Bizi Takip Edin

Analiz

Can Ataklı, Hasan Yeşildağ ile tanışmasını anlattı: Tayyip bey onu mafyaya genel müdür atamış

Gazeteci Can Ataklı, kendisine ait Youtube kanalında yayınladığı programında, Sedat Peker’in tweetleriyle gündeme gelen Hasan Yeşildağ ile ilk karşılaşmasını ve konuşulanları anlattı.

Erdoğan’ın en yakınındaki isimlerden biri olan mafya babası ve medya patronu Hasan Yeşildağ ile karşılaşmasının 2002 yılından sonra olduğunu ifade etti Ataklı.

İşsiz olduğu o dönemde, Londra’da bir fon ve sermaye işleriyle uğraşan bir dostu İstanbul’a geldiğinde, Can Ataklı’yı kaldığı otele davet ediyor.

Ataklı’nın Yeşildağ ile karşılaşması da, otele arkadaşının davetine gittiği esnada oluyor.

Ataklı karşılaşmayı şöyle anlattı: “Arkadaşımla beraber otururken, o sırada biri daha geldi. Sıradan bir adamdı, havalı filan değildi. Biraz oturdu, konuştular. O kişi gidince, arkadaşım ‘Bu Hasan Yeşildağ. Tayyip Erdoğan’ın en yakınıdır. Erdoğan hapse girdiği zaman, bu da hapse girdi. Erdoğan için hapis kararı verilince bu da bir şey yaptı hapse girdi. Anlaştı hakimlerle savcılarla, suç icat ettiler” dedi.

Ataklı programında, Yeşildağ’ın Erdoğan’dan önce Pınarhisar Cezaevine nasıl girdiğine de değindi ve şunları söyledi: “Parayı veren düdüğü çalar hesabı bir suç icat ediyorlar. Arkadaşının çekini ödemiyor, çekin arkasını yazdırıyor arkadaşı, çeki ödememek suçundan hapse giriyor. Girmesinin tek sebebi var, Erdoğan’a cezaevinde hazırlık yapacak. Cezaevi müdürünü çağırıyor, “Oğlum gel buraya. Bak, Tayyip bey geliyor, buralar boya badana olsun. Duvarlar halı ister. Televizyonu buzdolabını ben getiririm’ diyor. Kapıya bir hizmetli konuyor.”

Arkadaşının Yeşildağ ile ilgili verdiği bilgiden sonra, ona “Bu adamım özelliği nedir?” diye sorduğunu belirten Ataklı, aldığı cevabı da şöyle aktardı: “‘Tayyip bey bunu tayin etti mafyanın başına’ dedi. Aynen böyle dedi. ‘Mafyanın başına bunu tayin etti’ dedi. Arkadaşım Hasan Yeşildağ’a da destek veriyordu zaten. ‘Çünkü adam çok gözü kara. Mafya filan bırakmadı. Bunu da mafyaya genel müdür olarak tayin etti’ dedi. Şaka gibi geliyor ama daha neler var…”

Ataklı programına Sedat Peker’in Hasan Yeşildağ’a dair açıklamalarına dair yorumlarla devam etti.

Analiz

Nuh’un Köpekleri Serisi 4: Toygun Atilla

Pelikan Çetesi’nin troliçesi Hilal Kaplan’ın kavramlaştırdığı “Nuh’un köpekleri” başlıklı yazı dizisinin dördüncü bölümünde, ODA Tv’nin Genel Yayın Yönetmeni Toygun Atilla’yı ele alacağım.

İlk üç bölümde sırasıyla Nuh Yılmaz, Ahmet Hakan ve Soner Yalçın’ı anlatmaya çalıştığım. Bugün, “Nuh’un köpekleri”nin dördüncü sıradaki önemli ismi olarak değerlendirdiğim Toygun Atilla’ya birkaç dair kelam edeceğim.

Toygun Atilla’nın ehemmiyeti kendisinden, vasıflarından ya da elde ettiği gazetecilik başarılarından kaynaklanmıyor. Ki öyle bir başarı da yok.

Onun ehemmiyeti, çalıştığı kurumlara ve operasyon elemanı olmasına dayanıyor.

1991 yılında Günaydın Gazetesi’nde muhabir olarak çalışmaya başladı ve 1992’de Hürriyet’e geçti Toygun Atilla.

2021 yılı sonuna kadar, yaklaşık 20 yıl emniyet muhabirliği yaptı.

90’ların en cafcaflı döneminde medyanın amiral gemisi olan Hürriyet’te, zamanın ruhuna uygun olarak emniyet kaynaklı dezenformatif haberlere imza attı.

O da kankası Nedim Şener gibi sıkı Refah Partisi muhalifiydi o günlerde.

İki kelimeyi bir araya getirememesi, konuşurken sürekli teklemesi ile bilinir Toygun Atilla. Konuşamadığı gibi, doğru dürüst yazamaz da.

Asıl uzmanlığı, nüfuz ticareti ve manipülasyondur. Kayda değer hiçbir gazetecilik başarısı olmamasına rağmen, emniyetin 90’lı yıllardaki söz sahipleriyle kurduğu derin bağlantılar nedeniyle, 20 yıl boyunca Hürriyet’in emniyet muhabirliği konumunu korumayı başardı.

Mehmet Ağar’ın derin ekibi sahneden yavaş yavaş çekilince, Toygun Atilla da açıkta kaldı. Haber yapamaz oldu.

Kale alınmamanın verdiği hınçla, Ergenekon soruşturmalarını yürüten emniyet personeline yönelik yıpratma operasyonlarında yer aldı.

Yakın arkadaşları Soner Yalçın ve Nedim Şener gibi, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra ona da gün doğdu. Havuz medyasının amiral gemisi Sabah’la paralel bir çizgiye oturdu.

Erdoğan ve rejimi ile ittifak yapan ve artık Saray adına kalem oynatan bir noktaya geldi.

Nihayetinde ödülünü de aldı. 2021 yılı Kasım ayında emekliliğini isteyip Hürriyet’ten ayrıldı. Aslında bu bir ayrılış değil, aynı portalın bir başka mecrasına geçiş için bir aşama idi. Saray’ın Hürriyet’inden yine Saray’ın ODA Tv’sine geçti. Hem de genel yayın yönetmeni olarak.

Soner Yalçın’la olan kader arkadaşlığı, ikinci kez aynı çatı altında buluşarak daha da perçinlenmiş oldu.

Soner Yalçın, 2008 – 2012 yılları arasında Hürriyet’te operasyonel köşe yazıları kaleme almıştı. O dönemde de beraberlerdi.

Toygun Atilla, koltuğuna oturur oturmaz, ODA Tv’nin danışıklı muhalif çizgisindeki yayınlarına daha bir hız verdi. Ukrayna’da olduğu dönemde Nuri Gökhan Bozkır ile görüşüp, yaptığı röportajı da çarpıtarak Necip Hablemitoğlu suikastını Gülen Hareketi’ne yamamaya çalıştı.

Nuri Gökhan Bozkır’ın Türkiye’ye getirilip suikasta dair itiraflarda bulunmasıyla, Soner Yalçın gibi Toygun Atilla da paniğe kapıldı. Gerçeklerin ortaya çıkması korkusu dağları sarmıştı.

Suikastın azmettiricisi olduğu iddia edilen Mustafa Levent Göktaş’ı perdelemek için büyük çaba sarfetti.

Göktaş yakalanmasın diye Erdoğan’a yalakalık üstüne yalakalık yaptı. Görünen o ki, istediğini de aldı Soner abisiyle birlikte.

Ancak Saray yanaşmaları arasında da farklı klikler ve bu klikler arasında kavgalar vardı.

Nitekim bu kavgaların birinde gerçek kimliği ortaya çıktı Toygun Atilla’nın.

ODA Tv’nin Sabah yazarı Hilal Kaplan’ın eski kocası Suheyb Ögüt’le boşanmasına dair haberi, yanaşmalar arasındaki kavgayı gün yüzüne çıkardı.

Hilal Kaplan, ODA Tv’nin haberine dair şu tweeti attı:

Meğer Soner Yalçın ve Toygun Atilla, Hilal Kaplan’ın ifadesiyle “Nuh’un köpekleri”ymiş.

Sırtlarını her zaman olduğu gibi yine MİT’e dayamışlar, operasyon çekiyorlarmış. Yalnız bu kez bir farkla! MİT’in sadece kadim derin yapısıyla değil, AKP’li kanadıyla da ittifak halindelermiş.

MİT Basın Danışmanı Nuh Yılmaz sadece aleni AKP medyasını değil, gizli Saray medyası olan ODA Tv’yi de domine ediyormuş.

Soner Yalçın ve Toygun Atilla, Hilal Kaplan’ın “Nuh’un köpekleri” şeklindeki suçlamasına iki hafta sessiz kaldı.

Cevheri Güven videosunda bahsedince cevap vermek durumunda kaldılar.

Soner Yalçın, Sözcü gazetesindeki köşesinde, Nuh Yılmaz’ın adını ilk kez Hilal Kaplan’ın tweeti sayesinde duyduğunu yazdı. Kargaları bile güldürdü kendine.

Soner Yalçın
’a göre Toygun Atilla da daha önce hiç duymamış Nuh Yılmaz’ın adını. ODA Tv’deki Nuh Yılmaz’la ilgili haberleri okusalardı, belki haberleri olurdu, değil mi? Haberleri yokmuş işte!

Hilal Kaplan’ın tweetinin ardından, Toygun Atilla’nın gerçek yüzünü ortaya koyan bir gelişme daha oldu.

Akademisyen-gazeteci Emre Uslu, Toygun Atilla’nın Hürriyet gazetesinde muhabirlik yaptığı sırada, dönemim asayiş müdürü Tayfun Erdal Ceren ile ortak hareket ederek İhsan Güven cinayetinin üstünü örtmekle suçlandığını iddia etti. Uslu, Toygun Atilla’nın bu konu ile ilgili 12 Eylül’de ifade verdiğini de kaydetti.

Emre Uslu, konuyla ilgili yayınladığı videoda şu açıklamaları yaptı: “Oda TV’nin Genel Yayın Yönetmeni Toygun Atilla, İhsan Güven cinayetinin üzerine örtmek suçlamasıyla İstanbul’da savcılığa çağırıldı. Necip Hablemitoğlu’yla ilgili soruşturmalar gündemdeki yerini koruyor. Hablemitoğlu’nun, Levent Göktaş’ın azmettirmesiyle öldürüldüğü iddia ediliyor. İhsan Güven cinayetinin de Necip Hablemitoğlu cinayetiyle ilişkili olduğu değerlendiriliyor.

Bu dosyada ‘şüpheli’ olarak ifade veren isim Toygun Atilla. Hürriyet’in uzun yıllar polis muhabirliğini yapan gazeteciydi.

İhsan Güven, emekli bir binbaşı. Rolü ise Hablemitoğlu ile askerler arasındaki irtibat elemanıydı.

Aslında Hablemitoğlu’na verilen dosyalar İhsan Güven üzerinden Hablemitoğlu’na ulaştırılırdı…”

https://boldmedya.com/2022/09/14/oda-tvnin-yayin-yonetmeni-toygun-atilla-ihsan-guven-cinayetinin-uzerini-orttugu-iddiasiyla-ifadeye-cagrildi/

Evet, Soner Yalçın ve piyonu Toygun Atilla için çember daralıyor. Mustafa Levent Göktaş’tan sonra İhsan Güven suikastında da karartma ve hedef saptırma yaptıkları iddia ediliyor.

Üstelik Soner Yalçın’ın üzerindeki, Cem Ersever suikastına dair şaibe hala tazeliğini koruyor.

“Nuh’un köpekleri”nden Toygun Atilla’nın sicili ve gazeteciliği kısaca böyle.

Bir sonraki bölümde Mete Yarar ile devam edeceğiz.

Devamını Oku

Analiz

“Nuh’un köpekleri” serisi 3: Soner Yalçın

Hilal Haplan’ın kavramlaştırdığı “Nuh’un köpekleri” serisinin bugünkü üçüncü bölümünde, Türkiye’nin en derin kalemlerinden biri olan Soner Yalçın’ı ele alacağım.

İlk bölümde Nuh Yılmaz’ı, ikinci bölümde ise Ahmet Hakan’ı anlatmaya çalıştım. Soner Yalçın’a üçüncü sırada yer veriyor olmam sizi yanıltmasın, bu sıralama önem sıralaması değil, mevcut konumlarıyla ilgili.

Önem sıralaması söz konusu olsa Soner Yalçın, Nuh Yılmaz’a da Ahmet Hakan’a nal toplatır manipülasyon ve dezenformasyon kategorisinde. Yani toplumu aldatmada.

Çok zeki ve bilgili olduğundan değil elbette. Sözcülüğünü yaptığı güç odakları ve onların ardındaki kadim gelenek itibariyle böyle.

Kısa hayat hikayesiyle başlayayım anlatmaya. 1966 yılında Çorum’da doğmuş Soner Yalçın. İlk ve ortaokulu bitirdikten sonra Sağlık Meslek Lisesi’nde okudu. Hacettepe Üniversite Sağlık İdaresi Yüksek Okulu’nu kazandı, ancak okulu bitiremeden ayrıldı.

Eğitim hayatı böyle. Yorumu size bırakıp, mesleki kariyeriyle devam edeyim.

Soner Yalçın gazeteciliğe 1987 yılında, Doğu Perinçek’in 2000’e Doğru adlı dergisinde başladı. Derginin Ankara bürosunda muhabirlik yaptı. Bu dönemde adını JİTEM’ci binbaşı Cem Ersever’le yaptığı röportajlarla duyurdu.

Yayınladıkları kamuoyunda zaten bilinen hususlardı. Ancak Ersever’in Yalçın’a anlattığı diğer konular sır olarak kaldı. Ersever, Soner Yalçın’la görüşmeye giderken kaçırıldı, sevgilisi ve PKK itirafçısı koruması ile birlikte öldürüldü.

Soner Yalçın
, 1993-94 yılları arasında günlük gazete olarak çıkan Aydınlık‘ta çalışmaya başladı. Aydınlık’ta çalıştığı dönemde, üstadı Yalçın Küçük ile irtibat kurdu.

1995’te haber araştırma müdürü iken ayrıldı. Doğan Yurdakul‘un Siyah – Beyaz gazetesinde çalıştı. 1996 yılında televizyonculuğa giriş yapıp Show TV Ankara bürosunda çalışmaya başladı. Aynı yıl içerisinde Star TV’ye geçti ve haber müdürlüğüne getirildi. Daha sonra Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı, Efendi 2: Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı adlı kitaplarını yayımladı.
Üstadı Yalçın Küçük gibi sözde Sabetayist avcılığına başladı Soner Yalçın. Bir insanın hem anti-semitik bir portre çizip hem de İsrail’le ilginç bağlantılarının olması ilginç değil mi?

Tıpkı sıkı ABD karşıtı gözüken Perinçek’in Mao çizgisinde bir komünist olup, Sovyet yanlısı devrimcileri derin devlete ihbar ederek öldürtmesi gibi.

68 Kuşağı devrimcilerin kitaplarını okuduğunuzda, Perinçek ve Maocuların nasıl bir fonksiyona sahip olduğunu görürsünüz.

Soner Yalçın da her anlamda ustası olan Perinçek’in yolundan gitti. Askerî istihbaratın hazırladığı rapora göre, dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Mikdat Alpay’ın ekibindeydi.

Daha sonra şu an Youtube’ta hatırı sayılır izlenme rakamlarına ulaşan Cüneyt Özdemir ile birlikte CNN Türk’te 5N 1K adlı programı hazırladı.

Kurtlar Vadisi adlı dizinin ilk iki yılında konsept danışmanlığını üstlendi. Perde arkasındaki diğer ismin ise Atilla Uğur olduğu sır değildi.

Cüneyt Özdemir ile birlikte ODA Tv’yi kurdu Soner Yalçın. Karanlık operasyonlarını buradan yürüttü.

CNN Türk‘te yayınlanan Oradaydım adlı politik belgeseli hazırladı.

2007 yılında da Hürriyet gazetesinde, pazar günleri “Not Defteri” adlı köşesini yazdı. Köşesinde konuşturdu derin kimliğini.

Nedim Şener ve şimdi sahibi olduğu ODA Tv’nin başına geçirdiği Toygun Atilla ile yakındı her zaman.

Ergenekon ve Balyoz yargılamaları sürecinde, ODA Tv’yi manipülasyon merkezi olarak kullandı. ODA Tv soruşturması kapsamında 2011 yılında tutuklandı. 22 ay cezaevinde kaldıktan sonra 2012 yılı Aralık ayında tahliye oldu.

17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarından sonra, başta Perinçek olmak üzere Ergenekon davası sanığı diğer birçok isim gibi o da Saray’a doğru dümen kırdı.

Sözcü’de köşe yazmaya başladı. ODA Tv’yi danaşıklı muhalif çizgisiyle Saray’ın emrine verdi.

Basit meselelerde sözde muhalefet edip, asli meselelerde konuyu sulandırma ya da direk Erdoğan’a arka çıkma stratejisini tatbik etti.

Hatta Saray yanaşmalığında o denli mertebe kat etti ki, Mustafa Levent Göktaş’ı az kalsın MİT Müsteşarı yapıyordu.

Emeline nail olamadı. Göktaş’ı müsteşar yapamadı ancak MİT’le olan bağlarını güçlendirmekten de geri durmadı.

Cevheri Güven’in deşifre ettiği MİT görevlisi kuzeninin etkisi olmuş mudur, bilinmez.

Soner Yalçın’ın MİT’le olan bağlantılarının tek kanal üzerinden olmadığı hakikati, Pelikan Çetesi’nin troliçesi Hilal Kaplan’ın tweetiyle ortaya çıktı.

Meğer Soner Yaçlın ve ODV Tv’si, Nuh Yılmaz’ın kontrolündeymiş bir süredir.

Soner Yalçın ve Toygun Atilla, bahsedilen haberi derhal silip Hilal Kaplan’ın “Nuh’un köpekleri” hitabına iki hafta sessiz kaldı.

Soner Yalçın, Cevheri Güven’in videosundan sonra, Sözcü’deki köşesinde Kaplan’ın “Nuh’un köpekleri” ithamıyla ilgili bir yazı kaleme aldı.

Nuh Yılmaz’ı tanımadığını ve hatta adını bile Hilal Kaplan’ın tweetiyle duyduğunu yazdı. Yazıyı okuyan ve konuyu biraz olsun bilen herkes katıla katıla gülmüştür herhalde.

Canım niye gülüyorlar ki?

Erdoğan darbeyi eniştesinden; MİT Basın Danışmanı Nuh Yılmaz, Hande Fırat’tan ve eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, MİT’in merkezinde Hakan Fidan’la yemek yerken telefonla arayan eşinden öğrenir de Soner Yalçın, Nuh Yılmaz’ın adını ilk kez Hilal Kaplan’dan duymuş olamaz mı? Olabilir tabi!

Söz konusu, Perinçek’lerle, Soner Yalçın’larla müttefik olan Erdoğan’ın diktasının hüküm sürdüğü Türkiye ise, herşey olabilir.

Soner Yalçın’ın özetin özeti mahiyetindeki hikayesi böyle.

Yarın Toygun Atilla ile devam edeceğiz.

Devamını Oku

Analiz

“Nuh’un köpekleri” serisi bölüm 2: Ahmet Hakan

MİT Basın Danışmanı Nuh Yılmaz ve ekibini anlatma başladığım “Nuh’un köpekleri” yazı dizisinin dün yayınlanan ilk bölümünde, haliyle Nuh Yılmaz’ı tanıtmaya çalıştım.

Pelikan Çetesi’nin troliçesi Hilal Kaplan’ın kavramlaştırdığı “Nuh’un köpekleri”, kalıcı bir tanım olarak medya tarihindeki yerini aldı.

Belki de Hilal Kaplan’ın kendisi unutulacak ama zannederim “Nuh’un köpekleri” kavramlaştırması hafızalara kazınmış olarak kalacak.

Hilal Kaplan için “belki unutulacak” dedim; bu cümledeki “belki” ifadesi gereksizdi galiba.

Çünkü beynin olumsuz hatıraları unutmaya programlı olması gibi, toplumsal hafıza da tarihin utangıcı niteliğindeki bu tip kişileri belleğinden kolayca siler, hiçliğe mahkum eder.

Unutulmayacak olana, yani “Nuh’un köpekleri” odaklanalım ve serinin ikinci bölümüne konu olan Ahmet Hakan’dan bahsedelim biraz.

Türk medyasının amiral gemisi Hürriyet’in genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan!

İlahiyat fakültesini terk etmiş, askere gitmemek için dalağını aldırmış ve yıllarca yaranmaya, şimdi de Saray adına idare etmeye çalıştığı laik elitlerin “beyaz çoraplı” diye tanımladıkları bir figür.

Cem Küçük’ün “Aydın Doğan’ın garsonu” tanımlaması da vardı, onu da antrparantez ifade edeyim.

Sedat Peker’in Erdoğan adına racon kesip mekan bastığı günlerde, dayakla “yola” getirdiği bir omurgasız.

Omurgasız olduğu kadar da onursuz ve daha ötesi…

“Şu an Erdoğan ve kuklası olduğu Serhat Albayrak da dahil, kimsenin saygı duymadığı bir şahıs, nasıl oluyor da yıllarca ekranlarda ve gazete köşelerinde boy gösterebiliyor? Medyanın zirvelerinde nasıl yer alabiliyor?”
sorusu haklı olarak ilk akla gelen sorular oluyor.

Söz konusu olan Türkiye ve medyası ise, bu tablo son derece doğal. Nadir istisnalar hariç, gazetelerin genel yayın yönetmenliği ve Ankara temsilciliği konumlarının asli vazifesi, patronun iş takipçiliğini yapmak değil miydi?

Dönemin devlet bakanı Güneş Taner’le telefon görüşmesi ifşa edilen Ertuğrul Özkök müydü sadece, patronun iş takibini yapan sözde gazeteci?

Ahmet Hakan da onlardan biri. Zamanın ruhunu iyi okuyan ya da daha doğru ifadesiyle her devrin adamı olan biri.

Belki müftü olan babasının zoruyla başladığı Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitiremeden İstanbul’a döndü 90’lı yılların başında.

Büyükçekmece’deki yere bir gazetede çalıştı ve nasıl olduysa kısa sürede TGRT’nin ana haber bültenini sunmaya başladı.

Sonra da patron Mustafa Çelik’le irtibat kurup Kanal 7’ye geçti.

İşi başından bağlamak konusunda epey maharetlidir. O dönem Kanal 7’nin bağlı olduğu Necmettin Erbakan’a yanaştı, kızına talip oldu. Ancak emeline nail olamadı. Erbakan kızını vermedi.

28 Şubat sürecinde yıllarca Kanal 7’de çalıştı. Fakat devrin muktedirlerini rahatsız edecek bir çizgide bulunmaktan hassasiyetle kaçındı.

Suya sabuna dokunmadan, fincancı katırlarını ürkütmeden gemisini yürütmeyi başardı.

2005 yılında Kanal 7’den ayrıldı. Bir süre Yeni Şafak’ta çalışıp sonra soluğu, o dönem Turgay Ciner’e ait olan Sabah’ta aldı.

Orada da fazla durmadı, her nasılsa Aydın Doğan’ı ikna edip Hürriyet’e geçti.

Yıllarca Aydın Doğan’a ve temsilcisi olduğu muktedirlere yaranmak için yazdı, söyledi. Ancak bunu yaparken eski yol arkadaşları olan siyasal İslamcıları çok da rahatsız etmemeye dikkat etti, dengeleri gözetti.

Ancak onun yanar dönerliği, Erdoğan ve ekibi için yeterli olmadı. Sedat Peker devreye sokuldu.

2015 yılında Sedat Peker’in bir adamı, Ahmet Hakan’ı fena dövdü, burnunu ve kaburgasını kırdı.

Belki bu dayağın ve belki de zaten var olan irtibatlarının etkisiyle, Erdoğan’ın dikta yetkilerine kavuştuğu 2016 sonrasında Saray soytarılığına ricat etti.

Yani aslına rücu etti. Hep aynıydı, yine en güçlü hale gelene dümen kırdı.

Bu sayede hem Hürriyet’in genel yayın yönetmeni oldu hem de Kanal D’nin haber dairesi başkanı.

CNN Türk’teki adına asla layık olmayan Tarafsız Bölge adını verdiği programına devam ediyor.

Ahmet Hakan’a yanar döner dedim, omurgasız dedim, devrin adamı dedim.

Dedim ama hakkını da teslim edeyim, asla taviz vermediği biz çizgisi var Ahmet Hakan’ın.

Paraya, makama, güce tapan çizgisinden asla taviz vermedi, vermiyor.

Gelecekte imkanı olursa, bugün Saray adına küfrettiği kesimler en güçlü hale gelirse, emin olun, onlara yanaşmak için de kıvrım kıvrım kıvırmaktan asla çekinmez.

Bugüne kadar düştüğü durumlardan utanmadığı gibi, o günde ar etmez.

“Dalağı ile birlikte onurunu da mı aldırdı?” şeklinde bir soru aklınıza geliyorsa sormaya hiç yeltenmeyin.

Zira dalağı vardı ama hiçbir zaman onuru olmadı Ahmet Hakan’ın.

Yarın “Nuh’un köpekleri” serisinin üçüncü bölümü olan “Çakma Sabetayist avcısı Soner Yalçın” dosyasında görüşmek üzere.

Devamını Oku
Gazete manşetleri2 saat önce

Soner Yalçın, Havuz aparatı olduğunu ilan etti

Pelikan Çetesi’nin troliçesi Hilal Kaplan’ın “Nuh’un köpeği” olarak tanımladığı Soner Yalçın, sonunda baklayı ağzından çıkardı ve Havuz medyasının bir aparatı...

Gazete manşetleri11 saat önce

Reza Zarrab’ı ABD’de hangi sanatçılar ziyaret etti?

Beyaz TV’de yayınlanan Söylemezsem Olmaz programında ABD’de yargılanan Zarrab ile ilgili önemli iddialar ortaya atıldı. Programda Hadise’nin Reza Zarrab’la görüştüğü...

Diğer1 gün önce

Emine Erdoğan’dan BirGün editörüne dava

Çevre Ajansı’na kıyıları özel şirketlere devretme yetkisi veren ve Emine Erdoğan’ın itibarını zedelediği gerekçesiyle haberlerine yayın yasağı getirilen kanun değişikliğine...

Gazete manşetleri2 gün önce

İlkay Akkaya’nın Urfa konserinin yasaklanması yargıya taşındı

Sanatçı İlkay Akkaya‘nın 25 Eylül’de Urfa’da vereceği konserin valilik tarafından “uygun görülmediği” gerekçesiyle yasaklanması yargıya taşındı. HDP Urfa İl Eş...

Gazete manşetleri2 gün önce

Saymaz: Sedat Peker bu şartlarda tweet atamaz, seçim videosunu çekemez

İsmail Saymaz Halk TV‘de, Sedat Peker’in kırmızı bülteninde yapılan değişikliğin Peker’in hayatını nasıl değiştireceğini anlattı. Saymaz, Sedat Peker’in uzun bir...

Diğer2 gün önce

İsmail Küçükkaya’yı eleştiren Salim Şen, Halk TV’den ayrıldığını açıkladı

Halk TV’de istifa depremleri devam ediyor. Kanalda Açıkça programını sunan Gökmen Karadağ, kısa bir süre önce kanalla yollarını ayırmıştı. Karadağ’ın...

Diğer3 gün önce

BirGün muhabirini defalarca tehdit eden polis suç işlememiş!

BirGün muhabiri İsmail Arı’yı defalarca tehdit eden ve görüntü almasını engelleyen Çekmeköy İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı Alper Deniz Demir hakkında...

Gazete manşetleri3 gün önce

Süleyman Soylu’nun Soysuz dediği Emre Olur, bakın kim çıktı !

Sedat Peker’in basın danışmanı Emre Olur’un İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun şahsi ve siyasi hedefleri için kullandığı siber suçlarla mücadele biriminde...

Gazete manşetleri3 gün önce

Reha Muhtar’ın kızı ifade verdi: Babam beni 4 yıldır dövüyor

Oyuncu Deniz Uğur‘un eski eşi Reha Muhtar tarafından şiddete maruz bırakıldığını söylediği 13 yaşındaki kızları ifade verdi. 13 yaşındaki M....

Gazete manşetleri3 gün önce

Emre Olur’un sorgusunda Doğu Perinçek ve 10 gazeteci detayı

“Kimler sizinle irtibata geçti?” Sözcü yazarı Saygı Öztürk, bugünkü yazısında, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in basın danışmanı olduğu belirtilen...

Diğer4 gün önce

Aktroller, meslektaşlarının tahliyesine üzülen İsmail Saymaz’ı Sedat Peker Örgütü şemasına soktu

Aktroller, meslektaşlarının tahliyesine üzülen İsmail Saymaz’ı Sedat Peker Örgütü şemasına soktu AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yönettiği Türkiye’de bir gün herkes...

Gazete manşetleri4 gün önce

Sokak röportajında Bahçeli’yi eleştiren ülkücüye özür dilettiler

Kendine Muhabir adlı Youtube kanalında yayınlanan bir röportajda MHP’li vatandaş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘ye tepki göstermişti. Bozkurt Caps adlı...

Diğer4 gün önce

Gazeteci Cevheri Güven bir kez daha hedef gösterildi !

Sabah Gazetesinin “MİT’e yakın özel istihbarat şefi” Abdurrahman Şimşek, gazeteci Cevheri Güven‘i hedef gösterdi, ailesiyle birlikte yaşadığı evin konumunu paylaştı....

Diğer5 gün önce

Milliyet Gazetesinin özel haberi , Rusya‘nın Lefkoşa Büyükelçiliği tarafından yalanlandı !

Milliyet Gazetesinde yer alan özel haberde Rusya’dan Kıbrıs‘ın kuzeyine direkt uçuş seferlerinin başlayacağının duyurulması üzerine; atılan ‘diplomatik zafer’ naraları, Rusya‘nın...

Gazete manşetleri5 gün önce

AKP içinde troll gerginliği! “Başımıza bela olacak”

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, bugünkü “Süleyman Soylu trolleri” başlıklı yazısında AKP’de kendi yarattıkları trollere dair rahatsızlık olduğunu yazdı. “Erdoğan’a...

Gazete manşetleri5 gün önce

Can Ataklı: Erdoğan’ın diploma konusunu gündeme getirdim, 3 gün sonra Halk TV’den gönderildim

Gazeteci yazar Can Ataklı, Halk TV’den neden ‘kovulduğuna’ dair yıllar sonra önemli açıklamalarda bulundu. Ataklı’ya göre Tayyip Erdoğan’ın ‘sahte’ olduğu...

Gazete manşetleri5 gün önce

Sedat Peker’in avukatı: Muhalif gazetecilere bir operasyondan söz ediliyor

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in avukatı Ersan Barkın, müvekilinin basın danışmanı olarak tanınan Emre Olur’un bu gece ifadesinin alınacağını belirterek,...

Diğer6 gün önce

Yeşim Salkım hakkında ‘Erdoğan’a hakaret’ iddiasıyla hapis talebi!

‘SİSİ’ lakaplı Seyhan Soylu, avukatı aracılığıyla savcılığa başvurarak Yeşim Salkım’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği yönünde suç duyurusunda bulundu....

Gazete manşetleri6 gün önce

Kaan Boşnak ve Başak Ceylan’ın boşanma davasına yayın yasağı

Yüzyüzeyken Konuşuruz’ isimli müzik grubunun solisti Kaan Boşnak ve Başak Ceylan Boşnak’ın boşanma davasına yayın yasağı getirildi. Başak Ceylan Boşnak...

Gazete manşetleri6 gün önce

Konseri iptal edilen Aleyna Tilki: Cadı avı dönemine döndük

Şarkıcı Aleyna Tilki, LGBTİ+‘ları hedef alan mitinge tepki göstermesinin ardından, MHP‘li Çorum Osmancık Belediyesi’nin 24 Eylül’deki konserini iptal etmesine ilişkin...

Öne Çıkanlar

Copyright © 2019 Medyatrend. Tüm Hakları Saklıdır.