Gazete manşetleri
‘Yalı Çetesi’nden Soner Yalçın çıktı
Recep Tayyip Erdoğan’ın eski özel kalem müdürü Hasan Dağcı’nın 5’li çete ile kurduğu kumpas merkezini Soner Yalçın’a tahsis ettiği anlaşıldı. ‘5’li çete’nin Kılıçdaroğlu ve yakın çevresine operasyon için düğmeye bastığı ortaya çıktı. Çete’nin hedefi; önce Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresini hedef alarak Kılıçdaroğlu’nu yalnızlaştırmak…
Türkiye’nin kader seçimine sayılı günler kala halkın gözü önünde, mitinglerde, salon toplantılarında, ekranlarda süren politik mücadelenin yanında bir de derin işbirliklerinin, kirli pazarlıkların devreye girdiği bir süreç yaşanıyor. AKP döneminin rant ilişkilerinde semirmiş isimlerle, muhalifmiş gibi görünen ama Millet İttifakı içinde operasyonlara girişen bazı tartışmalı isimler tezgah altında iş tutuyor.
Sanki bir düğmeye basıldı ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile yakın çalışma ekibine yönelik farklı merkezlerden gibi gözüken ama hepsi tek noktaya hizmet eden saldırılar başladı. Aslında bunlar bilinen isimlerdi. Farklı yerlerde duruyormuş gibi davranıyor, çıkarın oluşturduğu kaygan zeminde kolayca buluşabiliyorlardı.
Deşifre olmaları için bir işaret fişeği gerekiyordu. O işaret fişeğini Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Terkoğlu attı. Adını da koydu Terkoğlu; Yalı Çetesi.
Terkoğlu, Sedat Peker’in açıklamalarıyla adı gündeme gelen Hasan Dağcı’nın yalısında yapılan bir toplantıdan söz etti, hedefin Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu yazdı.
Terkoğlu’nun yazısı büyük sarsıntı yarattı, herkes Yalı Partisi’nin katılımcılarını konuştu.
Ne diyordu yazısında Terkoğlu;
Şanlıurfa’da dehşet veren olay: Eşini katledip intihar etti
Şanlıurfa’da dehşet veren olay: Eşini katledip intihar etti
Bilmeyenler adını Sedat Peker’le duydu. Peker, “Hasan Dağcı isminde bir şahıs var, bu şahıs Cumhurbaşkanımızın eski özel kalem müdürüdür” diye onu tanıtmaya başlamıştı, “Belen İnşaat diye bir firması var. Devletten ne kadar büyük ihaleler aldığını internetten girip bulabilirsiniz (hep fahiş kârlarla)” sözleriyle devam etmişti.
Son yıllarda, hep aldığı ihalelerle haber oluyor. Aslında tam bir Erdoğan zengini. “Erdoğan zengini” diyorum, çünkü hikayesi AKP öncesine uzanıyor. Bir gazetede çalışırken, dönemin İBB Başkanı Erdoğan’la tanışması hayatını değiştirdi. Hızlı bir şekilde büyüyerek, ülkenin sayılı zenginlerden oldu. Beykoz’da görenlerin gıptayla baktığı yalıda oturmaya başladı. Yaşam tarzı “çok farklı” olsa da hep iktidarın yanında durdu. Yandaş cenahının “marjinal” bulduğu partilerle adından sosyetede söz ettirdi.
NASIL ZENGİN OLDUĞUNU ORTAYA ÇIKARMIŞTI
Kılıçdaroğlu İstanbul Belediye Başkanlığı’na aday olduğu dönemde, Dağcı’yı hedef almıştı. “Erdoğan’a soralım, kimdir Hasan Dağcı” diye söze başlamış, “Erdoğan konuşsun arkasını getiririz” diyerek devam etmişti. İki yıl sonra, Genel Başkan olunca, Erdoğan’a tekrar yüklenmişti: “Tanıyor musun Hasan Dağcı’yı, kendi özel kalem müdürü”. Kılıçdaroğlu, bir cami arazisinin imar durumunun değiştirilerek rezidansa çevrildiğini, Dağcı’nın zengin edildiğini söylemişti.
“ERDOĞAN’IN ÇOK YAKIN BİR AKRABASI DA VARDI”
İşte iki ay önce, Hasan Dağcı’nın yalısındaki o yemekli toplantıyı dinledim. Toplantıda Kılıçdaroğlu’nun “beşli çete” dediği işadamları vardı. “Beşli çete”nin dışında, Türkiye’nin büyük ihalelerini alan altıncı, yedinciler de… Erdoğan’ın çok yakın bir akrabası da vardı, Dişli Ailesi’nin tanınmış bir ferdi de.
“KILIÇDAROĞLU’NUN ‘418 MİLYAR DOLARI ALACAĞIM’ SÖZLERİ TÜYLERİ ÜRPERTİYOR”
Yalıdaki masa, “Erdoğan bir daha kazansın” istiyordu. B planı ise, Erdoğan’ın kaybetme olasılığına karşı, muhalefeti, kendilerine yumuşak geçiş yaptıracak bir alternatife zorlamaktı. Kılıçdaroğlu’nun “418 milyar doları alacağım” sözleri tüylerini ürpertiyordu.
HEDEFLERİ BELLİ..
CHP Genel Merkezi’nde konuşulan hikayeye göre, Kılıçdaroğlu ile “Yalı Partisi” önce görüşmek istemiş, reddedilmişti. Sonra CHP’ye yakın bazı aracılar devreye girmiş, buluşturmaya çalışmış, yine kabul edilmemişti. Son olarak Kılıçdaroğlu’na karşı bir operasyon devreye sokulmuştu. “Yalı Partisi”nin fonladığı kimi gazeteciler başta olmak üzere, muhalefetin takip ettiği isimler üzerinden, Kılıçdaroğlu itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştı. Hedef, Kılıçdaroğlu’nun adaylığının önüne geçmekti.
Olmadı…
Şimdi başka bir plan devreye sokulmaya çalışılıyor!
Ülke, sadece adaylar arasında bir seçim yapmayacak. Kırılma noktasında gideceği yönü de belirleyecek. Söylendiği gibiyse, “Yalı Partisi”nin yeni operasyonunu engellemek için, ahtapotun kollarını deşifre etmenin zamanı gelmedi mi?
Evet, Barış Terkoğlu’nun yazısı böyle. Yazı kuşkusuz çok sarsıcı ama satır aralarında kaybolmaması gereken birkaç nokta var. AKP dönemi zengini Hasan Dağcı yalısındaki renkli partiler nedeniyle ve yaşam tarzından ötürü AKP’nin muhafazakarları tarafından uzak tutulmak isteniyordu.
HASAN DAĞCI’NIN BOĞAZDA’Kİ PAHA BİÇİLMEZ YALISI HANGİ MUHALİF GÖRÜNÜMLÜ DERİN GAZETECİNİN KULLANIMINA AÇILMIŞTI?
Barış Terkoğlu yazısının sonunda yeni operasyonlardan söz ediyor ve ahtapotun kollarının deşifre edilmesi gerektiğini söylüyordu. Yeni operasyonda kim ne görev almıştı? Neden deşifre edilmesi gerekiyordu? Beşli, altılı, yedili çeteyi Kılıçdaroğlunun ağzından bütün Türkiye öğrendi. Peki ahtapotun kollarının diğerleri kimdi? Hasan Dağcı özel yaşam tarzından ötürü AKP’liler tarafından eleştirilince yurt dışına çıkmış, adını unutturmak istemişti. Bu süreçte Hasan Dağcı’nın boğazdaki paha biçilmez yalısı hangi muhalif görünümlü derin gazetecinin kullanımına açılmıştı? Kitapları yüzbinler satan, muhalif mahallenin ilgiyle takip ettiği bu gazeteci miydi ahtapotun kollarından biri?
SONER YALÇIN, HASAN DAĞCI’NIN YALISINDA YAŞIYOR
Odatv’nin sahibi Soner Yalçın’ın uzunca süre boğazda lüks bir yalıda yaşadığı, mangal partileri düzenleyip arkadaşlarını davet ettiği biliniyordu. Acaba Soner Yalçın’ın kendi evi olarak kullandığı yalı, Hasan Dağcı’nın yalısı mıydı? Yanıt kolay bulundu. Soner Yalçın… Evet yanlış duymadınız, Hasan Dağcı’nın yalısında yaşıyor, partiler düzenliyordu. Yakın çevresini de defalarca yalıya davet etmişti.
ŞİMDİ O YALIDA KUMPASLAR KURULUYOR
Ahtapotun sermaye ayağı biliniyor. Muhalefete yakın gibi görünen ama Tayyip Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürecek operasyonel haberlere imza atan gazeteci de deşifre edildi. O isim Soner Yalçın’dı. Eli sıkılığı ile tanınan Soner Yalçın yalıda gününü gün etmiş, sofralar kurup birçok ismi ağırlamıştı. Şimdi o yalıda Kılıçdaroğlu’na kumpaslar kuruluyordu.
SADAT KUMPASINDA tv100’E SİPER OLDU
CHP’nin içini karıştırmak için operasyonel haberler yapan Soner Yalçın, bu kumpasların neresindeydi? tv100 yayınında Kılıçdaroğlu’na SADAT kumpası kurulurken Soner Yalçın’ın TV100’e siper olması bu yüzden miydi?
Kaldı yandaş medyadan gözüken tetikçi sözde gazeteci ayağı… Türkiye’de son dönemde karanlık odaklarca kotarılmış ne kadar kumpas davası varsa bizzat içinde ya tanık, ya tetikçi olarak bizzat bulunan kullanışlı isim de dahil edilmeliydi tabii bu yalı çetesinin eleman listesine. Ankara’nın puslu ve kirli ilişkilerine aşina tetikçi yandaş gazeteci dünden hazırdı.
GİZLİ PLANLARI; KILIÇDAROĞLU’NU YALNIZLAŞTIRMAK
Ahtapotun kolları Kılıçdaroğlu’na yönelik yeni kirli tezgahlar için yeniden harekete geçti. Bu plana göre, önce Kılıçdaroğlu yakın çevresi hedef alınarak yalnızlaştırılacak, son hamleyle kendisi hedef alınarak yalıda etrafı süslenen altın tepsiyle Erdoğan’a seçim armağan edilecek.
Seccade kumpasında ise Fethullahçıların ağzından konuşan isimler yeniden Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresini hedef almış, basından sorumlu baş danışman Tuncay Özkan sorumlu tutulmuştu. KRT’nin ulaştığı Özkan, böyle bir iftar programından haberinin olmadığını, Ankara’da bakıma muhtaç derecede yataklık hasta olduğunu açıkladı. Özkan’ın hastalığı kirli planı bozmuştu. İftardan bilgisi bile yoktu.
‘ETO’ DİYEREK DEFALARCA HEDEF GÖSTERDİLER
Soner Yalçın’ın sahibi olduğu Odatv Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresinden Enis Berberoğlu’nu, Tuncay Özkan’ı ve Okan Konuralp’i hedefe koyarak ve ETO (Enis-Tuncay-Okan) diyerek defalarca haber yaptı.
ODATV, FETÖ TAKTİKLERİ UYGULADI
Odatv operasyonel haberleriyle FETÖ taktikleri uygulayarak Kılıçdaroğlu’nun adaylığının önünü kesmek istiyordu; hem Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve hem de yakın çalışma ekibini hedef alıyordu.
Yalı çetesi hemen yeni plana soyunacaktı kuşkusuz.
Terkoğlu yazısını Bernard Shaw’dan alıntıyla “Para söz konusuysa herkesin dini birdir” diye bitirmişti. Ama son cümle şuydu:
ŞİMDİ VİCDANLARIN İÇİNİ PARANIN SATIN ALDIKLARINDAN TEMİZLEME ZAMANI.
Bakalım büyük deşifre gerçekleşecek mi? Paranın satın aldıkları isimler halkın vicdan ve adalet terazisinde sonsuza kadar mahkum olacak mı?
Gazete manşetleri
Araştırmadan yazdı çark etti: Ahmet Hakan ‘yoğutsal polemik’te sınıfta kaldı
Sosyal medya paylaşımlarını gerçek sanarak Chobani’nin sahibi Hamdi Ulukaya’yı İlber Ortaylı hakkında söylemediği sözlerle yerden yere vuran Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, çark etti.
Sosyal medyada yer alan paylaşımlarda Ulukaya, Prof. Dr. İlber Ortaylı hakkında “Ne iş yapar bu adam?” dediği iddia ediliyordu.
Bu sözleri, konuyu araştırmadan köşesine taşıyan Ahmet Hakan, Ulukaya’nın ekibinden gelen uyarı sonrası yeni bir yazı kaleme almak zorunda kaldı.
Ahmet Hakan, “Yoğurtsal Polemik” başlıklı köşe yazısında Fenerbahçe’nin yeni sponsoru Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya hakkında:
“Hamdi Ulukaya’yı uyarıyorum: Sert kayaya çarptınız Hamdi Bey” dedi. Hakan, Ulukaya’nın Ortaylı’yı tanımamasını kültürel bir eksiklik olarak nitelemişti.
Hakan sosyal medyada binlerce paylaşım, düzinelerce haber ve yüz binlerce yorumla yayılan bu iddianın tamamen asılsız olduğunu paylaşarak, “Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz” düşüncesiyle hareket ettiğini belirtti. Hakan, şu çarpıcı itirafta bulundu:
“Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım. Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.”
İşte Hakan’ın Ulukaya hakkında çıkan iddialara yönelik yazdığı yeni yazısı
“HAMDİ Ulukaya’nın İlber Hoca hakkında…
“İlber Ortaylı ne iş yapar, hiç duymadım. Malum herkes Chobani yoğurdu kadar bilinir olmayabilir” dediğine dair bir rivayet dolaştırıldı.
*
Ulukaya’nın böyle dediğine dair…
– Binlerce paylaşım gördüm.
– Düzinelerce habere rastladım.
– Yüz binlerce yorum okudum.
*
Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz diyerek…
Oturup ben de bir yorum yazısı yazdım.
*
Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım.
Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.
*
Hamdi Ulukaya’nın çevresinden dün bana ulaştılar.
Dediler ki:
“Hamdi Ulukaya’nın böyle bir açıklaması yok. Bu yalan piyasaya sürüldü ve bir anda yayıldı. Baş edemedik.”
*
Sonuç olarak…
Dün bu köşede çıkan yoğurtlu, cacıklı yazıyı yürürlükten kaldırıyorum.
Gazete manşetleri
Erdoğan’ın yeni gözdeleri ve gözünden düşen gazeteciler
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son üç yıldaki yurt dışı gezilerinde özel uçağına binen gazetecileri tarayıp “gözde ve gözden düşen gazeteci ve kurum” listesi çıkardı.
T24’de çıkan habere göre “Davet edilen gazeteciler listesi, Erdoğan’ın itibar barometresi gibi!” diyen Bildirici’nin aktardığına göre, Erdoğan’ın “gözde”lerinin başında Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı, NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, CNN Türk Programcısı Hande Fırat ve A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen var.
Erdoğan’ın gezilerine değinen Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanının 2022 yılında 20, 2023 yılında 17 ve 2024 yılında da 14 olmak üzere üç yılda toplam 51 yurt dışı geziye çıktığını hatırlattı.
Bildirici, “itibar barometresinde gözden düşenler” diyerek 2014-2017 yıllarında en çok davet edilen gazetecilerin başında gelen Ali Adakoğlu (16 davet), Selçuk Tepeli (14 davet) ve Murat Kelkitlioğlu’nun (13 davet) artık uçağa adım atamadıklarına dikkati çekti.
Bildirici, “gözden düşen” diyerek ayrıca şu isimleri sıraladı: Ekrem Kızıltaş, Erdal Şafak, Ergün Diler, Vahap Munyar, Nihal Bengisu Karaca, Fikret Bila, Nuri Elibol, Verda Özer, Nuh Albayrak ve Nagehan Alçı.
Bildirici’nin aktardığına göre, 2022 yılında 5-6 geziye çağrılan gazeteciler Mustafa Yıldız, Sami Dadağlıoğlu, Esra Elönü ve Ünal Kaya da 2023’te daha az davet edildiler; 2024’te ise davetli listesinde hiç görünemediler. İlk yılların sık davet edilenlerinden İbrahim Karagül, Turgay Güler, İsmail Kapan, Hakan Çelik ve Mustafa Kartoğlu, yine Erdoğan’ın gezilerine çağrılıyorlar ama eskiye oranla çok daha az. 2022’de tam sekiz geziye katılan Hacı Yakışıklı da Yeni Akit’ten ayrılıp TV100’e geçtikten sonra artık eskisi kadar gözde değil, 2024’te sadece bir geziye çağrıldı.
Milliyet yazarı ve CNN Türk yorumcusu Zafer Şahin de “itibar barometresi”nde gerileyen gazetecilerden biri. 2022’de beş geziye çağrılan Zafer Şahin, 2023’te hiç geziye davet edilmedi, 2024’te de sadece bir geziye katılabildi.
YENİ GÖZDELER
TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Serdar Karagöz, gezilerin neredeyse tamamında yer aldılar. TRT ve AA’dan, genel müdürler dışında isimler de bazı gezilere katıldı.
“İtibar barometresi”nin zirvesinde yer alan isim Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı; Erdoğan’ın 2022 yılında 12, 2023’te 9 ve 2024’te de 10 dış gezisine katıldı.
Taha Dağlı’yı, üç yıl içinde toplam 20 geziyle NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, 18 geziyle Hürriyet gazetesi Ankara Temsilcisi ve CNN Türk Programcısı Hande Fırat, 17 geziyle A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen, 15 geziyle 24 TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek ve 13’er geziyle Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı ve 24 TV Programcısı Belkıs Kılıçkaya izliyor.
Erdoğan ve iktidarın “medya itibar barometresi”nin başındaki bu isimlerden sonra sırasıyla Hilal Kaplan, Okan Müderrisoğlu, Mehmet Acet, Nazlı Çelik, Abdülkadir Selvi, Banu El, Mehmet Yeşilkaya, Ahmet Hakan, Zahid Akman, Ferit Ersoy ve Ömer Özkök geliyor.
GÖZDE KURULUŞLAR
Basılı gazeteler içinde en çok davet edilen şüphesiz Sabah gazetesi. Son üç yılda bu gazetenin temsilcileri tam 49 geziye katıldı.
Sabah’ı, 45 geziyle Yeni Şafak, 39 geziyle Hürriyet, 38 geziyle Akşam gazetesi izledi. Milliyet, Türkiye ve Yeni Akit gazetelerinden temsilciler de davetliler arasında sık görüldü. Ama Diriliş Postası, Milat ve Posta da daha az da olsa çağrıldı Erdoğan’ın gezilerine.
Televizyon kanalları arasında da TRT’den sonra en çok geziye katılan medya kuruluşu 24 TV. Erdoğan nezdindeki “itibar barometresi”nde NTV, A Haber, CNN Türk, Haber Global, TV100, Habertürk TV, Beyaz TV, Ülke TV, TV Net, Kanal 7 ve öbürleri izliyor.
Medya grupları olarak da en başta gelen Turkuvaz Medya. Onu Demirören Medya izliyor. Türk Medya ve Albayrak grupları daha geriden geliyor.
Gözden düşen kuruluşlar
Daily Sabah ve Türkgün, itibar barometresinde inişe geçen kuruluşlar. Daily Sabah temsilcileri 2022’de 4, 223’te de 4 geziye katılmışken, 2024’te sadece bir geziye davet edildiler. Son iki yıldır da Türkgün’den hiç kimse gezilere alınmıyor.
Bengütürk 2022’de sekiz geziye davet edilmişken, bu sayı 2023’de 2’ye, 2024’te de 1’e düştü.
Aynı şekilde TRT World, Kanal D, TGRT, ATV ve Akit TV de itibar barometresinde inişe geçmiş durumda. TGRT, ATV ve Akit TV’den hiç kimse 2024’deki gezilere katılamadı. TRT World ve Kanal D ise sadece 1’er gezide yer aldı.
Bildirici ayrıca, söz konusu uçak fotoğraflarını çeken isimlere de dikkati çekti; “Fotoğrafların çoğunda Cumhurbaşkanlığı fotoğrafçısı Murat Çetinmühürdar’ın imzası var. Birkaçında da Murat Kula (Cumhurbaşkanlığı), Mustafa Kamacı (AA) ve Kayhan Özer’in (AA) imzaları yer alıyor”
Gazete manşetleri
Kılıçdaroğlu’ndan Uğur Dündar’a zehir zemberek sözler
CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Tarih onu affetmeyecek’ diyerek cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden kendisini eleştiren Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.
14-28 Mayıs Genel Seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan’a kaybetti.
Seçimi kaybeden Kılıçdaroğlu’nun adaylığı muhalif cephede tartışmalara neden oldu.
Kılıçdaroğlu’nu eleştiren isimlerden biri de Sözcü yazarı Uğur Dündar.
Uğur Dündar, katıldığı bir televizyon programında yerel seçim sonuçlarını değerlendirirken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel seçimlerde aday olması ile muhalefetin tarihi bir fırsatı kaçırdığını vurgulayarak “Tarih onu asla affetmeyecek” dedi.
Dündar ayrıca geçtiğimiz günlerde bir köşe yazısında cumhurbaşkanlığı seçimi için ‘Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesi gerektiğini, CHP’nin ve ‘Altılı Masa’nın başındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun resti görmek yerine, kendi adaylığını dayattığını ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiğini’ kaleme aldı.
Kılıçdaroğlu, kendisini ve Cumhurbaşkanlığı adaylığını hedef alan CHP yandaşı Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.
Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…
Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin “Bizim Uğur”u, TRT Genel Müdürü…
Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan’ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar…
“Gün geçmiyor ki” cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; “İnadına mini etek, inadına dekolte” sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…
Sağlık skandalı haberi adı altında “Tesettür Faciası” başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük “fedakarlıklar” yapan, andıçların Uğur Dündar’ı…
“SİZİN ÇARKINIZ YİNE ‘ŞANLI ŞANLI’ DÖNER”
Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine “şanlı şanlı” döner Uğur Bey.
Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik… Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik.
1960’lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…
İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…
Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik.
Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz!
Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6’lı masanın liderleri ile yaptık.
Nasıl yaptığımızı da anlatayım. Berkin Elvan’a da ağladık, Eren Bülbül’e de… Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de… Deniz Gezmiş’le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de…
Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de…
Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük. Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük…Pislikler döküldü yürüdük…
“SİYASİ RÜŞVET ALDINIZ” İMASINA SUSMAM!
Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için “Yakın o evi” dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.
Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.
Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!
Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz.
Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.
Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem.
Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine “siyasi rüşvet aldınız” imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!
“TARİH KİMİ AFFEDECEK, KİMİ AFFETMEYECEK?”
Sizin tabirinizle; “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu 70’li yıllardan beri tanırım. Kemal Bey’in asıl işi hesap sormaktır. Devletin nice kayıp trilyonlarını, tüyü bitmemiş yetim hakkını, yurt dışından getirmiş ve hazineye irat kaydettirmiştir.” El hak doğrudur Uğur Bey. Benim asıl işim hesap sormaktır.
Büyük emeklerle ve ödenen bedellerle tesis edilen bu kardeşlik yapısına, bu toplumsal ittifaka ve bu helalleşmeye saldırmayı sürdürürseniz, milletin uygarlık yolundaki bu anlaşmaya halel getirmeye çalışırsanız, bunun hesabını sorarım.
Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, SİYASİ ARENADA MAKOSENLERİMİ TEKRAR GİYERİM ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.”
-
Gazete manşetleri3 yıl önceAslı Erdoğan: Sesimizin Almanya’da ustalıkla kısıldığını düşünüyorum
-
Gazete manşetleri4 yıl önceSBK listesi medyada bir gazetecinin daha biletini kesti !
-
Gazete manşetleri4 yıl önceAKP Cehaleti: TRT, Çanakkale Zaferi ile Sarıkamış’ı karıştırdı
-
Televizyon4 yıl önceCan Ataklı: Normal bir ülke olsa Cevheri Güven’in anlattıklarıyla kıyamet kopardı !
-
Gazete manşetleri3 yıl önceOğuzhan Uğur ve Robot Sophia arasındaki diyalog sosyal medyada gündem oldu
-
Gazete manşetleri3 yıl önceAlmanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’den Ahmet Altan ve Osman Kavala mesajı
-
Gazete manşetleri3 yıl önceNarlıdere Belediye Başkanı Engin, canlı yayında beyin kanaması geçirdi
-
Analiz4 yıl önceCüneyt Özdemir’in Pelikan itirafları ve gazeteciliği: Herkes yesin, bulaşmıyorum
