Bizi Takip Edin

Analiz

Hayrettin Karaman’dan şok suçlama: Fetva karşılığı rüşvet teklif ediyorlar!

Medya Trend Özel Analiz

Karar yazarı Akif Peki, ilahiyatçı Hayrettin Karaman’ın İstanbul’daki büyükşehir belediye başkanlığı seçimleri öncesi kaleme aldığı “Doğrucu Davud olmak” ve “Kötüyü ayıklamak” başlığıyla iki yazısını hatırlattı. 

İktidarı yıpratacak ve muhalefete koz verecekse yolsuzluktan, haksızlıktan, torpilden şikayet etmeyi doğru bulmuyordu Karaman.

“Özetle; iktidarlar adalet, hakkaniyet, likayat, dürüstlük konularında hataya düşebilir, çürüme ve bozulmalar yaşayabilir, doğruluktan sapabilirdi. Ama düşmana (siyasi muhalefet oluyor) koz verecekse bunlardan yakınmak caiz değildi” ifadelerini kullandı Beki.

Geç de olsa Karaman’ın o fetvadan dönmüş göründüğünü kaydetti.

Akif Beki’nin işaret ettiği üzere, Erdoğan’ın ve AKP’nin yolsuzluklarını ve hukuksuzluklarını meşrulaştıran fetvalarıyla taban tabana zıt bir görüş açıkladı Hayrettin hoca.

Peki ama neden?

Doğruluğuna kesin gözüyle bakabileceğimiz tahminler yürütebiliriz ama gerek yok.

Tarih, Karaman’ın “Yolsuzluk hırsızlık değildir” ve “İhale alan iş adamından bağış alınabilir” şeklindeki Erdoğan’ın hukuksuzluklarını meşru gösteren birçok fetvasını kaydetti.

Şimdi o fetvalardan geri dönmüş gibi bir görüntü vermesinin pek kıymeti yok.

Lakin bizim dikkat çekmez istediğimiz başka bir husus var.

Karaman yazısında kendisinden ihaleye fesat karıştırma ve atamalarda adam kayırma gibi durumlar için fetva isteyenlerin olduğunu, bunların kendisine “iyilik” adı altında rüşvet teklif ettiğini itiraf etti.

İstedikleri fetvayı vermediğinde ise saygı ve hasret cümlelerinin yerini “biz de sizi şey belledik geldik” ifadelerinin aldığını anlattı.  

Şunları yazdı Erdoğan’ın hocası: “Kendilerine “O kişi o makama ehil değil, sırada ehil olanlar var ve bekliyorlar, atanma onların hakkı, o ihale, şartları kim taşıyorsa ona verilmelidir, sizin istediğiniz ‘şartları taşımayan, ihaleyi alması kamunun yararına olmayan’ bir menfaat talebi… dendiğinde, daha önce sevgi, saygı, hasret cümleleri döktürenler birden kararıyor ve değişmeyen “argümanını” heyecanla dile getiriyorlar: Ama herkes yapıyor, biz de sizi şey belledik geldik, gerekirse biz de size bir “iyilik” yaparız…”

Karaman kendisinden fetva isteyen bu kişilerin kim ve hangi kesimden olduğunu açık etmedi.

Lakin ondan AKP’lilerin dışında fetva isteyecek kimse yok.

Devletten ihale alabilen ve bürokrasi kademelerine atama yaptırabilen de kimse yok AKP’lilerden başka.

İhaleye fesat karıştırma ve atamalarda adam kayırma fetvası istiyorlarmış. Fetvayı almakta güçlük çekince de rüşvet teklif ediyormuş AKP’liler.

Şaşırdık mı? Elbette hayır!

Karaman’a asıl düşen vazife ise hukuksuzluğa kılıf diktiği bunca fetvanın ardından elini yıkayıp çıkmaya çalışmak değil, AKP’lilerin bu aymazca taleplerle neden kendisinin kapısını çaldığını düşünmek olmalı.

Biz de bir soru soralım Hayrettin hocaya:

Milyonlarca insanın kul hakkını ihlal eden yolsuzluklara, haksızlıklara dini, menfaati için sömürerek fetva vereni namaz, oruç ve hac kurtarır mı?  

Analiz

Yandaşlıkları iktidara yetmiyor

Ana akım medyayı himayesi altına alan Erdoğan, canlı yayında yandaş gazetecilere propagandasını yapmak için talimat verdi. Yaşanan gelişmeyi değerlendiren gazeteciler, “Bizim işimiz eleştirel davranmak” ifadelerini kullandı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahmet Hakan ve Abdülkadir Selvi’ye çeşitli organizasyonlarda ödül vermişti.

İktidar olduğu dönem boyunca ana akım medyayı kontrolü altına alan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununla yetinmeyip canlı yayında yandaş gazetecilere kendisi için daha fazla çalışmaları yönünde talimat verdi.

Önceki akşam Kanal D – CNN Türk ortak yayınına katılan Erdoğan, burada iktidara yakınlığıyla bilinen gazetecilerin sorularını cevapladı. Program içerisinde Erdoğan, yeterli bir şekilde kendi propagandasını yaptığını düşünmediği Hürriyet Gazetesi Yazarı Abdülkadir Selvi’ye gözdağı verdi.

Abdülkadir Selvi’nin “Muhalefet şehir hastaneleri konusunda eleştiri yöneltiyordu, şimdi kesildi, nasıl açıklıyorsunuz?” sorusu üzerine Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan’ı işaret eden Erdoğan, “Vallahi Abdülkadir Bey köşenden gereğini yapacaksın. Ahmet Bey gereğini yapıyor” sözlerini kullandı.

Konuya ilişkin BirGün’e açıklamalarda bulunan gazeteciler, canlı yayında alenen verilen bu talimatın açıkça iktidar ve yandaş medya arasındaki ilişkiyi yansıttığını hatırlattı.

GAZETECİ ELEŞTİREL DAVRANMALI

Abdülkadir Selvi’ye yöneltilen sözün hem Ahmet Hakan hem de Selvi tarafından kabul gördüğünü dile getiren Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, “Erdoğan, bu sözleri sarf edince Abdülkadir Selvi ‘Evet’ diyor, Ahmet Hakan ise duymazdan geliyor. Bir anlamda Ahmet Hakan da Abdülkadir Selvi de Erdoğan’ın propagandasında rol aldığını kabul ediyor. Ancak gazeteci eleştirel davranır, güç odaklarının emir eri olmaz.”

Erdoğan’ın talimatından önce Selvi’nin yönelttiği sorunun gazetecilik ilkesine aykırı olduğunu ifade eden Bildirici şunları söyledi:

“Zaten Erdoğan’ın talimatı öncesinde Selvi’nin sorusu tamamen hatalı. Gazeteci sorusundan ziyade memur sorusu gibi. ‘Şehir hastanelerini muhalefet eleştiriyordu şimdi sesleri kısıldı’ dedi ama öyle bir şey yok. Muhalefet hâlâ şehir hastanelerini eleştiriyor. Etlik Şehir Hastanesi’nin açılması için 5 tane hastanenin kapatılmasına yönelik muhalefet ve bağımsız eleştirel medya, tepkilerine sonuna kadar devam etti. Selvi eleştirileri yok sayıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ‘Gereğini yapın’ derken Abdülkadir Selvi zaten yapmış oluyor.”

Faruk Bildirici, Medya Ombudsmanı

AMAÇLARI ERDOĞAN’IN TAKDİRİNİ KAZANMAK

Erdoğan’ın alenen gerçekleştirdiği talimatlarla bu kişileri zor duruma sokup sokmayacağını önemsemediğini dile getiren Bildirici, “Gazeteci ve yazarlar da Erdoğan’ın bu tür sözlerine üzülmüyor. Çünkü amaçları izleyicilerin saygınlığını kazanmaktan çok Erdoğan’ın takdirini kazanmak. Bu talimatları verdiği gazeteciler Erdoğan’ın özel yurtdışı gezilerine davet edilen, Erdoğan’ın ödüllendirdiği insanlar” ifadelerini kullandı.

Ahmet Hakan’a da parantez açan Bildirici, “Ahmet Hakan sadece o programa katılan bir yazar değil, CNN Türk’te programı olan, Hürriyet Gazetesi’nin Yayın Yönetmeni. Ahmet Hakan’ın ‘gereğini yaptığını’ Erdoğan’ın ağzından duyuyor uz” dedi.

Bildirici gazetecilik tanımı olarak ise şunları söyledi:

“Bir gazeteci için dünyanın neresinde olursa olsun gücü temsil eden bir siyasetçinin takdirine mazhar olmak övünülecek, mutlu olunacak bir şey değil. Tam tersi üzülmesi gereken bir durum. Biz gazeteciler güç odaklarını rahatsız ettiğimiz takdirde görevimizi yerine getirmiş oluruz.”

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ ORTADAN KALDIRDILAR

Sağlıklı işleyen demokrasilerde medyanın siyasi kurumu denetleyen bir yapı olduğunun altını çizen Gazeteci-Akademisyen Can Ertuna, “Bu haliyle gazeteciler ile muhatapları arasında temkinli bir yakınlık ve bir mesafe olur. Türkiye özelinde ise bu mesafe uzun bir süre önce zaten ortadan kalkmıştı. Bunu görebilmek için Cumhurbaşkanı’nın gezilerinde uçaktaki isimlere bakmak yeterli. Çünkü bu gezilerde yer alan gazeteciler için kasıtlı bir kadro oluşturuluyor ve konfor alanını sağlayan kalemler oluyor. Eleştirel medyanın, bu türde yapılan haberciliği sürdürme kararı olan televizyon kuruluşlarının çağrılmadığına şahitlik ediyoruz” dedi.

Can Ertuna, Gazeteci Akademisyen

Canlı yayında gerçekleşen talimatla birlikte göstermelik dahi olsa olayın bağımsız gazetecilik kavramıyla alakası kalmadığını işaret eden Ertuna, “Bir süre öncesine kadar kurumlar işlevini yitirmiş olsa da demokrasi görüntüsünü korumak, tahkim etmek için tasfiye edilmiyorlardı. Ama dün akşamki yayın bize artık protokolsüz, promptersiz sohbet anlarında aslında medya siyaset ilişkilerinin hangi seviyede olduğunu gösterdi” ifadelerini kullandı.

DİĞER TÜRLÜ CEZALANDIRILIRSINIZ

Ertuna, şöyle devam etti: “Bu tür gazetecilere ayrılan kaynaklar, özel ödüller ve köşeler bahşedilmesi kamuoyu nezdinde de farklı bir algıya yol açıyor. Hürriyet gazetesinin Demirören’e devredilmesinden sonra ortaya çıkan veriler çerçevesinde, bu gibi birtakım medya grupları tarafından istihdam edilen kalemlerin ve ekran yüzlerinin halk nezdinde çok da yüksek bir karşılığı olmadığını söyleyebiliriz. Ancak bu tür gazeteciler halk nezdinde karşılığı olup olmadığından ziyade ödüllendirilip ödüllendirilmediğine bakıyor. Türkiye’de bir tür gazetecilik yaparsanız ödüllendirilir, diğer türlü yaparsanız cezalandırılabilirsiniz.”

İKTİDAR SOPA İLE YÖNETİYOR

Erdoğan’ın canlı yayında Selvi’ye verdiği talimatın şaşırtıcı olmadığını aktaran Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Genel Yayın Yönetmeni Tezcan Durna şunları söyledi: “İktidara geldikten sonra tek parti dönemini sürekli despotlukla suçlayan AKP, zamanla ülkeyi daha da beter hale getirdi. Cumhuriyet’in kurulduğu dönemde, medyaya dönemin iktidarına yardım edecek işler yüklenmişti. Ancak o dönem dünyanın birçok ülkesinde sistem böyle işliyordu. Ona rağmen dönemi baskıcılıkla eleştirerek, ülkeye daha güçlü bir demokrasiyi getireceğini vadeden partinin başkanının bu hale gelmesi başkalarını şaşırtsa da beni hiç şaşırtmıyor.”

Tezcan Durna, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı G.Y.Yönetmeni

AKP iktidarının yıllardır basını ‘havuç-sopa’ ilişkisiyle yönetmeye çalıştığını dile getiren Durna, “Şimdi havuç ortadan kalktı, sadece sopa kaldı. Sopa tek işlev gören araç haline gelmiş durumda. Günümüzde bu kişiler itibarları sarsıldığı, kendi iradeleri olmadığı için kamuoyu tarafından tartışılır hale geldi” dedi.

BU İSMLERİN SÖZLERİNİN ANLAMI KALMADI

Bu tür yazarların sözlerinin herhangi bir anlamı kalmadığını belirten Durna sözlerine şöyle dem etti: “Eskiden olduğu gibi Erdoğan bu tür isimleri, halka iktidarın dilini anlatma işlevine sahip kişiler olarak değerlendiriyor. Ancak yıllardır yaptıklarıyla bu işlevi bertaraf etmiş durumda. Halk arasında artık kimse bu tür yazarlara inanmıyor. Sözlerinin hükmü olduğuna dair bir yanılmasa var ve Erdoğan bunun farkında değil. Hâlbuki Erdoğan bunu kendi eliyle yok etti ve bu tür isimler koltuklarını koruyabilmek için bunu kabul etti.”

İKTİDARIN MEDYA GRUPLARI

• Demirören Grup: Mart 2018’de Demirören Grubu Doğan Grubu’nun tüm medya varlıklarını 916 milyon dolara satın aldı. Demirören 3 gazeteye (Hürriyet, Posta ve Fanatik), iki TV kanalına (Kanal D ve CNNTURK) ve bir haber ajansına (DHA) sahip.

• Albayrak Holding: AKP’nin birçok ihalesini üstlenen Albayrak Holding, medya sektörüne 1997’de Yeni Şafak’ı satın alarak adım attı. Bunun yanı sırı holding, yedi dergi ve iki televizyonun da sahibi.

• TürkMedya: Ethem Sancak’ın sahibi olduğu “Es Yayıncılık” ve tüm medya varlıklarını 2017 yılında satın alan, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in de geçtiğimiz aylarda ismini geçirdiği Zeki Yeşildağ, Star, Akşam ve Güneş gibi yandaş gazetelere sahip.

• Kalyon Grup: AKP’nin bir başka gözdesi Kalyon Grup da medyada sözü geçenlerden. Grubun sahibi Hasan Kalyoncu’nun oğlu Ömer Faruk Kalyoncu, Turkuaz Grubu’nun sahip olduğu ATV-Sabah yayınlarını almak için Eylül 2013’te Zirve Holding’i kurdu. Zirve Holding beş gazete, dört TV, 15 dergi, 3 internet yayını, 6 radyonun sahibi.

Devamını Oku

Analiz

Nuh’un Köpekleri Serisi 4: Toygun Atilla

Pelikan Çetesi’nin troliçesi Hilal Kaplan’ın kavramlaştırdığı “Nuh’un köpekleri” başlıklı yazı dizisinin dördüncü bölümünde, ODA Tv’nin Genel Yayın Yönetmeni Toygun Atilla’yı ele alacağım.

İlk üç bölümde sırasıyla Nuh Yılmaz, Ahmet Hakan ve Soner Yalçın’ı anlatmaya çalıştığım. Bugün, “Nuh’un köpekleri”nin dördüncü sıradaki önemli ismi olarak değerlendirdiğim Toygun Atilla’ya birkaç dair kelam edeceğim.

Toygun Atilla’nın ehemmiyeti kendisinden, vasıflarından ya da elde ettiği gazetecilik başarılarından kaynaklanmıyor. Ki öyle bir başarı da yok.

Onun ehemmiyeti, çalıştığı kurumlara ve operasyon elemanı olmasına dayanıyor.

1991 yılında Günaydın Gazetesi’nde muhabir olarak çalışmaya başladı ve 1992’de Hürriyet’e geçti Toygun Atilla.

2021 yılı sonuna kadar, yaklaşık 20 yıl emniyet muhabirliği yaptı.

90’ların en cafcaflı döneminde medyanın amiral gemisi olan Hürriyet’te, zamanın ruhuna uygun olarak emniyet kaynaklı dezenformatif haberlere imza attı.

O da kankası Nedim Şener gibi sıkı Refah Partisi muhalifiydi o günlerde.

İki kelimeyi bir araya getirememesi, konuşurken sürekli teklemesi ile bilinir Toygun Atilla. Konuşamadığı gibi, doğru dürüst yazamaz da.

Asıl uzmanlığı, nüfuz ticareti ve manipülasyondur. Kayda değer hiçbir gazetecilik başarısı olmamasına rağmen, emniyetin 90’lı yıllardaki söz sahipleriyle kurduğu derin bağlantılar nedeniyle, 20 yıl boyunca Hürriyet’in emniyet muhabirliği konumunu korumayı başardı.

Mehmet Ağar’ın derin ekibi sahneden yavaş yavaş çekilince, Toygun Atilla da açıkta kaldı. Haber yapamaz oldu.

Kale alınmamanın verdiği hınçla, Ergenekon soruşturmalarını yürüten emniyet personeline yönelik yıpratma operasyonlarında yer aldı.

Yakın arkadaşları Soner Yalçın ve Nedim Şener gibi, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra ona da gün doğdu. Havuz medyasının amiral gemisi Sabah’la paralel bir çizgiye oturdu.

Erdoğan ve rejimi ile ittifak yapan ve artık Saray adına kalem oynatan bir noktaya geldi.

Nihayetinde ödülünü de aldı. 2021 yılı Kasım ayında emekliliğini isteyip Hürriyet’ten ayrıldı. Aslında bu bir ayrılış değil, aynı portalın bir başka mecrasına geçiş için bir aşama idi. Saray’ın Hürriyet’inden yine Saray’ın ODA Tv’sine geçti. Hem de genel yayın yönetmeni olarak.

Soner Yalçın’la olan kader arkadaşlığı, ikinci kez aynı çatı altında buluşarak daha da perçinlenmiş oldu.

Soner Yalçın, 2008 – 2012 yılları arasında Hürriyet’te operasyonel köşe yazıları kaleme almıştı. O dönemde de beraberlerdi.

Toygun Atilla, koltuğuna oturur oturmaz, ODA Tv’nin danışıklı muhalif çizgisindeki yayınlarına daha bir hız verdi. Ukrayna’da olduğu dönemde Nuri Gökhan Bozkır ile görüşüp, yaptığı röportajı da çarpıtarak Necip Hablemitoğlu suikastını Gülen Hareketi’ne yamamaya çalıştı.

Nuri Gökhan Bozkır’ın Türkiye’ye getirilip suikasta dair itiraflarda bulunmasıyla, Soner Yalçın gibi Toygun Atilla da paniğe kapıldı. Gerçeklerin ortaya çıkması korkusu dağları sarmıştı.

Suikastın azmettiricisi olduğu iddia edilen Mustafa Levent Göktaş’ı perdelemek için büyük çaba sarfetti.

Göktaş yakalanmasın diye Erdoğan’a yalakalık üstüne yalakalık yaptı. Görünen o ki, istediğini de aldı Soner abisiyle birlikte.

Ancak Saray yanaşmaları arasında da farklı klikler ve bu klikler arasında kavgalar vardı.

Nitekim bu kavgaların birinde gerçek kimliği ortaya çıktı Toygun Atilla’nın.

ODA Tv’nin Sabah yazarı Hilal Kaplan’ın eski kocası Suheyb Ögüt’le boşanmasına dair haberi, yanaşmalar arasındaki kavgayı gün yüzüne çıkardı.

Hilal Kaplan, ODA Tv’nin haberine dair şu tweeti attı:

Meğer Soner Yalçın ve Toygun Atilla, Hilal Kaplan’ın ifadesiyle “Nuh’un köpekleri”ymiş.

Sırtlarını her zaman olduğu gibi yine MİT’e dayamışlar, operasyon çekiyorlarmış. Yalnız bu kez bir farkla! MİT’in sadece kadim derin yapısıyla değil, AKP’li kanadıyla da ittifak halindelermiş.

MİT Basın Danışmanı Nuh Yılmaz sadece aleni AKP medyasını değil, gizli Saray medyası olan ODA Tv’yi de domine ediyormuş.

Soner Yalçın ve Toygun Atilla, Hilal Kaplan’ın “Nuh’un köpekleri” şeklindeki suçlamasına iki hafta sessiz kaldı.

Cevheri Güven videosunda bahsedince cevap vermek durumunda kaldılar.

Soner Yalçın, Sözcü gazetesindeki köşesinde, Nuh Yılmaz’ın adını ilk kez Hilal Kaplan’ın tweeti sayesinde duyduğunu yazdı. Kargaları bile güldürdü kendine.

Soner Yalçın
’a göre Toygun Atilla da daha önce hiç duymamış Nuh Yılmaz’ın adını. ODA Tv’deki Nuh Yılmaz’la ilgili haberleri okusalardı, belki haberleri olurdu, değil mi? Haberleri yokmuş işte!

Hilal Kaplan’ın tweetinin ardından, Toygun Atilla’nın gerçek yüzünü ortaya koyan bir gelişme daha oldu.

Akademisyen-gazeteci Emre Uslu, Toygun Atilla’nın Hürriyet gazetesinde muhabirlik yaptığı sırada, dönemim asayiş müdürü Tayfun Erdal Ceren ile ortak hareket ederek İhsan Güven cinayetinin üstünü örtmekle suçlandığını iddia etti. Uslu, Toygun Atilla’nın bu konu ile ilgili 12 Eylül’de ifade verdiğini de kaydetti.

Emre Uslu, konuyla ilgili yayınladığı videoda şu açıklamaları yaptı: “Oda TV’nin Genel Yayın Yönetmeni Toygun Atilla, İhsan Güven cinayetinin üzerine örtmek suçlamasıyla İstanbul’da savcılığa çağırıldı. Necip Hablemitoğlu’yla ilgili soruşturmalar gündemdeki yerini koruyor. Hablemitoğlu’nun, Levent Göktaş’ın azmettirmesiyle öldürüldüğü iddia ediliyor. İhsan Güven cinayetinin de Necip Hablemitoğlu cinayetiyle ilişkili olduğu değerlendiriliyor.

Bu dosyada ‘şüpheli’ olarak ifade veren isim Toygun Atilla. Hürriyet’in uzun yıllar polis muhabirliğini yapan gazeteciydi.

İhsan Güven, emekli bir binbaşı. Rolü ise Hablemitoğlu ile askerler arasındaki irtibat elemanıydı.

Aslında Hablemitoğlu’na verilen dosyalar İhsan Güven üzerinden Hablemitoğlu’na ulaştırılırdı…”

https://boldmedya.com/2022/09/14/oda-tvnin-yayin-yonetmeni-toygun-atilla-ihsan-guven-cinayetinin-uzerini-orttugu-iddiasiyla-ifadeye-cagrildi/

Evet, Soner Yalçın ve piyonu Toygun Atilla için çember daralıyor. Mustafa Levent Göktaş’tan sonra İhsan Güven suikastında da karartma ve hedef saptırma yaptıkları iddia ediliyor.

Üstelik Soner Yalçın’ın üzerindeki, Cem Ersever suikastına dair şaibe hala tazeliğini koruyor.

“Nuh’un köpekleri”nden Toygun Atilla’nın sicili ve gazeteciliği kısaca böyle.

Bir sonraki bölümde Mete Yarar ile devam edeceğiz.

Devamını Oku

Analiz

“Nuh’un köpekleri” serisi 3: Soner Yalçın

Hilal Haplan’ın kavramlaştırdığı “Nuh’un köpekleri” serisinin bugünkü üçüncü bölümünde, Türkiye’nin en derin kalemlerinden biri olan Soner Yalçın’ı ele alacağım.

İlk bölümde Nuh Yılmaz’ı, ikinci bölümde ise Ahmet Hakan’ı anlatmaya çalıştım. Soner Yalçın’a üçüncü sırada yer veriyor olmam sizi yanıltmasın, bu sıralama önem sıralaması değil, mevcut konumlarıyla ilgili.

Önem sıralaması söz konusu olsa Soner Yalçın, Nuh Yılmaz’a da Ahmet Hakan’a nal toplatır manipülasyon ve dezenformasyon kategorisinde. Yani toplumu aldatmada.

Çok zeki ve bilgili olduğundan değil elbette. Sözcülüğünü yaptığı güç odakları ve onların ardındaki kadim gelenek itibariyle böyle.

Kısa hayat hikayesiyle başlayayım anlatmaya. 1966 yılında Çorum’da doğmuş Soner Yalçın. İlk ve ortaokulu bitirdikten sonra Sağlık Meslek Lisesi’nde okudu. Hacettepe Üniversite Sağlık İdaresi Yüksek Okulu’nu kazandı, ancak okulu bitiremeden ayrıldı.

Eğitim hayatı böyle. Yorumu size bırakıp, mesleki kariyeriyle devam edeyim.

Soner Yalçın gazeteciliğe 1987 yılında, Doğu Perinçek’in 2000’e Doğru adlı dergisinde başladı. Derginin Ankara bürosunda muhabirlik yaptı. Bu dönemde adını JİTEM’ci binbaşı Cem Ersever’le yaptığı röportajlarla duyurdu.

Yayınladıkları kamuoyunda zaten bilinen hususlardı. Ancak Ersever’in Yalçın’a anlattığı diğer konular sır olarak kaldı. Ersever, Soner Yalçın’la görüşmeye giderken kaçırıldı, sevgilisi ve PKK itirafçısı koruması ile birlikte öldürüldü.

Soner Yalçın
, 1993-94 yılları arasında günlük gazete olarak çıkan Aydınlık‘ta çalışmaya başladı. Aydınlık’ta çalıştığı dönemde, üstadı Yalçın Küçük ile irtibat kurdu.

1995’te haber araştırma müdürü iken ayrıldı. Doğan Yurdakul‘un Siyah – Beyaz gazetesinde çalıştı. 1996 yılında televizyonculuğa giriş yapıp Show TV Ankara bürosunda çalışmaya başladı. Aynı yıl içerisinde Star TV’ye geçti ve haber müdürlüğüne getirildi. Daha sonra Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı, Efendi 2: Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı adlı kitaplarını yayımladı.
Üstadı Yalçın Küçük gibi sözde Sabetayist avcılığına başladı Soner Yalçın. Bir insanın hem anti-semitik bir portre çizip hem de İsrail’le ilginç bağlantılarının olması ilginç değil mi?

Tıpkı sıkı ABD karşıtı gözüken Perinçek’in Mao çizgisinde bir komünist olup, Sovyet yanlısı devrimcileri derin devlete ihbar ederek öldürtmesi gibi.

68 Kuşağı devrimcilerin kitaplarını okuduğunuzda, Perinçek ve Maocuların nasıl bir fonksiyona sahip olduğunu görürsünüz.

Soner Yalçın da her anlamda ustası olan Perinçek’in yolundan gitti. Askerî istihbaratın hazırladığı rapora göre, dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Mikdat Alpay’ın ekibindeydi.

Daha sonra şu an Youtube’ta hatırı sayılır izlenme rakamlarına ulaşan Cüneyt Özdemir ile birlikte CNN Türk’te 5N 1K adlı programı hazırladı.

Kurtlar Vadisi adlı dizinin ilk iki yılında konsept danışmanlığını üstlendi. Perde arkasındaki diğer ismin ise Atilla Uğur olduğu sır değildi.

Cüneyt Özdemir ile birlikte ODA Tv’yi kurdu Soner Yalçın. Karanlık operasyonlarını buradan yürüttü.

CNN Türk‘te yayınlanan Oradaydım adlı politik belgeseli hazırladı.

2007 yılında da Hürriyet gazetesinde, pazar günleri “Not Defteri” adlı köşesini yazdı. Köşesinde konuşturdu derin kimliğini.

Nedim Şener ve şimdi sahibi olduğu ODA Tv’nin başına geçirdiği Toygun Atilla ile yakındı her zaman.

Ergenekon ve Balyoz yargılamaları sürecinde, ODA Tv’yi manipülasyon merkezi olarak kullandı. ODA Tv soruşturması kapsamında 2011 yılında tutuklandı. 22 ay cezaevinde kaldıktan sonra 2012 yılı Aralık ayında tahliye oldu.

17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarından sonra, başta Perinçek olmak üzere Ergenekon davası sanığı diğer birçok isim gibi o da Saray’a doğru dümen kırdı.

Sözcü’de köşe yazmaya başladı. ODA Tv’yi danaşıklı muhalif çizgisiyle Saray’ın emrine verdi.

Basit meselelerde sözde muhalefet edip, asli meselelerde konuyu sulandırma ya da direk Erdoğan’a arka çıkma stratejisini tatbik etti.

Hatta Saray yanaşmalığında o denli mertebe kat etti ki, Mustafa Levent Göktaş’ı az kalsın MİT Müsteşarı yapıyordu.

Emeline nail olamadı. Göktaş’ı müsteşar yapamadı ancak MİT’le olan bağlarını güçlendirmekten de geri durmadı.

Cevheri Güven’in deşifre ettiği MİT görevlisi kuzeninin etkisi olmuş mudur, bilinmez.

Soner Yalçın’ın MİT’le olan bağlantılarının tek kanal üzerinden olmadığı hakikati, Pelikan Çetesi’nin troliçesi Hilal Kaplan’ın tweetiyle ortaya çıktı.

Meğer Soner Yaçlın ve ODV Tv’si, Nuh Yılmaz’ın kontrolündeymiş bir süredir.

Soner Yalçın ve Toygun Atilla, bahsedilen haberi derhal silip Hilal Kaplan’ın “Nuh’un köpekleri” hitabına iki hafta sessiz kaldı.

Soner Yalçın, Cevheri Güven’in videosundan sonra, Sözcü’deki köşesinde Kaplan’ın “Nuh’un köpekleri” ithamıyla ilgili bir yazı kaleme aldı.

Nuh Yılmaz’ı tanımadığını ve hatta adını bile Hilal Kaplan’ın tweetiyle duyduğunu yazdı. Yazıyı okuyan ve konuyu biraz olsun bilen herkes katıla katıla gülmüştür herhalde.

Canım niye gülüyorlar ki?

Erdoğan darbeyi eniştesinden; MİT Basın Danışmanı Nuh Yılmaz, Hande Fırat’tan ve eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, MİT’in merkezinde Hakan Fidan’la yemek yerken telefonla arayan eşinden öğrenir de Soner Yalçın, Nuh Yılmaz’ın adını ilk kez Hilal Kaplan’dan duymuş olamaz mı? Olabilir tabi!

Söz konusu, Perinçek’lerle, Soner Yalçın’larla müttefik olan Erdoğan’ın diktasının hüküm sürdüğü Türkiye ise, herşey olabilir.

Soner Yalçın’ın özetin özeti mahiyetindeki hikayesi böyle.

Yarın Toygun Atilla ile devam edeceğiz.

Devamını Oku
Gazete manşetleri4 saat önce

Acun Ilıcalı’dan 320 Hull City taraftarına Türkiye’de bedava tatil

Championship’te mücadele eden Hull City’nin sahibi Acun Ilıcalı, 320 taraftarını Türkiye’de bedava tatile götürdü İngiltere’de ikinci lig Championship’te mücadele eden...

Gazete manşetleri5 saat önce

Şarkıcı Dua Lipa Arnavutluk vatandaşlığı aldı

Şarkıcı Dua Lipa, Tiran’da düzenlenen törenle Arnavutluk vatandaşlığı aldı. Şarkıcı, vatandaşlık yemini ettiği ve belgeleri imzaladığı anları sosyal medya hesabından...

Polemik5 saat önce

Yeni Şafak, Mısır haberinde Cumhurbaşkanı Erdoğan için yanlışlıkla “darbeci” sıfatını kullandı

İktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesi, Mısır ile Türkiye görüşmelerinin genişleyeceği haberini servis ederken Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip...

Gazete manşetleri1 gün önce

Gazeteciden esirgenen kart, memurlara dağıtılıyor

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bütçesi üzerine söz alan Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nda eski Başkanı, İzmir Milletvekili Atila...

Gazete manşetleri1 gün önce

Güldür Güldür’de dikkat çeken muhalefet parodisi! “Maalesef kazanıyoruz”

Show Tv’de yayınlanan ve son dönemde siyasi konuları işlemesiyle dikkat çeken Güldür Güldür adlı komedi programında muhalefet konulu skeç büyük...

Gazete manşetleri1 gün önce

Beyoğlu Sineması kurtuldu: Birkaç ay içinde açacağız

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı, ağustos ayında kapanan Beyoğlu Sineması’nı yeniden açacağını duyurdu. İBB Genel Sekreter Yardımcısı...

Gazete manşetleri2 gün önce

Varank ile Nevşin Mengü arasında tartışma: Hapse girmek istemiyorum

Gazeteci Nevşin Mengü, Sanayi Bakanı Mustafa Varank’ın ODTÜ’ye nasıl girdiğiyle ilgili soru işaretleri olduğunu söyledi. Varank bu sözlere tepki gösterince...

Gazete manşetleri2 gün önce

Taksim’deki 25 Kasım eyleminde gazetecilerin de aralarında olduğu kadınlar gözaltına alındı!

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde Taksim’de buluşan kadınlar, polis müdahalesiyle karşılaştı. Aralarında BirGün editörü Yaren Çolak’ın da bulunduğu...

Diğer4 gün önce

Dünya Kupası’nda sahne alacak olan Zeynep Bastık’ın ne kadar kazanacağı ortaya çıktı!

Son dönemlerin en çok yükselen isimlerinden biri olan Zeynep Bastık, Dünya Kupası’nda sahne alacak. Ünlü şarkıcı bir günde adeta servet...

Gazete manşetleri4 gün önce

Ali Babacan’dan reklam filmlerini yayınlamayan kanallara tepki! “korkmayın”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “TRT kanalları, Kanal D, ATV, A Haber, A2, CNN Türk, Teve...

Gazete manşetleri5 gün önce

Depreme canlı yayında yakalandı

Düzce’de 5.9 büyüklüğünde meydana gelen depreme NTV spikeri canlı yayında yakalandı. O anlar kameraya yansıdı. Düzce’de 5.9 büyüklüğünde meydana gelen...

Gazete manşetleri6 gün önce

Orhan Gencebay, Erdoğan’ı Atatürk’e benzetti

Şarkıcı Orhan Gencebay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “Tek bayrak, tek vatan, tek millet sözü Ata’nın felsefesiyle çok örtüşüyor” diyerek Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa...

Gazete manşetleri7 gün önce

Gazetecilere “Neden habere gittin?” sorusu

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan 9 gazeteci hakkında henüz bir iddianame hazırlanmadı. Cezaevinde 158’inci günü geride bırakan...

Gazete manşetleri7 gün önce

Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo Instagram’da rekor kırdı

Katar‘da düzenlenen 2022 FIFA Dünya Kupası için Portekiz Milli Takımı kampında bulunan Cristiano Ronaldo, sosyal medya platformu Instagram’da rekor kırdı....

Gazete manşetleri7 gün önce

Armağan Çağlayan kansere yakalandığını açıkladı

Armağan Çağlayan kansere yakalandığını duyurdu. Hastalığıyla ilgili gelişmeleri paylaşacağını belirten Çağlayan, yakın zamanda tedaviye başlayacağını söyledi. Televizyon yapımcısı Armağan Çağlayan...

Gazete manşetleri1 hafta önce

Amasya’da tiyatrocuları taşıyan minibüs kaza yaptı!

Amasya’nın Merzifon ilçesinde, tiyatro oyuncularını taşıyan minibüs ile kamyonun çarpışması sonucu üç kişinin öldüğü trafik kazasında yaralanan 8 kişiden 2’sinin...

Gazete manşetleri1 hafta önce

Dilipak: Mursi’den Sisi’ye, oradan nereye?

Abdurrahman Dilipak, Erdoğan’ın Katar’da Mısır’ın darbeci lideri Sisi’yle el sıkışmasını yorumladı: Bir adım sonrası Türkiye, Mısır, Suriye arasında dostluk maçı...

Gazete manşetleri1 hafta önce

Yeni Akit’ten Erdoğan’a Sisi tepkisi: O fotoğrafı görünce yıkıldım

Yeni Akit Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile verdiği fotoğrafı eleştirdi: “Benim gönlümden geçen, o...

Gazete manşetleri1 hafta önce

Hıncal Uluç hayatını kaybetti

Gazeteci Hıncal Uluç hayatını kaybetti. Uluç’un vefat haberini program yapımcısı ve spor yazarı Faik Çetiner duyurdu. Gazeteci Hıncal Uluç, 83...

Gazete manşetleri1 hafta önce

İtalyan karikatürist, Dünya Çocuk Günü için annesiyle cezaevinde kalan Cemile Azra’yı çizdi

İtalyan çizer Gianluca Costantini, 20 Kasım Dünya Çocuk Günü için, bir yıldan uzun üredir annesiyle birlikte cezaevinde kalan Cemile Azra...

Öne Çıkanlar

Copyright © 2019 Medyatrend. Tüm Hakları Saklıdır.