Bizi Takip Edin

Analiz

Kirli pazarlıkların suç ortağı Rıdvan Dilmen!

Türkiye’de asgari ücretin 8 bin TL olduğunu sanan futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen’in TRT’den yıllık 8,5 milyon TL aldığı iddia edildi. Dilmen cidden böyle bir para alıyor mu? Bilmiyoruz. TRT ne kadar ücret ödediğini açıklamadı. Gerçi TRT bir açıklama yapmış olsa da, verdiği bilginin doğru olup olmayacağını da bilemeyiz. Neyse, yazımızın konusu Rıdvan Dilmen in TRT’den aldığı para değil.

Benim merak ettiğim başka bir şey var.

BİR SPOR YORUMCUSU İLE CUMHURBAŞKANI NEDEN BU KADAR SIK GÖRÜŞÜR Kİ?

Basında sürekli olarak AKP Genel Başkanı Erdoğan ile futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen’in basına kapalı bir görüşme gerçekleştirdiği haberlerini okuyoruz.

“Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen ile görüştü.”
“Erdogan, Dolmabahçe çalışma ofisinde futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen ile basına kapalı görüştü.”
“Erdoğan, Kısıklı’da bir restoranda futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen ile görüştü.”

Ülkenin cumhurbaşkanı, bir spor yorumcusu ile hangi konu nedeniyle bu kadar sık görüşür ki?

TELEKULAK NEDENİYLE GÖZALTINA ALININCA ORGANİZE ŞUBEYİ ZİYARET ETMEYE BAŞLADI

Rıdvan Dilmen’i ilk olarak 2010 yılında İstanbul Organize Şube tarafından gözaltına alınması nedeniyle tanımıştım. İstanbul’da bir suç örgütü yasa dışı telefon dinlemesi yapıyor, tanınmış ve zengin bir çok kişi de para karşılığında bu örgüte istedikleri kişilerin telefonlarını dinlettiriyordu. Dilmen de bu örgütten, NTV de bilikte çalıştığı N.Y. isimli kadının telefonlarının dinlemesini istemişti. Dilmen bu operasyon nedeniyle gözaltına alındıktan sonra Organize Şube’yi belirli aralıklarla ziyaret etmeye başlamıştı. Her ne kadar bu ziyaretlerine bir anlam veremesek de, polise yakın olmak istediği belliydi. Dilmen’in Organize Sube’ye yaptığı ziyaretler 3 Temmuz 2011 şike operasyonu sürecinde de devam etti.

DİLMEN, ŞİKE ŞÜRECİNDE ERDOĞAN İLE AZİZ YILDIRIM ARASINDA PAZARLIĞI YÜRÜTÜYORDU

3 Temmuz 2011 tarihinde organize şube tarafından şike operasyonu yapılmış; Aziz Yıldırım dahil birçok futbolcu, teknik adam ve yönetici gözaltına alınmıştı ve operasyon neticesinde Yıldırım tutuklanmıştı. Aziz Yıldırım tutuklandıktan sonra, Rıdvan Dilmen hem dönemin Başbakanı Erdoğan’ı ziyaret ediyor hem de Metris Cezaevi’ne giderek Yıldırım ile görüşüyordu. Hatta cezaevi kayıtlarına göre Dilmen, Aziz Yıldırım’ı cezaevinde bulunduğu bir yıllık süre zarfında tam 64 kez ziyaret etmiş görünüyordu. Yani bu durum Dilmen’in, Yıldırım’ı her hafta, bazen haftada iki kere ziyaret ettiği anlamına geliyordu. Dilmen, bu ziyaretler esnasında Organize Şube’ye de geliyordu.

Dilmen, şike operasyonu sonrasında Organize Şube’ye yaptığı bir ziyaretinde Aziz Yıldırım’ın yakında cezaevinden çıkacağını söylemişti. Doğrusu odada bulunanlar olarak bu durum bize pek inandırıcı gelmemişti. Zira yasaya göre şike suçunun cezası beş ile on iki yıl arasında hapis cezası olarak öngörülüyordu. Bu nedenle bu kadar ağır cezalar ile yargılanan birisinin kısa sürede cezaevinden çıkması hukuki açıdan mümkün değildi.

Rıdvan Dilmen, bizim şaşkınlığımızı gördükten sonra, Aziz Yıldırım ile Erdoğan arasında bir pazarlık olduğunu ve bu pazarlığa kendisinin aracılık ettiğini söyledi. Pazarlığa göre, Erdoğan şikeye ağır cezalar öngören yasayı değiştirip Aziz Yıldırım’ın cezaevinden çıkmasını sağlayacak, Yıldırım da buna karşılık Fenerbahçe başkanlığını bırakıp tekrar aday olmayacaktı. Ancak ilk bakışta ben şahsen buna da ihtimal vermemiştim.

ŞİKE OPERASYONUNA DESTEK VEREN ERDOĞAN YILDIRIM İLE PAZARLIĞA GİRDİ

Çünkü 3 Temmuz şike operasyonu öncesinde dosyanın içeriği konusunda ayrıntılı bir bilgi notu Başbakana iletilmek uzere bizzat tarafımca hazırlanmıştı. Bu bilgi notu da donemin il emniyet müdürü Hüseyin Çapkın tarafından Başbakan Erdoğan’a iletilmişti. Hatta il emniyet müdürü Hüseyin Çapkın, başbakanın “arkadaşların gözlerinden öperim, bu soruşturma nereye kadar gidiyorsa, sonuna kadar gitsinler, hepsini tebrik ediyorum” dediğini bize iletmişti. Sike soruşturması nedeniyle bize bu mesaji gönderen aynı Başbakanın, diğer taraftan Aziz Yıldırım ile kirli bir pazarlık içerisine girmiş olacağına doğrusu pek inanmamıştım. Ancak Rıdvan Dilmen tam da bunu söylüyordu.

İlerleyen tarihlerde cidden de 6222 sayılı şike yasası Başbakan Erdoğan’ın öncülüğünde değiştirildi. Bu yasa değişikliği sayesinde Aziz Yıldırım cezaevinden tahliye oldu. Hatta dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yasanın sadece bir kişiyi kurtarmaya yönelik özel olarak hazırlandığını belirterek yasa değişikliğini veto etti. Ancak değişiklik meclisten tekrar aynen geçerek yasalaştı. Bu yasa değişikliği, hukukun sadece güçsüz ve garibana uygulandığı, güçlünün ise cezalardan muaf olduğu bir dünyada yaşadığımızın delili olarak tarihte yerini aldı. Dilmen, Erdoğan ile Yıldırım arasındaki bu kirli pazarlığı yürüten isim olarak, Türkiye tarihinin en büyük şike dosyasının üzerini kapatmış oldu.

Ancak Aziz Yıldırım cezaevinden çıktıktan sonra Erdoğan ile vardığı anlaşmaya sadık kalmadı. Yıldırım, Fenerbahçe başkanlığını bırakmadı ve tekrar aday oldu. Rıdvan Dilmen organize subeye yaptıgı ziyarette Erdoğan’ın bu duruma çok kızdığını, kendisinin de arada kaldığını anlattı. Hatta 17-25 Aralık sureci sonrasında basına yansıyan, Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında gecen telefon görüşmelerinde Erdoğan’ın Yıldırım karşısında başkanlığa aday olan Mehmet Ali Aydınlar’ı desteklediği ve Yıldırım’ın seçimi kaybetmesi için uğraştığı görüldü.

AZİZ YILDIRIM’A YENİDEN YARGILAMA, RIDVAN DİLMEN’İN ERDOĞAN’I ZİYARETİNİN ÜRÜNÜ

Aziz Yıldırım yasa değişikliği sayesinde ağır cezalardan kurtulmuş olsa da, yargılama sonucunda 6 yıl hapis cezasına carptırıldı. Bu ceza ise Yargıtay tarafından 2014 yılı ocak ayında onandı. Yani Yıldırım’ın 2 yıl daha cezaevinde yatması gerekiyordu. Ancak Yıldırım, cezası onanmadan kısa süre önce Fransa’ya kaçmıştı. İşte tam bu süreçte Rıdvan Dilmen ile Fenerbahçe asbaşkanı Mahmut Uslu’nun Başbakan’ı ziyaret ettiği basına yansıdı. Bu görüşmeler sonrasında Aziz Yıldırım özel uçakla Fransa’dan Türkiye’ye dönerek, tam anlamıyla fake bir gövde gösterisi yaptı. Yıldırım’ 6 yıl kesinleşmiş hapis cezası olmasına rağmen, havalimanından elini kolunu sallayarak Türkiye’ye girdi. Yeniden yargılama kararı çıkana kadar yaklaşık 5 ay boyunca görüldüğü yerde yakalanıp cezaevine konulması gerekirken, serbestçe dolaştı. Bunun nasıl mümkün olduğunu ise Mahmut Uslu bir maç çıkışı yaptığı açıklamada ağzından kaçırdı. Mahmut Uslu, Yıldırım Türkiye’ye dönmeden önce Başbakan Erdoğan’ın yeniden yargılama sözü verdiğini açıkladı. Yani Yıldırım, cezası onaylanmadan önce Fransa’ya kaçmış, Erdoğan yeniden yargılama sözü verince de Türkiye’ye dönmüştü. Ve sonuçta Yıldırım, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrasında yapılan yasa değişiklikleri bahane gösterilerek yeniden yargılandı ve beraat etti. Ancak beraat kararı halen Yargıtay tarafından onanmadı.

İşte bu kirli pazarlıkları yürüten ve Türkiye tarihinin en büyük şike operasyonunun üzerinin kapatılmasına aracılık eden kişi olan Rıdvan Dilmen, değil 8,5 milyon TL, 1 TL bile alsa, devlet televizyonunda futbol yorumcusu olarak ekranlara çıkarılmamalıdır.

Yazı: Soner Koç, Kronos

https://kronos34.news/tr/cumhurbaskani-erdogan-ridvan-dilmenle-neden-bu-kadar-sik-gorusur-ki/

Analiz

“İt dalaşında” seviye “tacizci cinsel sapık”a kadar indi

“Nuh’un köpekleri” namlı Soner Yalçın ile Toygun Atilla birbirine girdi

Erdoğan’ın eski kalem müdürü Hasan Dağcı’nın Boğaz’daki yalısından yayın yapan Soner Yalçın’ın Odatv’si bugün, son zamanların en önemli medya haberini yayınladı.
Haber, “Habercilik sebebiyle istifa ettim” dedi mobbing yaptığı için istifaya zorlandığı ortaya çıktı… Kim bu ‘gazeteci’” başlığını taşıyor.

Odatv Web Tv Genel Koordinatörü Pınar Saraçoğlu, maruz kaldığı bir “cinsel taciz” olayını sosyal medya hesabından açıkladı. Odatv de personelinin paylaşımını haberleştirdi.
Hadise elbette bu şekilde doğal süreçleri içinde gelişmemiştir. Saraçoğlu’nun Soner Yalçın’ın talimatıyla paylaşım yaptığını anlamamak saflık olur.

Saraçoğlu ilk paylaşımında şunları yazdı: “İşyerindeki mobbing’i eve gelecek kadar artıran bir eski kulağı kesik gazeteci ayrılışını haberciliğe bağlıyor ya pes artık! Patronlar katı da öğrenecek gerçek yüzünü…”

İsim vermeden şöyle devam etti Saraçoğlu mesajlarına: “Medya dünyası böyledir: Kadın gazeteci mobbinge uğrar. Mobbing yapan genel yayın yönetmenliğine devam eder, eski kurumundan gazetecilik sebebiyle ayrıldığını, ne büyük gazeteci olduğunu anlatır. Sermaye dünyası bu cinsel sabıka kol kanat gerer. Bu medya devranı böyle sürecek mi?”

Saraçoğlu devam eden mesajlarında uğradığı mobbinglerden dolayı altı aydır psikolojik tedavi gördüğünü belirtti, kendisine mobbing uygulayan “gazeteci” hakkında da ipuçları verdi.

Medyatrend olarak Odatv’deki haberin tamamını daha önce yayınladığımız için aynı hususları tekrar etmeyeceğim.
Saraçoğlu’nun verdiği ipuçları üzerinden yürüyüp o “tacizci cinsel sapık gazeteci”nin kim olduğunu bulmaya çalışacağım.
Saraçoğlu paylaşımlarında sürekli “patronlar katı” diyor, bu önemli bir veri. Ayrıca o gazetecinin dişini yaptıracak parayı borç aldığını belirtiyor. Ki bu bu bilgide onu çok yakından tanıdığını gösteriyor.

O gazetecinin “Aylık reklam geliri milyonlar olan patronlar haber sitesini sadece beş yüz bin tl’ye aldığını” ifade ediyor, nasıl alabildiğini sorguluyor. “Kim kullanıyor bu mobbing’ciyi? Hepsi çıkacak ortaya… Az kaldı!” diyerek o gazeteciyi finanse edenlere de aba altından sopa gösteriyor.
Tacizin detaylarını da şöyle anlatıyor Pınar Saraçoğlu: “Genel yayın yönetmeniydi… “Nişantaşı’na geleceğim, dışarıda bir kahve içelim” dedi. Sonra “konum atar mısın” dedi. Şaşırdım. 10 dakika sonra evime geldi. Şoke oldum. Tuhaf tuhaf konuştu. Tuvalete girdi. “Dışarıda normalde tuvalete girmem” dedi. Yakında hepsini anlatacağım.”

O gazeteci, bir genel yayın yönetmeniymiş, Saraçoğlu ile amirane konuşabiliyormuş, onun evine kadar gelmiş. Çember daralıyor.

Haberin nihayetinde Pınar Saraçoğlu’nun kendisine mobbing uygulayan şahıs hakkında hukuki süreç başlatarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi vereceği belirtiliyor. “Tüm Türkiye bu mobbing yapan yöneticinin kim olduğunu öğrenecek” deniyor.

Kim o Patronlar haber sitesini satın alan tacizci cinsel sapık genel yayın yönetmeni gazeteci acaba?

Evet, başlıkta da belirttiğimiz üzere Pınar Saraçoğlu ve Odatv’nin işaret ettiği isim, Odatv’nin eski genel yayın yönetmeni Toygun Atilla.

Saraçoğlu’nun 500 bin liraya satın aldığını söylediği sitenin tam adı da Patronlar Dünyası.

Toygun Atilla, 2021 yılında Hürriyet’ten emekli olup Odatv’ye transfer olmuş ve genel yayın yönetmenliğini üstlenmişti. Yaklaşık 2 yıl Odatv’nin genel yayın yönetmenliğini yaptı.
Eskiden olduğu gibi, patron-personel olarak birlikte çalışırken de Soner Yalçın’la birlikte çok “tetik” çekti, bir çok karakter suikastına ve operasyonel habere imza attı.
Hilal Kaplan’ın eski eşi Suheyb Öğüt’ten boşanması ile ilgili haber nedeniyle, Soner Yalçın’la birlikte, Kaplan’ın “Nuh’un köpekleri” iltifatına mazhar oldu. “İltifat” ifadesini özellikle kullandım.
Neyse…

Toygun Atilla, geçtiğimiz Şubat ayında istifa ederek Odatv’den ayrıldı. Ayrıldığını açıkladığı mesajında, “veda artık bir zorunluluktu” diyerek habercilik kriterlerine uyulmadığı için istifa ettiğini ileri sürdü.
Akabinde de Patronlar Dünyası adlı siteyi satın alıp genel yayın yönetmenliğini yapmaya başladı.

“Atilla emniyet muhabiridir, ne anlar ekonomiden, iş dünyasından?” demeyin, çünkü AKP medyasında bir makam sahibi olmak için “sadık besleme” olmak yeterli.
Pınar Saraçoğlu’nun ve Odatv’nin “tacizci cinsel sapık” olarak etiketlediği Toygun Atilla, şimdi Patronlar Dünyası’nda Saray yalakası haberler yayınlıyor.
Ayrılığın üstünden 5 ay geçtikten sonra, Soner Yalçın onu hedef tahtasına oturttuğuna göre, belli ki çok acıtacak şekilde nasırına basmış.
Canı o kadar acımış ki, Toygun Atilla’yı finanse edenleri, isimlerini açıklamakla tehdit ediyor.
Toygun Atilla bu ağır suçlamaları ve hakaretleri karşılıksız bırakmaz muhtemelen.
Soner Yalçın’ın “tacizci cinsel sapık” etiketlemesine nasıl cevap vereceğini yakında görürürüz…
Bakalım “Nuh’un köpekleri” arasındaki “it dalaşı” nereye doğru evrilecek…

Devamını Oku

Analiz

Ergenekon medyası Erdoğan’ın safında kabak gibi ortaya çıktı

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde yaşananlar ve de adaylıktan çekildiğini açıkladığı andan itibaren gösterilen tepkiler, Türkiye’de kimlerin kimlerle iş tuttuğunun anlaşılması açısından tarihe eşsiz bir not düşülmesine vesile oldu.

Muharrem İnce’nin Erdoğan’ın projesi olduğu ilk günden itibaren biliniyordu ancak bu hakikatin kendi ifadeleriyle gün gibi ortaya çıkması, seçim döneminin en önemli gelişmelerinden biri oldu.

İnce adaylıktan çekilirken, kendisi ile ilgili piyasaya sürülen kumpas videoları için tam da Erdoğan’ın ve trollerin istediği şekilde CHP’yi ve Gülen Cemaati’ni suçladı.

Erdoğan da İnce’ye destek verip, “Nasıl bıraktı? O da yarın bilemediniz cumartesi günü ortaya çıkar. Bunların işi gücü fırıldak” dedi. Projenin sahibinin kendisinin olduğunu ayan beyan itiraf etti bu sözleriyle.

Hemen sonrasında anlaşıldı ki, Ali Yeşildağ adına açılan hesaplardandan yapılan operasyonun arkasında Aktroller vardı. Gazeteci Cevheri Güven, videoları hazırlayıp piyasa bizzat Aktroller olduğuduğunu teknik analizleri ile birlikte açıkladı.

Saraydan kumanda edilen operasyon sırasında Soner Yalçın, ODA Tv, Fidel Okan ve Yılmaz Özdil gibi Ergenekoncu isimler, açıkça saflarını belli ettiler, yani Erdoğan’ın yanında olduklarını ortaya koymuş oldular.
Muharrem İnce’nin avukatı ve Memleket Partisi Milletvekili adayı olan Fidel Okan, müvekkili gibi kasetlerden CHP’yi ve Gülen Cemaati’ni sorumlu tuttu. Akabinde de cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ı desteklediğini açıkladı.
Okan, Ergenekoncularla temas halinde, Serhat ve Berat Albayrak’ın operasyon aparatı olarak yıllarca A Haber’de boy gösterdi. Bu seçim sürecinde de Ergenekoncularla eşgüdüm halinde Muharrem İnce’nin yanında konuşlandı, hemen akabinde de Erdoğan’a dümen kırdı.

Aynı şekilde Soner Yalçın ve sahibi olduğu ODA Tv de Muharrem İnce’yi Erdoğan’a verdikleri desteğin paravanı olarak kullandılar. Muharrem İnce’nin CHP ve Gülen Cemaati tarafından mağdur edildiği tezini işlediler. Bu sayede hem İnce’ye mağduriyet payesi vermeye çalıştılar hem de CHP’nin Gülen Cemaati ile ittifak ettiği algısına delil üretmek çaba harcadılar.

İnce adaylıktan çekilince de kurguladıkları bu iki algıyı piyasaya sürüp CHP’ye yakın İnce taraftarı seçmeni Erdoğan’a kanalize etmek istediler.

Yılmaz Özdil de bu projenin bir paydaşı olarak her fırsatta aynı tezi işledi ve “Eskiden feto infaz ederdi, Akpliler sevinirdi, şimdi feto infaz ediyor, Chpliler seviniyor, ama gene de siz bilirsiniz tabii…” şeklinde attığı tweetiyle duruşunu kamuoyuna ilan etti.

Kasetli kumpasın Aktroller tarafından icra edildiği açıkça ortaya serilmesine rağmen, tweetini silme gereği duymadı Özdil. Özür vesaire hak getire…

Gazeteci Adem Yavuz Arslan da şu tweetiyle manzarayı ayniyle ve dört başı mamur şekilde analiz etti: “”Bugünlerde iyi bir şey de oluyor; @vekilince komplosu sayesinde ‘kadro’ kabak gibi ortaya çıktı. @RTErdogan baktı seçimi kazanamıyor, tam saha pres yaptırıyor. Oyuncular, yedekler, rakip takımlardaki kriptoları sahaya sürdüler.” LİNK
Evet, Erdoğan ilk kez bu denli derin hissettiği kaybetme endişesiyle elindeki yedeğiyle, kriptosuyla bir çok kozunu masaya sürdü. Takke düştü kel göründü; saray yanaşması Ergenekoncu kadro kabak gibi ortaya çıktı.
Bir yerde de iyi oldu…

Devamını Oku

Analiz

Gazetecilik refleksi işbaşında

Gazetecilik refleksi olmasaydı eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesi, belki de bir üçüncü sayfa haberi olarak geçip gidecekti. Üç maymunu oynayan iktidar ve medyasına kalsa MHP ve Ülkü Ocakları yöneticileri, özel harekât polisleri ve mafya elemanlarının karıştığı “siyasi” bir cinayet olduğunu öğrenemeyecektik.

İlk harekete geçen gazeteciler Deutsche Welle’den Alican Uludağ ve Yeniçağ’dan Yavuz Selim Demirağ’dı. 30 Aralık günü saat 15.06’da sosyal medyadaki paylaşımıyla cinayeti duyuran Uludağ, akşam da “Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin ilginç bir durum var. Ne Devlet Bahçeli ne MHP’li vekiller ne de Ülkü Ocakları herhangi bir başsağlığı mesajı yayımlamadı” paylaşmıyla cinayetin siyasi yanına ilişkin işaret fişeği attı. Ardından “Sinan Ateş cinayetiyle ilgili bilgiler netleşiyor” diyerek gözaltı ve arananlar hakkında bilgi verdi paylaşımında.

Aynı gece Uludağ’ı, Demirağ’ın Twitter’daki paylaşımları izledi. “Sinan Ateş’in mesubiyeti ile gurur duyduğu kuruluşlardaki anlamlı sessizlik canımı sıkıyor” diye yazdı o da. Ardından Oda TV ise “Başkent Suikastine ‘Devlet’ neden sessiz” sorusunu yöneltti.

İsmail Saymaz’ın Halk TV’deki programda cinayete ilişkin ayrıntılı konuşmasının ardından Ankara Valiliği “çalışmaların devam ettiği” açıklamasını yapmak zorunda kaldı. Zaten haber kanalları Halk TV, Tele1, Cadde TV ve KRT TV’nin ilk andan itibaren cinayete ilişkin gelişmelerin üzerinde durmaları olayın öneminin fark edilmesinde etkili oldu.

Katillerin adresi ve arka planı hakkındaki ayrıntılı bilgiler 1 Ocak günü yine Alican Uludağ ve Yavuz Selim Demirağ’ın paylaşımlarıyla geldi. Uludağ’ın, birbirini izleyen 10 paylaşımı “Cinayette Ülkü Ocakları/MHP bağlantısı ilk kez tespit edildi. Bu kapsamda eski Ülkü Ocakları Maltepe Şube yöneticisi Ufuk Köktürk gözaltına alındı” diye başlıyordu.

Demirağ da peş peşe paylaşımlarla “Sinan Ateş suikastı siyasi cinayettir. Azmettirenler kriminal çeteyi taşeron olarak kullanmıştır” deyip olaya karışanların isimlerini verdi; sonra da KRT TV, Halk TV ve Tele 1’deki programlara çıkarak öğrendiklerini aktarmayı sürdürdü.

2 Ocak’ta BirGün’den Timur Soykan ve Cadde TV’den Serdar Akinan da devreye girdi. Soykan, Uludağ’ın paylaşımlarının üzerine yeni bilgiler ekledi. Akinan ise “Sinan Ateş’in katilleri Ankara’ya çakarlı arabayla mı geldi? Kim sakladı?” sorusunu gündeme getirdi.

Ağırlıklı olarak sosyal medyadaki paylaşımlar üzerinden giden bilgi akışı, 3 Ocak’tan itibaren yerini medyadaki haberlere bıraktı. Tolga Şardan’ın T24’deki Ülkücü camiadaki iç çatışmanın Mersin’e uzanan geçmişini ortaya koyan “Çukurambar cinayeti ve Mersin’deki ülkücü çatışmasından yansıyanlar” başlıklı yazısını TV’ler ve internet siteleri de alıntıladı. Uludağ’ın, DW’deki “Sinan Ateş cinayeti MHP’li isimlere uzanıyor”, İsmail Saymaz’ın, halktv.com.tr’deki “Sinan Ateş’in son iki haftası: Üç yeni bilgi” ve BirGün’ün “Sinan Ateş cinayeti bir iç hesaplaşma mı” haberleri de cinayetin izini sürmek için kritik veriler içeriyordu.

Bu haberleri Timur Soykan’ın BirGün’de cinayete giden süreci tüm yönleriyle aktaran “Kırmızı pazartesi” yazısı, DW’de Alican Uludağ’ın “Tetikçi kaçtı mı?” ve “İki özel harekât polisi tutuklandı” haberleri, halktv.com.tr’de İsmail Saymaz’ın “FETÖ’cü denilen Ateş FETÖ Komisyonu’nun başındaydı”, “Hasan Ferit Gedik’ten aranırken Sinan Ateş’i öldürttü” yazıları,

T24’te Tolga Şardan’ın “İşte o gece: MHP’li Kılavuz’un evinde yaşananlar” yazısı ve Asuman Aranca’nın tutuklananların ifadelerini yansıtan üç haberi, Gazete Duvar’da Ferhat Yaşar’ın “Gülsuyu’ndan Dodo dedikoduları” ile ifadelere ilişkin haberleri izledi.

Eleştirel medyanın alıntıladığı bu paylaşım, yazı ve haberler, Sinan Ateş cinayetinin boyutunun ve uzandığı odakların açığa çıkarılmasında belirleyici rol oynadı. Başta ilgisiz kalan medyanın odaklanması sağlandı; kamuoyu ve muhalefet partilerinin de dikkati çekildi.

Susurluk skandalı benzeri siyaset-polis-mafya üçgeninde işlenen bir cinayeti gözler önüne seren bu gazeteci arkadaşlarımızı tebrik etmek gerek. Ancak bir gazeteci edindiği bilgiyi sosyal medyada paylaşmak yerine öncelikli olarak kendi medya kuruluşunda haber yapmalı.

Haber yapmadan bilgi paylaşımında bulunmak hem o bilginin editoryal sürecin dışına çıkmasına neden oluyor; hem de gazetecinin bağlı bulunduğu medya kuruluşunun tutumu konusunda çelişkili algı yaratıyor. Ne de olsa gazetecilik takım oyunudur…

***

BALIK HAFIZALI MEDYA

Balık hafızalı olmak iktidarı destekleyen medyanın işine geliyor sanırım. Aksi halde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Emeklilikte Yaşa Takılanlar” hakkındaki açıklamalarını “EYT’linin bayram günü”, “Emeklilik müjdesi” manşetleriyle yayımlayamazlardı.

Zira EYT’lilerle birlikte sevinç çığlıkları atan, düğün bayram manşetleri atan iktidar medyası iki yıl önce de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz bunu politik hesaplarla yapmayız ve yapmayacağız da. Beni bu yola asla teşvik etmeyin” sözlerini manşet yapmıştı:

“EYT’yi uygulayan iflas eder (Akşam), Kaybetsem de EYT’de yokum (Hürriyet), EYT’ye noktayı koydu (Milliyet), Milletimin zararına olan hiçbir işte yokum (Sabah), Seçimi kaybetsem bile EYT yok (Türkiye), EYT’ye son noktayı koydu (Yeni Şafak).”

Erdoğan’ın 17 Kasım 2019’da yayımlanan EYT karşıtı bu açıklamalarına en büyük destek de Turkuvaz Grubu’ndan gelmiş; Sabah üç gün sonra da “Erken emekliliğin ağır faturasını herkes ödüyor” manşetiyle çıkmıştı. Dilek Güngör’ün hazırladığı sayfada EYT’nin sakıncaları anlatılmış; “muhalefetin oy uğruna EYT’lilere destek verdiği” savunulmuştu. Sabah yazarları Engin Ardıç, “Koparılan EYT yaygarası”, Melih Altınok, “Cumhurbaşkanının popülizme teslim olmaması takdire şayan”, Mevlüt Tezel de “Gençlerden hiç itiraz gelmiyor, aksine muhalefet olsun diye EYT’lileri destekliyorlar” diyerek desteklemişlerdi Erdoğan’ın EYT karşıtı sözlerini.

Şimdi sanki bunlar hiç yazılmamış, söylenmemiş gibi. Erdoğan ile birlikte EYT karşıtlığından çark eden iktidar medyası, bu manevrayı okur ve izleyicilerine açıklama gereği bile hissetmedi. Erdoğan’ın EYT karşıtı sözlerini anımsatma görevi yine bağımsız ve eleştirel medyaya düştü.

İktidar medyası, EYT ile ilgili yasa teklifi bu hafta Meclis’e geldiğinde de büyük olasılıkla aynı tavrı sürdürecek ama bereket ki, eleştirel medyanın hafızası yerinde.

***

TEK CÜMLEYLE:

•Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Brezilya’ya giden gazeteciler, uçaktaki söyleşide, Suriye medyasındaki “Türkiye’nin askerlerini geri çekmeyi kabul ettiği” haberleriyle ilgili sorunun yanıtı “off the record” (kayıt dışı) olduğu için yayımlamadılar; “Suriyeli muhalifleri satmayız” cümlesi ise Bakanlığın kontrolünden geçen deşifre metninden çıkartıldı.

•Hürriyet, Milat, Sabah, Yeni Akit ve Yeni Şafak’ta “Çat kapı haciz kalkıyor” gibi başlıklarla sunulan “7.Yargı Paketi” haberlerinin kaynağı Adalet Bakanlığı’nın bilgi notuydu.

•AHaber, Sabah, Yeni Şafak, Yeni Akit, 24TV, “Teröristbaşı Duran Kalkan’dan muhalefete ittifak çağrısı” haberlerinde Duran Kalkan’ın “AKP-MHP yıkılırken onun yerine CHP gibi bir iktidar gelemez. Gerçek bir demokratik gücün gelmesi lazım. Çünkü pek fazla bir farkı yok CHP’nin” sözleri ayıklandı.

•Foreign Policy dergisinin haberindeki “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Starbucks’ın Türkiye’de faaliyete geçmesinden daha uzun süre ülkeyi yönettiği” esprisi Milliyet internette “Erdoğan ülkedeki Starbucks dükkânlarının sayısından daha fazla Türkiye’yi yönetti” diye çevrildi!

•Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasını “Cemevleri de dahil tüm ibadethanelerde doğalgaza indirim” yerine “İbadethanelerde, cemevlerinde kullanılan doğalgazda indirim” diye duyuran medya, cemevlerinin de ibadethane olduğu gerçeğini göz ardı etti.

•Öldürülen Sinan Ateş’in fotoğrafında iki kızının yüzlerinin kapatılmadan yayımlanması mahremiyet ihlali ve yaşamlarının olumsuz etkilenme olasılığı nedeniyle yanlıştı.

•Köşk Kaymakamı’nın tekzibinin yayımlamasıyla yetinmeyen Aydın Sulh Ceza Hâkimliği, Evrensel’e aynı metni “iki internet sitesi ile iki gazetede” ilan gibi yayımlatma cezası vererek basın tarihinde eşi görülmemiş bir hukuksuzluğa imza attı.

•OdaTV’nin ayrımcı yaklaşım içeren “Suriyeli simitçi; yaşlı, hasta, engelli ve hamileler için ayrılan koltuğa simitlerini koydu” haberinin unsurları da eksikti, hiç çalışılmamıştı.

•Hürriyet, Milliyet, Sabah, Yeni Şafak, Erdoğan’ın sözlerine dayanarak “ihracatta rekor kırıldığı” haberlerinde ithalatta daha büyük rekor kırıldığı bilgisine yer vermediler.

•Türkiye’nin “MİT altın çağını yaşıyor” haberinde “MİT, dünya tarafından en etkili 3 istihbarat biriminden biri olarak gösteriliyor” bilgisinin kaynağı yoktu, kimin ya da hangi kuruluşun böyle bir tespit yaptığı belli değildi.

•Fanatik, Trabzonspor’un Kuzey Makedonyalı oyuncusu Enis Bardhi’nin sözlerini “Savaş devam ediyor” başlığıyla yayımlayarak sporun savaşa benzetilmesini onaylamış oldu.

•EuroNews sitesinin “Türkiye ile ABD eş zamanlı olarak IŞİD’e finansman sağladığı tespit edilen 5 gerçek ve 2 tüzel kişinin mal varlıklarının dondurulmasına karar verdi” haberinde malvarlığı dondurulan gerçek ve tüzel kişilerin adları yoktu.

•Hürriyet, Milliyet ve Sabah, beş marketin fiyatları dondurduğu haberlerinde iktidarın marketlere baskısını ve bu market CEO’larının Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un toplantısına katıldığı bilgisinden hiç söz etmedi.

•Akşam, Hürriyet ve Sabah, bütün kentlerdeki yılbaşı kutlamalarını aktardıkları haberlerde sanatçı Gülşen’in İzmir’deki konserine yer vermediler.

•Karar gazetesi, Kadın Cinayetleri Önleme Platformu’nun açıklamasına dayalı ve 2022’de 334 kadının öldürüldüğü bilgisini içeren “İstanbul Sözleşmesi bitti kadına şiddet arttı” haberiyle Türkiye gazetesinin “Çekildikten sonra cinayetler azaldı” haberini tekzip etti.

***

Okur Görüşü:

Orhan Orucu: İBB Başkanı İmamoğlu’nun basın toplantısında ön sıralarda basından kimseyi göremedim. Hepsi CHP’nin bilinen isimleriydi. Basın örgütleri bu işe tavır almalı. Basın açıklaması ya da basın toplantısı ise ön planda basın emekçileri olmalı.

Hasan Yıldız: Maaş zammı belli olunca malum medya yaygarayı kopardı. Şu meslek grubu şu kadar alacak diye. Diğer yayın organları da malum medya gibi davrandı. Lütfen yeni başlayan öğretmenin maaşını yazın da millet de bizim öyle fil dişi kulelerde yaşadığımızı sanmasın.

Yüksel Kenaroğlu: Tabutlar, belediyelerin “Seyyar Reklam Panoları” olarak kullanılmamalı! Belediyeler bunu yapsa da haberlerde fotoğrafları o yazılar görünecek şekilde yayınlanmamalı.

ELEŞTİRİ, ŞİKÂYET VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: medyaombudsman@gmail.com

Devamını Oku
Gazete manşetleri4 ay önce

Mustafa Sandal’dan Aleyna Tilki’ye tavsiye: Bırak dışarıyı, şarkılarına konsantre ol

Mustafa Sandal, Aleyna Tilki ve menajeri arasında yaşanan tartışma hakkında, “Bunlar her zaman olacak, onun daha çok hırslanıp, daha çok...

Gazete manşetleri5 ay önce

Metin Uca trafik kazası geçirdi. Bir hafta yoğun bakımda tedavi görecek

Televizyon programcısı ve sunucusu Metin Uca trafik kazası geçirdi. Uca’nın sosyal medya hesabından “Kartal Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi Nöroloji...

Gazete manşetleri5 ay önce

Şarkıcı Banu Parlak serbest bırakıldı

Kooperatif dolandırıcılığıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şarkıcı ve sosyal medya fenomeni Banu Parlak, çıkarıldığı adli makamlarca serbest bırakıldı....

Gazete manşetleri5 ay önce

Gazeteci Cengiz Erdinç, yurtdışı yasağı konularak serbest bırakıldıv

Gözaltına alınan gazeteci Cengiz Erdinç, yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında...

Gazete manşetleri7 ay önce

Canlı yayında küfür eden Serdar Ortaç açıkladı: 2 şişe alkol, 10 tane ilaç içmiştim

Serdar Ortaç TikTok’a küfür etme nedenini açıkladı. Sinir krizi geçirdiğini öne süren Ortaç, “TikTok’u ben nasıl kapatacağım abi? Onu devlet...

Gazete manşetleri7 ay önce

Siyasete gireceğini söylemişti: Hakan Peker ilk hamlesini yaptı

Bir dönemin popüler şarkıcılarından Hakan Peker, siyasete gireceği yönündeki açıklamasının ardından ilk hamlesini yaptı. Safranbolu Belediye Başkanı olmak isteyen Peker,...

Gazete manşetleri7 ay önce

TV programında evinin yenilendiğini gören ev sahibi mahkemeye gitti

Kiracı olan diş hekimliği öğrencisi, bir TV programıyla görüşüp oturduğu evi baştan aşağı değiştirtti. Program TV’de yayınlanınca ev sahibi evdeki...

Gazete manşetleri8 ay önce

Demirören Medya Grubu hakkında yeni iddia: Yurtdışı ofisleri kapatıldı

Bir süredir küçülme haberleriyle gündeme gelen Demirören grubunda Brüksel, Washington ve Atina bürolarının kapatıldığı iddia edildi. Medyaspot’un haberine göre; bulundukları...

Gazete manşetleri8 ay önce

1 günlük yayın yönetmenliği yapan Celalettin Can tutuklandı

Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma çerçevesinde 1 günlük yayın yönetmenliği yapan Celalettin Can’ın tutuklandığı bildirildi. 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can,...

Gazete manşetleri8 ay önce

İddia: TRT, bikinili fotoğrafı sonrası Leyla Tanlar’ı diziden çıkardı

TRT’nin yeni dönem dizisi ‘Selahaddin Eyyubi’de yer alan Leyla Tanlar’ın sosyal medyada paylaştığı bikinili fotoğrafı sonrası kadrodan çıkarıldığı öne sürüldü....

Gazete manşetleri8 ay önce

Gazeteci Gökhan Özbek gözaltına alındı

Gazeteci Gökhan Özbek, sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunarak gözaltına alındığını duyurdu. 23 Derece haber sitesinin sahibi gazeteci Gökhan Özbek,...

Gazete manşetleri8 ay önce

Oğuzhan Uğur ve Robot Sophia arasındaki diyalog sosyal medyada gündem oldu

Dünyada vatandaşlığa kabul edilen ilk robot olan Sophia, Oğuzhan Uğur’un sunduğu ‘Mevzular Açık Mikrofon’ programına katıldı. Programın tanıtım videosundaki diyaloglar,...

Gazete manşetleri8 ay önce

TRT ABD’de vatandaşın parasını kimler için çarçur ediyor ?

ABD’de şirketleşen ‘TRT Amerika Inc’ Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun yaptığı harcamalar dudak uçuklatıyor. TRT-USA’ya her yıl milyonlarca dolar akıtılırken sadece...

Gazete manşetleri8 ay önce

Şebnem Paker müzik öğretmeni olarak Milas’a atandı

Eurovision Müzik Yarışması’nda üçüncülük elde eden Şebnem Paker, Milas’taki Kırcağız Ortaokulu’na müzik öğretmeni olarak atandı. 1997 yılında İrlanda’nın Dublin kentinde...

Gazete manşetleri8 ay önce

Kibariye, sahneden Erdoğan çiftine seslendi: Götürdük malları valla

Kibariye, sahneden Erdoğan çiftine seslendi: Götürdük malları vallahttps://t.co/izJ9wAIkwM pic.twitter.com/TGAenBaGxh — BirGün Gazetesi (@BirGun_Gazetesi) August 24, 2023 AKP’nin 22. Kuruluş Yıldönümü...

Gazete manşetleri8 ay önce

Serdar Ortaç: Namaza başlayacağım ama zamanı değil, 60’larda

Ünlü şarkıcı Serdar Ortaç, “Namaza başlayacağım ama zamanı değil, 60’larda” dedi. Ortaç ayrıca, köye yerleşeceğini ve son bir veda turnesi...

Gazete manşetleri8 ay önce

Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’den Ahmet Altan ve Osman Kavala mesajı

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, sürgün temalı bir etkinlikte yaptığı konuşmada, hapse atılan gazeteci ve aydınlar arasında Ahmet Altan ve Osman...

Gazete manşetleri8 ay önce

Ödül alan kadın gazeteciyi hedef alan Karakaş’a İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nden tepki

Bir radyo programında gazeteci Çağla Geniş’i hedef alan açıklamalar yapan Murat Karakaş’a İzmir Gazeteciler Cemiyet tepki gösterdi. Cemiyet tarafından yapılan...

Gazete manşetleri8 ay önce

Müzisyen Emel Çiftçi tutuklandı

Diyarbakır’da sabah saatlerinde hastaneye tedavi olmak için giden Kürt sanatçı Emel Çiftçi, yakalama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı. Ankara ve...

Gazete manşetleri8 ay önce

RTÜK’ten VOA Türkçe’ye lisans için 72 saat süre

RTÜK, VOA Türkçe’ye lisans başvurusunda bulunması için 72 saat süre tanıdı. Başvuru olmazsa “voaturkce.com” alan adı engellenecek. Radyo ve Televizyon...

Öne Çıkanlar

Copyright © 2019 Medyatrend. Tüm Hakları Saklıdır.