Gazete manşetleri
Erdoğan’dan Binali Yıldırım’a: Bir daha 15 Temmuz’u sorduğunu duymayacağım!
Gazeteci yazar Levent Gültekin, yeni kitabı ‘Yaklaşan Kasırga’da 15 Temmuz’a dair önemli anektotlar aktarıyor.
Türkiye’nin son 20 yılda planlı olarak ‘Ortadoğululaştırıldığını’ anlatan Gültekin, 15 Temmuz’un da bu senaryonun önemli bir parçası olduğunu söylüyor.
Gültekin’in sağlam kaynaklardan aktardığı bilgilere göre dönemin başbakanı Binali Yıldırım, Erdoğan’a 15 Temmuz’la ilgili sorular sorunca şu cevabı alıyor: “Binali, bir daha 15 Temmuz’la ilgili bir soru sorduğunu duymayacağım. Bir daha 15 Temmuz’u karıştırdığını duymayacağım.”
Binali Yıldırım, AA’nın Editör Masa’sında kendisine yöneltilen, “Hoşunuza gitmeyen bir proje oldu mu? sorusuna, “Hoşuma gitmeyen proje 15 Temmuz! diyerek cevap vermişti.
Gazeteci yazar Levent Gültekin, T24’ün YouTube kanalına konuk oldu. Yeni çıkacak olan ‘Yaklaşan Kasırga’ kitabını anlattı. ‘Yaklaşan Kasırga’dan kastının Türkiye’nin Ortadoğululaşması olduğunu söyledi.
TÜRKİYE, PLANLI OLARAK ORTADOĞULULAŞTIRILIYOR
“Ortadoğululaşmak zaten başlı başına kasırga yemiş olmaktır.” diyen Gültekin, “Hukuk yoktur, demokrasi yoktur, yoksulluk vardır, toplum yoktur, inanç ve kimlik üzerinden ayrışma vardır, devlet yoktur, bilim, sanat edebiyat yoktur, şatafat vardır. Gerçek Müslümanlık yoktur ama din istismarı en yüksek seviyededir. Orada ümit yoktur, karamsarlık vardır. Huzur yoktur, birbirini yeme vardır. Türkiye adım adım 20 yıldır buraya sürükleniyor.” ifadelerini kullandı.
2023 SEÇİMLERİ SON KAVŞAK
Levent Gültekin, 2023 seçimlerinin önemini ise şöyle anlatıyor: “Eğer 2023 seçimlerinde Türkiye bu kaderini değiştirecek bir yaklaşık ortaya koymazsa, ben bunun büyük bir kasırgaya dönüşeceğini düşünüyorum. Büyük bir tahribat aldık zaten. Yoksulluk, işsizlik, gençlerin ülkeyi terk etmesi, kurumların ortadan kalkması, tek adam rejimi, hukukun ortadan kalkması… Korkunç bir tablo var Türkiye’de… Asıl sonucunu ise ben 2023’ten sonra bekliyorum. Eğer 2023’te bu süreci terse çevirecek bir akıl ortaya çıkmazsa, ben bunun Türkiye’yi bir kasırgayla karşı karşıya bırakacağını söylüyorum. ”
SENARYOYU FARK EDİNCE 15 GÜN UYUYAMADIM
Kitabı yamaya başladığında kafasında ‘Ortadoğululaşma’ kurgusu olmadığını anlatan Gültekin, kitabı bitirdikten sonra bunu fark ettiğini anlatıyor:
Bu fotoğrafı gördüğümde 15 gün uyuyamadım. Acaba ben yanılıyor muyum dedim. Delirdiğimi düşündüm. Ankara’ya gittim. Devlette çok önemli makamlarda bulunmuş insanlarla görüştüm. Tabloyu anlattım. Tamamı bana ‘doğru’ dediler. Başbakanlık, dışişleri bakanlığı, meclis başkanlığı, muhalefet liderleriyle konuştum. Türkiye’de sanki bir senaryo var.
ERDOĞAN NE ZAMAN SIKIŞSA, ÇANTASINA TAVŞAN GİRİYOR!
O senaryoda Tayyip Erdoğan da oyuncu gözüküyor, bana göre. Toplumda ‘Tayyip Erdoğan çantadan bir tavşan çıkaracağı’ algısı var ya; aslında Tayyip Erdoğan’ın önünün sıklıkla açıldığını, adamın çantasına sürekli birilerinin tavşan olarak girdiği… Yani adam tavşan çıkarmıyor; adamın ne zaman başı sıkışıyorsa çantasına tavşan giriyor.
DEĞİŞİME KARŞI OLAN TEK İSİM ERDOĞAN’DI
Mesela 2002 yılı… İslamcılar dönüşüyorlar. Yüzlerini AB’ye çevirmeleri… AK Parti’nin ana kadrosu AB yanlısı. Ana kadronun içinde değişime karşı olan, radikal İslamcılığı hala savunan, hala Türkiye’yi Ortadoğu aklıyla gören bir kişi vardı; Tayyip Erdoğan… Yasaklıydı…
Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağı parti başkanı olmasını da engelliyor. Ama AYM böyle bir karar verdiği halde 3 yıl boyunca bunu çekmeceden çıkarmıyorlar. Sanki bir el ‘bırakın’ diyor. Sonra Abdullah Gül başbakan, AK Parti iktidar olmuş, AB, içeride bir barış rüzgar esiyor.
İSLAMCILARDAKİ DEĞİŞİM KALICI OLMAMALI!
Sonra birileri diyor ki; İslamcılardaki değişikliğin kalıcı hale gelmemesi lazım. Çünkü bu kalıcı hale gelirse Türkiye uçacak. Muhafazakar toplum Atatürk’le, cumhuriyetle, demokrasiyle barışacak, AB ile entegre olacak. Bunu bir şekilde durdurmamız lazım diyorlar.
DENİZ BAYKAL, ‘CAN SİMİDİ’ OLUYOR
Bir sabah kalkıyoruz Deniz Baykal diyor ki Tayyip Erdoğan’ın yasağını kaldırmamız lazım. O dönem AK Parti’nin her sözüne kıyamet koparan devlet, bir şekilde bir anda ittifak ediyor. Siirt seçimlerini iptal ediyorlar, Tayyip Erdoğan milletvekili oluyor ve apar topar Abdullah Gül’den başbakanlığı devralıyor.
Tayyip Erdoğan’ın bir iki tane radikal sözü üzerine oluşan Cumhuriyet mitingleri, kapatma davası, 367 krizi muhafazakar İslamcı camiadaki değişimi durduruyor. Orada Erdoğan mağdur ediliyor!
BAHÇELİ, KRİTİK ANLARDA DEVREYE GİRİYOR
Tayyip Erdoğan çıkıp ‘başörtüsü yasağını kaldıracağız’ diyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, vazgeçmezseniz kapatma davası geliyor’ diye haber gönderiyor. AK Partililer geri çekme kararı alıyorlar. Aradan 6 ay geçiyor. Tayyip Erdoğan, İspanya’ya gidiyor ve orada ‘Velev ki simge. Başörtüsü yasağını kaldıracağız’ diyor.
Bunu konuştuğum çok üst düzey bir AKP’li yetkili diyor ki; ‘Biz bir anda panik yaptık. Ya arkadaş bir Yargıtay’a söz verdik. Eğer bunu yaparsak kapatma davası açacaklar. İspanya’dan dönmesini bekliyoruz. Ancak bir sabah kalktık Bahçeli açıklama yapmış. ‘Getir yasayı, değiştirelim.’ demiş. Artık yapacak bir şeyimiz kalmamıştı’
MEZHEP TARTIŞMALARI KIŞKIRTILIYOR
Levent Gültekin, üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilmesini, Gezi olaylarını, Abdullah Gül’ün bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortay adayı olmamasını, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Türkiye’ye destek açıklamasını da ‘Türkiye’yi Ortadoğululaştırma’ senaryosunun parçası olarak yorumluyor.
7 HAZİRAN’DA BAHÇELİ, ERDOĞAN’I KURTARIYOR
7 Haziran seçimlerinden sonra yaşananları ise şöyle anlatıyor: “Muhalefet Devlet Bahçeli’ye ‘gel hükümeti sen kur’ diyor. Ancak Bahçeli kabul etmiyor. ‘Hayır, erken seçim yapacağız’ diyor. PKK sahneye iniyor. Hendek savaşları başlıyor. IŞİD devreye giriyor. Bombalar patlıyor. Tayyip Erdoğan’a diyorlar ki, ‘Bu ülkenin Ortadoğu ülkesi olması için senin kalman gerekiyordu.’ Yeniden seçimle iktidara geliyor.
Seçimi kazandıktan sonra diyorlar ki; buranın otoriter tek adam rejimi olması lazım. Bir sabah kalkıyoruz ‘Allah’ın lütfuyla’ 15 Temmuz olmuş. Sorulara cevap verilmiyor.
HAKAN FİDAN: SORULARINIZIN CEVABI CUMHURBŞAKANINDA
Çok güvendiğim bir üst düzey bürokrattan dinledim: ‘Gittim Binali Yıldırım’a dedim ki, ‘ya sen başbakansın, MİT Başkanı’na sormadın mı? Sana nasıl bilgi vermez’ Binali Yıldırım, ‘Sordum. Hakan Fidan’ı çağırdım. Ya sen bana bağlısın. benim nasıl tek bir şeyden haberim yok’ Hakan Fidan demiş ki; ‘Efendim sizin sorularınıza benim verebileceğim hiç bir cevap yok. Sorularınızın cevabının tamamı Sayın Cumhurbaşkanında.”
ERDOĞAN: BİNALİ, BİR DAHA 15 TEMMUZ’U SORMA
Binali Yıldırım, bunun üzerine Erdoğan’ın yanına gidiyor. Hakan Fidan’a sorduğunu ancak cevap alamadığını söylüyor. Bunun üzerine Erdoğan, “Binali, bir daha 15 Temmuz’la ilgili bir soru sorduğunu duymayacağım. Bir daha 15 Temmuz’u karıştırdığını duymayacağım.” diyor. 15 Temmuz’la birlikte Ortadoğululaşmaya bir adım daha atılmış oldu.
DEMİRTAŞ’IN TUTUKLANMASI DA SENARYONUN BİR PARÇASI
Fakat buranın tek adam rejimi olması için Anayasal dayanağı olması lazım. Bir sabah kalkmışız; Bahçeli demiş ki ‘getir yasayı değiştirelim.’ Tıpkı başörtüsü yasağında olduğu gibi.
Daha sonra Selahattin Demirtaş tutuklanıyor. ‘Barış’ diyen adam cezaevine gönderiliyor. Kandil’in önü açılıyor. Siyasetin önü tıkanıyor. Ardından kayyımlar, felaketler… Aman Kürtler bu ülkeyle duygu birliği kurmasın diyorlar.
Gazete manşetleri
Araştırmadan yazdı çark etti: Ahmet Hakan ‘yoğutsal polemik’te sınıfta kaldı
Sosyal medya paylaşımlarını gerçek sanarak Chobani’nin sahibi Hamdi Ulukaya’yı İlber Ortaylı hakkında söylemediği sözlerle yerden yere vuran Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, çark etti.
Sosyal medyada yer alan paylaşımlarda Ulukaya, Prof. Dr. İlber Ortaylı hakkında “Ne iş yapar bu adam?” dediği iddia ediliyordu.
Bu sözleri, konuyu araştırmadan köşesine taşıyan Ahmet Hakan, Ulukaya’nın ekibinden gelen uyarı sonrası yeni bir yazı kaleme almak zorunda kaldı.
Ahmet Hakan, “Yoğurtsal Polemik” başlıklı köşe yazısında Fenerbahçe’nin yeni sponsoru Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya hakkında:
“Hamdi Ulukaya’yı uyarıyorum: Sert kayaya çarptınız Hamdi Bey” dedi. Hakan, Ulukaya’nın Ortaylı’yı tanımamasını kültürel bir eksiklik olarak nitelemişti.
Hakan sosyal medyada binlerce paylaşım, düzinelerce haber ve yüz binlerce yorumla yayılan bu iddianın tamamen asılsız olduğunu paylaşarak, “Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz” düşüncesiyle hareket ettiğini belirtti. Hakan, şu çarpıcı itirafta bulundu:
“Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım. Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.”
İşte Hakan’ın Ulukaya hakkında çıkan iddialara yönelik yazdığı yeni yazısı
“HAMDİ Ulukaya’nın İlber Hoca hakkında…
“İlber Ortaylı ne iş yapar, hiç duymadım. Malum herkes Chobani yoğurdu kadar bilinir olmayabilir” dediğine dair bir rivayet dolaştırıldı.
*
Ulukaya’nın böyle dediğine dair…
– Binlerce paylaşım gördüm.
– Düzinelerce habere rastladım.
– Yüz binlerce yorum okudum.
*
Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz diyerek…
Oturup ben de bir yorum yazısı yazdım.
*
Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım.
Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.
*
Hamdi Ulukaya’nın çevresinden dün bana ulaştılar.
Dediler ki:
“Hamdi Ulukaya’nın böyle bir açıklaması yok. Bu yalan piyasaya sürüldü ve bir anda yayıldı. Baş edemedik.”
*
Sonuç olarak…
Dün bu köşede çıkan yoğurtlu, cacıklı yazıyı yürürlükten kaldırıyorum.
Gazete manşetleri
Erdoğan’ın yeni gözdeleri ve gözünden düşen gazeteciler
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son üç yıldaki yurt dışı gezilerinde özel uçağına binen gazetecileri tarayıp “gözde ve gözden düşen gazeteci ve kurum” listesi çıkardı.
T24’de çıkan habere göre “Davet edilen gazeteciler listesi, Erdoğan’ın itibar barometresi gibi!” diyen Bildirici’nin aktardığına göre, Erdoğan’ın “gözde”lerinin başında Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı, NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, CNN Türk Programcısı Hande Fırat ve A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen var.
Erdoğan’ın gezilerine değinen Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanının 2022 yılında 20, 2023 yılında 17 ve 2024 yılında da 14 olmak üzere üç yılda toplam 51 yurt dışı geziye çıktığını hatırlattı.
Bildirici, “itibar barometresinde gözden düşenler” diyerek 2014-2017 yıllarında en çok davet edilen gazetecilerin başında gelen Ali Adakoğlu (16 davet), Selçuk Tepeli (14 davet) ve Murat Kelkitlioğlu’nun (13 davet) artık uçağa adım atamadıklarına dikkati çekti.
Bildirici, “gözden düşen” diyerek ayrıca şu isimleri sıraladı: Ekrem Kızıltaş, Erdal Şafak, Ergün Diler, Vahap Munyar, Nihal Bengisu Karaca, Fikret Bila, Nuri Elibol, Verda Özer, Nuh Albayrak ve Nagehan Alçı.
Bildirici’nin aktardığına göre, 2022 yılında 5-6 geziye çağrılan gazeteciler Mustafa Yıldız, Sami Dadağlıoğlu, Esra Elönü ve Ünal Kaya da 2023’te daha az davet edildiler; 2024’te ise davetli listesinde hiç görünemediler. İlk yılların sık davet edilenlerinden İbrahim Karagül, Turgay Güler, İsmail Kapan, Hakan Çelik ve Mustafa Kartoğlu, yine Erdoğan’ın gezilerine çağrılıyorlar ama eskiye oranla çok daha az. 2022’de tam sekiz geziye katılan Hacı Yakışıklı da Yeni Akit’ten ayrılıp TV100’e geçtikten sonra artık eskisi kadar gözde değil, 2024’te sadece bir geziye çağrıldı.
Milliyet yazarı ve CNN Türk yorumcusu Zafer Şahin de “itibar barometresi”nde gerileyen gazetecilerden biri. 2022’de beş geziye çağrılan Zafer Şahin, 2023’te hiç geziye davet edilmedi, 2024’te de sadece bir geziye katılabildi.
YENİ GÖZDELER
TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Serdar Karagöz, gezilerin neredeyse tamamında yer aldılar. TRT ve AA’dan, genel müdürler dışında isimler de bazı gezilere katıldı.
“İtibar barometresi”nin zirvesinde yer alan isim Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı; Erdoğan’ın 2022 yılında 12, 2023’te 9 ve 2024’te de 10 dış gezisine katıldı.
Taha Dağlı’yı, üç yıl içinde toplam 20 geziyle NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, 18 geziyle Hürriyet gazetesi Ankara Temsilcisi ve CNN Türk Programcısı Hande Fırat, 17 geziyle A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen, 15 geziyle 24 TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek ve 13’er geziyle Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı ve 24 TV Programcısı Belkıs Kılıçkaya izliyor.
Erdoğan ve iktidarın “medya itibar barometresi”nin başındaki bu isimlerden sonra sırasıyla Hilal Kaplan, Okan Müderrisoğlu, Mehmet Acet, Nazlı Çelik, Abdülkadir Selvi, Banu El, Mehmet Yeşilkaya, Ahmet Hakan, Zahid Akman, Ferit Ersoy ve Ömer Özkök geliyor.
GÖZDE KURULUŞLAR
Basılı gazeteler içinde en çok davet edilen şüphesiz Sabah gazetesi. Son üç yılda bu gazetenin temsilcileri tam 49 geziye katıldı.
Sabah’ı, 45 geziyle Yeni Şafak, 39 geziyle Hürriyet, 38 geziyle Akşam gazetesi izledi. Milliyet, Türkiye ve Yeni Akit gazetelerinden temsilciler de davetliler arasında sık görüldü. Ama Diriliş Postası, Milat ve Posta da daha az da olsa çağrıldı Erdoğan’ın gezilerine.
Televizyon kanalları arasında da TRT’den sonra en çok geziye katılan medya kuruluşu 24 TV. Erdoğan nezdindeki “itibar barometresi”nde NTV, A Haber, CNN Türk, Haber Global, TV100, Habertürk TV, Beyaz TV, Ülke TV, TV Net, Kanal 7 ve öbürleri izliyor.
Medya grupları olarak da en başta gelen Turkuvaz Medya. Onu Demirören Medya izliyor. Türk Medya ve Albayrak grupları daha geriden geliyor.
Gözden düşen kuruluşlar
Daily Sabah ve Türkgün, itibar barometresinde inişe geçen kuruluşlar. Daily Sabah temsilcileri 2022’de 4, 223’te de 4 geziye katılmışken, 2024’te sadece bir geziye davet edildiler. Son iki yıldır da Türkgün’den hiç kimse gezilere alınmıyor.
Bengütürk 2022’de sekiz geziye davet edilmişken, bu sayı 2023’de 2’ye, 2024’te de 1’e düştü.
Aynı şekilde TRT World, Kanal D, TGRT, ATV ve Akit TV de itibar barometresinde inişe geçmiş durumda. TGRT, ATV ve Akit TV’den hiç kimse 2024’deki gezilere katılamadı. TRT World ve Kanal D ise sadece 1’er gezide yer aldı.
Bildirici ayrıca, söz konusu uçak fotoğraflarını çeken isimlere de dikkati çekti; “Fotoğrafların çoğunda Cumhurbaşkanlığı fotoğrafçısı Murat Çetinmühürdar’ın imzası var. Birkaçında da Murat Kula (Cumhurbaşkanlığı), Mustafa Kamacı (AA) ve Kayhan Özer’in (AA) imzaları yer alıyor”
Gazete manşetleri
Kılıçdaroğlu’ndan Uğur Dündar’a zehir zemberek sözler
CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Tarih onu affetmeyecek’ diyerek cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden kendisini eleştiren Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.
14-28 Mayıs Genel Seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan’a kaybetti.
Seçimi kaybeden Kılıçdaroğlu’nun adaylığı muhalif cephede tartışmalara neden oldu.
Kılıçdaroğlu’nu eleştiren isimlerden biri de Sözcü yazarı Uğur Dündar.
Uğur Dündar, katıldığı bir televizyon programında yerel seçim sonuçlarını değerlendirirken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel seçimlerde aday olması ile muhalefetin tarihi bir fırsatı kaçırdığını vurgulayarak “Tarih onu asla affetmeyecek” dedi.
Dündar ayrıca geçtiğimiz günlerde bir köşe yazısında cumhurbaşkanlığı seçimi için ‘Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesi gerektiğini, CHP’nin ve ‘Altılı Masa’nın başındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun resti görmek yerine, kendi adaylığını dayattığını ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiğini’ kaleme aldı.
Kılıçdaroğlu, kendisini ve Cumhurbaşkanlığı adaylığını hedef alan CHP yandaşı Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.
Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…
Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin “Bizim Uğur”u, TRT Genel Müdürü…
Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan’ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar…
“Gün geçmiyor ki” cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; “İnadına mini etek, inadına dekolte” sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…
Sağlık skandalı haberi adı altında “Tesettür Faciası” başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük “fedakarlıklar” yapan, andıçların Uğur Dündar’ı…
“SİZİN ÇARKINIZ YİNE ‘ŞANLI ŞANLI’ DÖNER”
Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine “şanlı şanlı” döner Uğur Bey.
Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik… Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik.
1960’lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…
İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…
Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik.
Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz!
Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6’lı masanın liderleri ile yaptık.
Nasıl yaptığımızı da anlatayım. Berkin Elvan’a da ağladık, Eren Bülbül’e de… Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de… Deniz Gezmiş’le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de…
Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de…
Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük. Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük…Pislikler döküldü yürüdük…
“SİYASİ RÜŞVET ALDINIZ” İMASINA SUSMAM!
Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için “Yakın o evi” dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.
Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.
Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!
Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz.
Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.
Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem.
Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine “siyasi rüşvet aldınız” imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!
“TARİH KİMİ AFFEDECEK, KİMİ AFFETMEYECEK?”
Sizin tabirinizle; “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu 70’li yıllardan beri tanırım. Kemal Bey’in asıl işi hesap sormaktır. Devletin nice kayıp trilyonlarını, tüyü bitmemiş yetim hakkını, yurt dışından getirmiş ve hazineye irat kaydettirmiştir.” El hak doğrudur Uğur Bey. Benim asıl işim hesap sormaktır.
Büyük emeklerle ve ödenen bedellerle tesis edilen bu kardeşlik yapısına, bu toplumsal ittifaka ve bu helalleşmeye saldırmayı sürdürürseniz, milletin uygarlık yolundaki bu anlaşmaya halel getirmeye çalışırsanız, bunun hesabını sorarım.
Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, SİYASİ ARENADA MAKOSENLERİMİ TEKRAR GİYERİM ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.”
-
Gazete manşetleri3 yıl önceAslı Erdoğan: Sesimizin Almanya’da ustalıkla kısıldığını düşünüyorum
-
Gazete manşetleri4 yıl önceSBK listesi medyada bir gazetecinin daha biletini kesti !
-
Gazete manşetleri4 yıl önceAKP Cehaleti: TRT, Çanakkale Zaferi ile Sarıkamış’ı karıştırdı
-
Televizyon4 yıl önceCan Ataklı: Normal bir ülke olsa Cevheri Güven’in anlattıklarıyla kıyamet kopardı !
-
Gazete manşetleri3 yıl önceOğuzhan Uğur ve Robot Sophia arasındaki diyalog sosyal medyada gündem oldu
-
Gazete manşetleri3 yıl önceAlmanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’den Ahmet Altan ve Osman Kavala mesajı
-
Gazete manşetleri3 yıl önceNarlıdere Belediye Başkanı Engin, canlı yayında beyin kanaması geçirdi
-
Analiz4 yıl önceCüneyt Özdemir’in Pelikan itirafları ve gazeteciliği: Herkes yesin, bulaşmıyorum
