak’tan itibaren yerini medyadaki haberlere bıraktı. Tolga Şardan’ın T24’deki Ülkücü camiadaki iç çatışmanın Mersin’e uzanan geçmişini ortaya koyan “Çukurambar cinayeti ve Mersin’deki ülkücü çatışmasından yansıyanlar” başlıklı yazısını TV’ler ve internet siteleri de alıntıladı. Uludağ’ın, DW’deki “Sinan Ateş cinayeti MHP’li isimlere uzanıyor”, İsmail Saymaz’ın, halktv.com.tr’deki “Sinan Ateş’in son iki haftası: Üç yeni bilgi” ve BirGün’ün “Sinan Ateş cinayeti bir iç hesaplaşma mı” haberleri de cinayetin izini sürmek için kritik veriler içeriyordu.

Bu haberleri Timur Soykan’ın BirGün’de cinayete giden süreci tüm yönleriyle aktaran “Kırmızı pazartesi” yazısı, DW’de Alican Uludağ’ın “Tetikçi kaçtı mı?” ve “İki özel harekât polisi tutuklandı” haberleri, halktv.com.tr’de İsmail Saymaz’ın “FETÖ’cü denilen Ateş FETÖ Komisyonu’nun başındaydı”, “Hasan Ferit Gedik’ten aranırken Sinan Ateş’i öldürttü” yazıları,

T24’te Tolga Şardan’ın “İşte o gece: MHP’li Kılavuz’un evinde yaşananlar” yazısı ve Asuman Aranca’nın tutuklananların ifadelerini yansıtan üç haberi, Gazete Duvar’da Ferhat Yaşar’ın “Gülsuyu’ndan Dodo dedikoduları” ile ifadelere ilişkin haberleri izledi.

Eleştirel medyanın alıntıladığı bu paylaşım, yazı ve haberler, Sinan Ateş cinayetinin boyutunun ve uzandığı odakların açığa çıkarılmasında belirleyici rol oynadı. Başta ilgisiz kalan medyanın odaklanması sağlandı; kamuoyu ve muhalefet partilerinin de dikkati çekildi.

Susurluk skandalı benzeri siyaset-polis-mafya üçgeninde işlenen bir cinayeti gözler önüne seren bu gazeteci arkadaşlarımızı tebrik etmek gerek. Ancak bir gazeteci edindiği bilgiyi sosyal medyada paylaşmak yerine öncelikli olarak kendi medya kuruluşunda haber yapmalı.

Haber yapmadan bilgi paylaşımında bulunmak hem o bilginin editoryal sürecin dışına çıkmasına neden oluyor; hem de gazetecinin bağlı bulunduğu medya kuruluşunun tutumu konusunda çelişkili algı yaratıyor. Ne de olsa gazetecilik takım oyunudur…

***

BALIK HAFIZALI MEDYA

Balık hafızalı olmak iktidarı destekleyen medyanın işine geliyor sanırım. Aksi halde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Emeklilikte Yaşa Takılanlar” hakkındaki açıklamalarını “EYT’linin bayram günü”, “Emeklilik müjdesi” manşetleriyle yayımlayamazlardı.

Zira EYT’lilerle birlikte sevinç çığlıkları atan, düğün bayram manşetleri atan iktidar medyası iki yıl önce de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz bunu politik hesaplarla yapmayız ve yapmayacağız da. Beni bu yola asla teşvik etmeyin” sözlerini manşet yapmıştı:

“EYT’yi uygulayan iflas eder (Akşam), Kaybetsem de EYT’de yokum (Hürriyet), EYT’ye noktayı koydu (Milliyet), Milletimin zararına olan hiçbir işte yokum (Sabah), Seçimi kaybetsem bile EYT yok (Türkiye), EYT’ye son noktayı koydu (Yeni Şafak).”

Erdoğan’ın 17 Kasım 2019’da yayımlanan EYT karşıtı bu açıklamalarına en büyük destek de Turkuvaz Grubu’ndan gelmiş; Sabah üç gün sonra da “Erken emekliliğin ağır faturasını herkes ödüyor” manşetiyle çıkmıştı. Dilek Güngör’ün hazırladığı sayfada EYT’nin sakıncaları anlatılmış; “muhalefetin oy uğruna EYT’lilere destek verdiği” savunulmuştu. Sabah yazarları Engin Ardıç, “Koparılan EYT yaygarası”, Melih Altınok, “Cumhurbaşkanının popülizme teslim olmaması takdire şayan”, Mevlüt Tezel de “Gençlerden hiç itiraz gelmiyor, aksine muhalefet olsun diye EYT’lileri destekliyorlar” diyerek desteklemişlerdi Erdoğan’ın EYT karşıtı sözlerini.

Şimdi sanki bunlar hiç yazılmamış, söylenmemiş gibi. Erdoğan ile birlikte EYT karşıtlığından çark eden iktidar medyası, bu manevrayı okur ve izleyicilerine açıklama gereği bile hissetmedi. Erdoğan’ın EYT karşıtı sözlerini anımsatma görevi yine bağımsız ve eleştirel medyaya düştü.

İktidar medyası, EYT ile ilgili yasa teklifi bu hafta Meclis’e geldiğinde de büyük olasılıkla aynı tavrı sürdürecek ama bereket ki, eleştirel medyanın hafızası yerinde.

***

TEK CÜMLEYLE:

•Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Brezilya’ya giden gazeteciler, uçaktaki söyleşide, Suriye medyasındaki “Türkiye’nin askerlerini geri çekmeyi kabul ettiği” haberleriyle ilgili sorunun yanıtı “off the record” (kayıt dışı) olduğu için yayımlamadılar; “Suriyeli muhalifleri satmayız” cümlesi ise Bakanlığın kontrolünden geçen deşifre metninden çıkartıldı.

•Hürriyet, Milat, Sabah, Yeni Akit ve Yeni Şafak’ta “Çat kapı haciz kalkıyor” gibi başlıklarla sunulan “7.Yargı Paketi” haberlerinin kaynağı Adalet Bakanlığı’nın bilgi notuydu.

•AHaber, Sabah, Yeni Şafak, Yeni Akit, 24TV, “Teröristbaşı Duran Kalkan’dan muhalefete ittifak çağrısı” haberlerinde Duran Kalkan’ın “AKP-MHP yıkılırken onun yerine CHP gibi bir iktidar gelemez. Gerçek bir demokratik gücün gelmesi lazım. Çünkü pek fazla bir farkı yok CHP’nin” sözleri ayıklandı.

•Foreign Policy dergisinin haberindeki “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Starbucks’ın Türkiye’de faaliyete geçmesinden daha uzun süre ülkeyi yönettiği” esprisi Milliyet internette “Erdoğan ülkedeki Starbucks dükkânlarının sayısından daha fazla Türkiye’yi yönetti” diye çevrildi!

•Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasını “Cemevleri de dahil tüm ibadethanelerde doğalgaza indirim” yerine “İbadethanelerde, cemevlerinde kullanılan doğalgazda indirim” diye duyuran medya, cemevlerinin de ibadethane olduğu gerçeğini göz ardı etti.

•Öldürülen Sinan Ateş’in fotoğrafında iki kızının yüzlerinin kapatılmadan yayımlanması mahremiyet ihlali ve yaşamlarının olumsuz etkilenme olasılığı nedeniyle yanlıştı.

•Köşk Kaymakamı’nın tekzibinin yayımlamasıyla yetinmeyen Aydın Sulh Ceza Hâkimliği, Evrensel’e aynı metni “iki internet sitesi ile iki gazetede” ilan gibi yayımlatma cezası vererek basın tarihinde eşi görülmemiş bir hukuksuzluğa imza attı.

•OdaTV’nin ayrımcı yaklaşım içeren “Suriyeli simitçi; yaşlı, hasta, engelli ve hamileler için ayrılan koltuğa simitlerini koydu” haberinin unsurları da eksikti, hiç çalışılmamıştı.

•Hürriyet, Milliyet, Sabah, Yeni Şafak, Erdoğan’ın sözlerine dayanarak “ihracatta rekor kırıldığı” haberlerinde ithalatta daha büyük rekor kırıldığı bilgisine yer vermediler.

•Türkiye’nin “MİT altın çağını yaşıyor” haberinde “MİT, dünya tarafından en etkili 3 istihbarat biriminden biri olarak gösteriliyor” bilgisinin kaynağı yoktu, kimin ya da hangi kuruluşun böyle bir tespit yaptığı belli değildi.

•Fanatik, Trabzonspor’un Kuzey Makedonyalı oyuncusu Enis Bardhi’nin sözlerini “Savaş devam ediyor” başlığıyla yayımlayarak sporun savaşa benzetilmesini onaylamış oldu.

•EuroNews sitesinin “Türkiye ile ABD eş zamanlı olarak IŞİD’e finansman sağladığı tespit edilen 5 gerçek ve 2 tüzel kişinin mal varlıklarının dondurulmasına karar verdi” haberinde malvarlığı dondurulan gerçek ve tüzel kişilerin adları yoktu.

•Hürriyet, Milliyet ve Sabah, beş marketin fiyatları dondurduğu haberlerinde iktidarın marketlere baskısını ve bu market CEO’larının Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un toplantısına katıldığı bilgisinden hiç söz etmedi.

•Akşam, Hürriyet ve Sabah, bütün kentlerdeki yılbaşı kutlamalarını aktardıkları haberlerde sanatçı Gülşen’in İzmir’deki konserine yer vermediler.

•Karar gazetesi, Kadın Cinayetleri Önleme Platformu’nun açıklamasına dayalı ve 2022’de 334 kadının öldürüldüğü bilgisini içeren “İstanbul Sözleşmesi bitti kadına şiddet arttı” haberiyle Türkiye gazetesinin “Çekildikten sonra cinayetler azaldı” haberini tekzip etti.

***

Okur Görüşü:

Orhan Orucu: İBB Başkanı İmamoğlu’nun basın toplantısında ön sıralarda basından kimseyi göremedim. Hepsi CHP’nin bilinen isimleriydi. Basın örgütleri bu işe tavır almalı. Basın açıklaması ya da basın toplantısı ise ön planda basın emekçileri olmalı.

Hasan Yıldız: Maaş zammı belli olunca malum medya yaygarayı kopardı. Şu meslek grubu şu kadar alacak diye. Diğer yayın organları da malum medya gibi davrandı. Lütfen yeni başlayan öğretmenin maaşını yazın da millet de bizim öyle fil dişi kulelerde yaşadığımızı sanmasın.

Yüksel Kenaroğlu: Tabutlar, belediyelerin “Seyyar Reklam Panoları” olarak kullanılmamalı! Belediyeler bunu yapsa da haberlerde fotoğrafları o yazılar görünecek şekilde yayınlanmamalı.

ELEŞTİRİ, ŞİKÂYET VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: medyaombudsman@gmail.com

Devamını Oku

Analiz

Yılmaz Özdil’in saygı ve nezaketten haberi yok

Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu’nu hedef alan seviyesiz ve nezaketsiz tweetiyle ilgili tartışmalar büyüyor.

Özdil, Kılıçdaroğlu’nun vizyon toplantısında konuşmasını yaparken yer yer gözleri kapanan Selvi Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafını “Heyecan verici bir toplantı oldu…” mesajını ilave edip tweet olarak paylaşmıştı.

Güya Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması heyecandan o kadar uzaktı ki, Selvi Kılıçdaroğlu bile eşinin konuşması esnasında uyumuştu.
Yalan üzerine algı yönetimi yaptı Özdil.

Kılıçdaroğlu’nun konuşması gayet net, kararlı ve heyecan vericiydi.
Selvi Kılıçdaroğlu’nun gözlerinin kapanmasının nedeni kısa süre içinde ortaya çıktı. Selvi hanım ağır bir grip geçiriyordu ve toplantıya gelmeden önce kendisine serum bağlanmıştı.
Çok zor durumda olmasına rağmen eşini bu çok önemli toplantıda yalnız bırakmak istememişti Selvi hanım.
İsmail Saymaz bu gerçeği Halk Tv’de canlı yayında detaylarıyla anlattı.

Gerçeği araştırmadan o seviyesiz tweeti atan Özdil, hakikat ortaya çıktıktan sonra aynı nezaketsizliğe devam etti.
Tweeti silip Selvi hanımdam özür dilemeliydi, ancak yapmadı. Odatv’nın kendisini savunan sözde haberini paylaştı. Yürekten teşekkür etti Oda Tv’ye.

Ulusalcı medyanın bazı kalemşorları, istedikleri hukuksuzlukları ve zulümleri yaptığı için Erdoğan’a açıktan ya da perde arkasından destek veriyor.

Doğu Perinçek’in ve Soner Yalçın’ın elemanları taraflarını açıkça Erdoğan lehine belirtmiş durumdalar. Nedim Şener’den bahsetmeye gerek bile yok.

Nedim Şener’in abisi Yılmaz Özdil ise icraatlarını perde arkasından yürütüyor. Suret-i muhalefetten gözüküyor ama ince işçilikli yazıları ve paylaşımlarıyla Erdoğan’a çalışıyor.

Kılıçdaroğlu, çevresindeki isimlerin fizibiletisini yapıp tavrını koymadığı sürece, bu tür seviyesizliklere maruz kalmaya devam edecek.

En azından Erdoğan’a çalıştıklarını açıkca ortaya koysunlar, değil mi?

Devamını Oku

Analiz

Yandaşlıkları iktidara yetmiyor

Ana akım medyayı himayesi altına alan Erdoğan, canlı yayında yandaş gazetecilere propagandasını yapmak için talimat verdi. Yaşanan gelişmeyi değerlendiren gazeteciler, “Bizim işimiz eleştirel davranmak” ifadelerini kullandı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahmet Hakan ve Abdülkadir Selvi’ye çeşitli organizasyonlarda ödül vermişti.

İktidar olduğu dönem boyunca ana akım medyayı kontrolü altına alan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununla yetinmeyip canlı yayında yandaş gazetecilere kendisi için daha fazla çalışmaları yönünde talimat verdi.

Önceki akşam Kanal D – CNN Türk ortak yayınına katılan Erdoğan, burada iktidara yakınlığıyla bilinen gazetecilerin sorularını cevapladı. Program içerisinde Erdoğan, yeterli bir şekilde kendi propagandasını yaptığını düşünmediği Hürriyet Gazetesi Yazarı Abdülkadir Selvi’ye gözdağı verdi.

Abdülkadir Selvi’nin “Muhalefet şehir hastaneleri konusunda eleştiri yöneltiyordu, şimdi kesildi, nasıl açıklıyorsunuz?” sorusu üzerine Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan’ı işaret eden Erdoğan, “Vallahi Abdülkadir Bey köşenden gereğini yapacaksın. Ahmet Bey gereğini yapıyor” sözlerini kullandı.

Konuya ilişkin BirGün’e açıklamalarda bulunan gazeteciler, canlı yayında alenen verilen bu talimatın açıkça iktidar ve yandaş medya arasındaki ilişkiyi yansıttığını hatırlattı.

GAZETECİ ELEŞTİREL DAVRANMALI

Abdülkadir Selvi’ye yöneltilen sözün hem Ahmet Hakan hem de Selvi tarafından kabul gördüğünü dile getiren Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, “Erdoğan, bu sözleri sarf edince Abdülkadir Selvi ‘Evet’ diyor, Ahmet Hakan ise duymazdan geliyor. Bir anlamda Ahmet Hakan da Abdülkadir Selvi de Erdoğan’ın propagandasında rol aldığını kabul ediyor. Ancak gazeteci eleştirel davranır, güç odaklarının emir eri olmaz.”

Erdoğan’ın talimatından önce Selvi’nin yönelttiği sorunun gazetecilik ilkesine aykırı olduğunu ifade eden Bildirici şunları söyledi:

“Zaten Erdoğan’ın talimatı öncesinde Selvi’nin sorusu tamamen hatalı. Gazeteci sorusundan ziyade memur sorusu gibi. ‘Şehir hastanelerini muhalefet eleştiriyordu şimdi sesleri kısıldı’ dedi ama öyle bir şey yok. Muhalefet hâlâ şehir hastanelerini eleştiriyor. Etlik Şehir Hastanesi’nin açılması için 5 tane hastanenin kapatılmasına yönelik muhalefet ve bağımsız eleştirel medya, tepkilerine sonuna kadar devam etti. Selvi eleştirileri yok sayıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ‘Gereğini yapın’ derken Abdülkadir Selvi zaten yapmış oluyor.”

Faruk Bildirici, Medya Ombudsmanı

AMAÇLARI ERDOĞAN’IN TAKDİRİNİ KAZANMAK

Erdoğan’ın alenen gerçekleştirdiği talimatlarla bu kişileri zor duruma sokup sokmayacağını önemsemediğini dile getiren Bildirici, “Gazeteci ve yazarlar da Erdoğan’ın bu tür sözlerine üzülmüyor. Çünkü amaçları izleyicilerin saygınlığını kazanmaktan çok Erdoğan’ın takdirini kazanmak. Bu talimatları verdiği gazeteciler Erdoğan’ın özel yurtdışı gezilerine davet edilen, Erdoğan’ın ödüllendirdiği insanlar” ifadelerini kullandı.

Ahmet Hakan’a da parantez açan Bildirici, “Ahmet Hakan sadece o programa katılan bir yazar değil, CNN Türk’te programı olan, Hürriyet Gazetesi’nin Yayın Yönetmeni. Ahmet Hakan’ın ‘gereğini yaptığını’ Erdoğan’ın ağzından duyuyor uz” dedi.

Bildirici gazetecilik tanımı olarak ise şunları söyledi:

“Bir gazeteci için dünyanın neresinde olursa olsun gücü temsil eden bir siyasetçinin takdirine mazhar olmak övünülecek, mutlu olunacak bir şey değil. Tam tersi üzülmesi gereken bir durum. Biz gazeteciler güç odaklarını rahatsız ettiğimiz takdirde görevimizi yerine getirmiş oluruz.”

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ ORTADAN KALDIRDILAR

Sağlıklı işleyen demokrasilerde medyanın siyasi kurumu denetleyen bir yapı olduğunun altını çizen Gazeteci-Akademisyen Can Ertuna, “Bu haliyle gazeteciler ile muhatapları arasında temkinli bir yakınlık ve bir mesafe olur. Türkiye özelinde ise bu mesafe uzun bir süre önce zaten ortadan kalkmıştı. Bunu görebilmek için Cumhurbaşkanı’nın gezilerinde uçaktaki isimlere bakmak yeterli. Çünkü bu gezilerde yer alan gazeteciler için kasıtlı bir kadro oluşturuluyor ve konfor alanını sağlayan kalemler oluyor. Eleştirel medyanın, bu türde yapılan haberciliği sürdürme kararı olan televizyon kuruluşlarının çağrılmadığına şahitlik ediyoruz” dedi.

Can Ertuna, Gazeteci Akademisyen

Canlı yayında gerçekleşen talimatla birlikte göstermelik dahi olsa olayın bağımsız gazetecilik kavramıyla alakası kalmadığını işaret eden Ertuna, “Bir süre öncesine kadar kurumlar işlevini yitirmiş olsa da demokrasi görüntüsünü korumak, tahkim etmek için tasfiye edilmiyorlardı. Ama dün akşamki yayın bize artık protokolsüz, promptersiz sohbet anlarında aslında medya siyaset ilişkilerinin hangi seviyede olduğunu gösterdi” ifadelerini kullandı.

DİĞER TÜRLÜ CEZALANDIRILIRSINIZ

Ertuna, şöyle devam etti: “Bu tür gazetecilere ayrılan kaynaklar, özel ödüller ve köşeler bahşedilmesi kamuoyu nezdinde de farklı bir algıya yol açıyor. Hürriyet gazetesinin Demirören’e devredilmesinden sonra ortaya çıkan veriler çerçevesinde, bu gibi birtakım medya grupları tarafından istihdam edilen kalemlerin ve ekran yüzlerinin halk nezdinde çok da yüksek bir karşılığı olmadığını söyleyebiliriz. Ancak bu tür gazeteciler halk nezdinde karşılığı olup olmadığından ziyade ödüllendirilip ödüllendirilmediğine bakıyor. Türkiye’de bir tür gazetecilik yaparsanız ödüllendirilir, diğer türlü yaparsanız cezalandırılabilirsiniz.”

İKTİDAR SOPA İLE YÖNETİYOR

Erdoğan’ın canlı yayında Selvi’ye verdiği talimatın şaşırtıcı olmadığını aktaran Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Genel Yayın Yönetmeni Tezcan Durna şunları söyledi: “İktidara geldikten sonra tek parti dönemini sürekli despotlukla suçlayan AKP, zamanla ülkeyi daha da beter hale getirdi. Cumhuriyet’in kurulduğu dönemde, medyaya dönemin iktidarına yardım edecek işler yüklenmişti. Ancak o dönem dünyanın birçok ülkesinde sistem böyle işliyordu. Ona rağmen dönemi baskıcılıkla eleştirerek, ülkeye daha güçlü bir demokrasiyi getireceğini vadeden partinin başkanının bu hale gelmesi başkalarını şaşırtsa da beni hiç şaşırtmıyor.”

Tezcan Durna, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı G.Y.Yönetmeni

AKP iktidarının yıllardır basını ‘havuç-sopa’ ilişkisiyle yönetmeye çalıştığını dile getiren Durna, “Şimdi havuç ortadan kalktı, sadece sopa kaldı. Sopa tek işlev gören araç haline gelmiş durumda. Günümüzde bu kişiler itibarları sarsıldığı, kendi iradeleri olmadığı için kamuoyu tarafından tartışılır hale geldi” dedi.

BU İSMLERİN SÖZLERİNİN ANLAMI KALMADI

Bu tür yazarların sözlerinin herhangi bir anlamı kalmadığını belirten Durna sözlerine şöyle dem etti: “Eskiden olduğu gibi Erdoğan bu tür isimleri, halka iktidarın dilini anlatma işlevine sahip kişiler olarak değerlendiriyor. Ancak yıllardır yaptıklarıyla bu işlevi bertaraf etmiş durumda. Halk arasında artık kimse bu tür yazarlara inanmıyor. Sözlerinin hükmü olduğuna dair bir yanılmasa var ve Erdoğan bunun farkında değil. Hâlbuki Erdoğan bunu kendi eliyle yok etti ve bu tür isimler koltuklarını koruyabilmek için bunu kabul etti.”

İKTİDARIN MEDYA GRUPLARI

• Demirören Grup: Mart 2018’de Demirören Grubu Doğan Grubu’nun tüm medya varlıklarını 916 milyon dolara satın aldı. Demirören 3 gazeteye (Hürriyet, Posta ve Fanatik), iki TV kanalına (Kanal D ve CNNTURK) ve bir haber ajansına (DHA) sahip.

• Albayrak Holding: AKP’nin birçok ihalesini üstlenen Albayrak Holding, medya sektörüne 1997’de Yeni Şafak’ı satın alarak adım attı. Bunun yanı sırı holding, yedi dergi ve iki televizyonun da sahibi.

• TürkMedya: Ethem Sancak’ın sahibi olduğu “Es Yayıncılık” ve tüm medya varlıklarını 2017 yılında satın alan, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in de geçtiğimiz aylarda ismini geçirdiği Zeki Yeşildağ, Star, Akşam ve Güneş gibi yandaş gazetelere sahip.

• Kalyon Grup: AKP’nin bir başka gözdesi Kalyon Grup da medyada sözü geçenlerden. Grubun sahibi Hasan Kalyoncu’nun oğlu Ömer Faruk Kalyoncu, Turkuaz Grubu’nun sahip olduğu ATV-Sabah yayınlarını almak için Eylül 2013’te Zirve Holding’i kurdu. Zirve Holding beş gazete, dört TV, 15 dergi, 3 internet yayını, 6 radyonun sahibi.

Devamını Oku
Gazete manşetleri14 saat önce

Gazeteci Rojin Altay gözaltına alındı

Yeni Yaşam gazetesi muhabiri Rojin Altay, Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gözaltına alındı. Yeni Yaşam gazetesi muhabiri Rojin Altay, Diyarbakır’a giderken Sabiha...

Gazete manşetleri14 saat önce

Nihat Doğan’dan Oda Tv’ye ‘antidepresan’ tepkisi: Kürt çocuklarına kininiz bitmedi

Nihat Doğan, ‘Antidepresan’ şarkısını seslendirince Oda Tv, “Nihat Doğan ‘Antidepresan’ı söyledi: Mabel yatağından fırladı” başlığıyla bir haber yaptı. Doğan’dan Oda...

Diğer2 gün önce

Yine Habertürk, yine ‘yellenme’ sesi vakası!

Habertürk’te Oya Çebi’nin sunduğu “Haftalık” adlı canlı yayınlanan programda çıkan ses sosyal medyada gündem oldu. Habertürk canlı yayınlarında daha önce...

Gazete manşetleri2 gün önce

Mahsun Kırmızıgül’ün yeni filmi “Prestij Meselesi” davalık oldu

Senaryosunu Mahsun Kırmızıgül’ün kaleme aldığı, müzik yapımcısı Hilmi Topaloğlu’nun Anadolu’nun dört bir yanından yetenekli genç müzisyenleri keşfetmesini ele alan “Prestij...

Gazete manşetleri2 gün önce

Alman Stern dergisinin ‘Kundakçı Erdoğan’ kapağı ne anlama geliyor?

‘Erdoğan artık aile dışında kimseye güvenmiyor. Birçok otokratı yakalayan otokrat lanetidir bu. Çevresinde bir hayranlık ve korku karışımı var. Ve...

Gazete manşetleri3 gün önce

Ümit Alan: Türkiye’de iktidar değişirse “muhalif” medyayı zor günler bekliyor

İletişimci ve yazar Ümit Alan’ın konuk olduğu, ‘Yayınlanması Kaydıyla’ podcast serisinin yeni bölümü yayında T24 ve Podbee Media ortak yapımı...

Gazete manşetleri3 gün önce

Hazal Kaya’dan ‘dizi’ sitemi: Zor yahu!

Hazal Kaya, sosyal medyada gösterilen tepkilere, “Ulusal kanalda yayınlanan dizileri küçümsüyor olabilir miyim? Rica ediyorum gidin stresinizi başka yerde atın”...

Gazete manşetleri3 gün önce

Şahan Gökbakar’dan şiddet ve taciz tepkisi: Dokunan olmamış, rahat ve korkusuz

Kedilere şiddet uygulayan Aytuğ Koyuncu’nun kendisine tepki gösteren kadını taciz edip hakarette bulunmasına tepki gösteren Şahan Gökbakar, “2016’dan beri dokunan...

Diğer5 gün önce

RTÜK Başkanlığına Ebubekir Şahin yeniden seçildi

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığına Ebubekir Şahin üçüncü kez yeniden seçildi. Başkan Vekili ise Orhan Karadaş oldu. Radyo ve...

Gazete manşetleri5 gün önce

Otisabi Uykusuz’a böyle veda etti: Üzgün değil kızgınım

Mizah dergisi Uykusuz, bugün çıkan son sayısıyla yayın hayatına veda etti. Derginin eski çizerlerinden ‘Otisabi’ mahlaslı Yılmaz Aslantürk, yaptığı paylaşımda...

Gazete manşetleri6 gün önce

Habertürk’ten ‘annem karne hediyesi et aldı’ haberine soruşturma

Habertürk, kasaba giden bir çocuğun “Annem karne hediyesi olarak et aldı” sözlerinin yer aldığı haberle ilgili inceleme ve soruşturma başlattıklarını...

Gazete manşetleri6 gün önce

30 yıldır bitmeyen karanlık: Uğur Mumcu

24 Ocak 1993’te Ankara Karlı Sokak’ta patlatılan bomba ile katledilen gazeteci Uğur Mumcu’nun cinayeti faili meçhul olarak kaldı. Ankara’daki evinin...

Diğer7 gün önce

Gazeteci-yazar Orhan Erinç yaşamını yitirdi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin önceki başkanlarından, eski Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Orhan Erinç, 87 yaşında hayatını kaybetti. Erinç, yarın TGC...

Gazete manşetleri1 hafta önce

Sabah gazetesi, AKP’nin yaptırdığı anketi paylaştı, rakip partilerin oy oranlarına yer vermedi: “AK Parti, yüzde 41 bandını aştı”

Sabah gazetesi, AKP’nin yaptırdığı son saha araştırmalarında AKP’nin oyunun yüzde 41 bandını aştığını belirtti. Haberde araştırma şirketi ve araştırmanın künyesi...

Gazete manşetleri1 hafta önce

Hakan Ural tepkilere yanıt verdi: Bunların derdi Tayyip Bey’in kurduğu memleket

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın “Çevre ve Medya” söyleşisine konuşmacı olarak çağırılan ve tepki toplayan Hakan Ural “Bunların derdi...

Gazete manşetleri1 hafta önce

RTÜK Üyesi Taşçı’dan Rasim Ozan Kütahyalı’ya dava: Seviyesine inmem, ancak ona da pabuç bırakmam

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi İlhan Taşcı, Beyaz TV’de yayınlanan ‘Beyaz Futbol’ programında kendisine yönelik sarf ettiği sözler...

Gazete manşetleri1 hafta önce

RTÜK’ten ‘Camdaki Kız’ açıklaması: Yakından takip etmeye başladık

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, RTÜK’ün uyarılarını dikkate almayan yapımları daha yakından takip etmeye başladıklarını açıkladı....

Gazete manşetleri1 hafta önce

Tutuklu gazeteciler: Cezaevinde gazetecilik yapmamız engellendi

Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan beş kadın gazeteciye ilişkin hazırlanan rapora göre gazetecilerin iletişim hakları engellendi, haber yapmalarına izin verilmedi....

Gazete manşetleri1 hafta önce

Akit’e ‘FETÖ borsası’ suçlaması: Kaç milyon aldığınızı iyi biliyorum

Eski Akitçi Mehmet Özmen, Akit’te ‘FETÖ borsası’ kurulduğunu iddia etti, “Türkiye’nin iyi tanıdığı o işadamının FETÖ dosyasını kapatıp karşılığında kaç...

Gazete manşetleri1 hafta önce

Milliyet yazarı Elif Akar, dolandırıcılık suçlamasıyla tutuklandı

Aydın merkezli 29 ilde jandarmanın düzenlediği devre mülk dolandırıcılığı operasyonunda tutuklanan 30 şüpheliden biri de İzmir Barosu avukatlarından Elif Akar...

Öne Çıkanlar

Copyright © 2019 Medyatrend. Tüm Hakları Saklıdır.