Gazete manşetleri
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici’den Erk Acarer’e Sedat Peker eleştirisi: Saygı da duyarım ama…
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, sitesinde yer alan bugünkü yazısında Sedat Peker’in paylaşımlarını duyurmasına aracılık eden Erk Acarer’e eleştiride bulundu. “Erk Acarer’in de siyasi iktidarın bir kesimiyle hesaplaşma içerisinde olduğu anlaşılan Sedat Peker’in iddialarını kontrol etmesi, araştırması, editöryal süzgeçten geçirdikten sonra yayımlaması gerekirdi” diyen Bildirici, “Ancak o zaman bir gazetecilik ürününden söz edebilirdik. Oysa şimdi yaptığı sadece Sedat Peker’in paylaşımlarını duyurmasına aracılık etmek. Erk Acarer, Sedat Peker’e yardım etmekte yarar görmüş olabilir. Bu kişisel yaklaşımını anlarım, saygı da duyarım ama buna “gazetecilik faaliyeti” denemez. Bu bir aracılık…” ifadelerine yer verdi.
Faruk Bildirici’nin ‘Sedat Peker’e aracılık etmek gazetecilik faaliyeti mi?’ başlıklı yazısı şöyle:
Bir gazetecinin, organize suç örgütü yöneticiliğinden hükümlü bir kişinin “Siyasiler ve bürokratların karıştığı uyuşturucu ve suç trafiği”ne ilişkin paylaşımda bulunmasına yardımcı olması gazetecilik faaliyeti midir?
İsimler olmayınca böyle bir soruya yanıt vermek çok kolay. Ama böyle bir faaliyeti kimlerin yaptığı bilindiği zaman her gazeteci, dünya görüşüne ve konumuna göre yanıt veriyor. Oysa gazetecilik ilkeleri kişiye ve yere göre değişmez, değişmemeli. Kaliteli ve güvenilir gazetecilik için evrensel gazetecilik ilkelerini her koşulda aynı ölçeklerle uygulamalıyız.
Tahmin edileceği gibi, değinmek istediğim olay, gazeteci Erk Acarer’in, Birleşik Arap Emirlikleri yönetiminin engellemesiyle karşılaşan Sedat Peker’in paylaşımlarını kendi sosyal medya hesabından duyurması. Acarer’in bu davranışı kimilerince eleştirildi, kimileri de “gerçek gazetecilik” diye alkışladı. AKP iktidarına muhalif kesim genel olarak olumlu karşıladı Acarer’in bu davranışını. O da tepkilere şu yanıtı verdi:
“Öyle oldu böyle oldu… Şöyle oldu: 24 saat haberle yaşarım. Gerekirse hemen dünyanın öbür ucuna yola çıkarım. İstediğimde Venezuela’da torbacıya da Suriye’de IŞİD’ciye de ulaşırım. Dosya ve Türkiye tarihi okurum. Bağlama önem veririm, kamu yararını hesaplarım, bedelden çekinmem.”
Acarer, Artı TV’deki konuşmasında da aşağı yukarı bunları söyledi. Görüldüğü gibi, kendisi Sedat Peker’in paylaşımlarını duyurmasını gazetecilik faaliyeti olarak görüyor.
Sedat Peker, “Röportaj yaptık” demiyordu
Elbette Erk Acarer bir gazeteci olarak bir uyuşturucu satıcısı ya da IŞİD’li ile görüşebilir. Ama Sedat Peker ile görüşmeleri ve onun paylaşımlarını kendisinin duyurması gazetecilik sınırları içinde kaldı mı? Sürecin nasıl geliştiğine bir bakalım…
Sedat Peker, Erkam Yıldırım’ın kendisiyle ilgili suç duyurusunda bulunması üzerine “yüksek miktarda yakalanan kokainin sahibinin nasıl serbest bırakıldığı, bu kokain satıcılarının hangi bakanlarla resimlerinin olduğu bilgilerini” iki gün sonra yayınlayacağını duyurdu.
Söz verdiği gibi, Sedat Peker’in 24 Eylül’de sözünü ettiği iddiaları yayınlaması beklenirken ondan farklı bir açıklama geldi:
“Kıymetli dostlarım, bulunduğum ülkede güvenlik risklerimin çok arttığı gerekçesiyle siyasi saldırı niteliği taşıyan tweet paylaşımı yapmamı da geçici bir süreliğine engellediler. Süleyman Demirel, demokrasilerde çare tükenmez demişti.
Ben de bu çağa uygun olarak teknolojilerde çare tükenmez diyorum. Biraz sonra Erk Acarer isimli gazetecinin Twitter hesabından 38 tweet paylaşılacak. Hepsini sırayla retweetleyeceğim.”
Sedat Peker, bu tweetinde “Gazeteci Erk Acarer ile konuştuk, röportaj yaptık, haber yayımlayacak” falan demiyordu! Kendisinin tweetlerinin gazetecinin Twitter hesabından paylaşılacağını duyuruyor, hatta “38 tweet” diye sayı da veriyordu…
Erk Acarer, “röportaj-bilgi serisi” dedi
Erk Acarer de Sedat Peker’in bu tweetinden iki dakika sonra paylaşımlara başladı. Sedat Peker’in yapacağını duyurduğu tweetlerine BAE’nin güvenlik nedeni ile izin vermediğini vurguladı, ikinci tweetinde paylaşımlarının niteliğini şöyle açıkladı:
“Peker cephesi, ‘Uyuşturucu, yargı, bakanlık ve derin’ ilişkiler çerçevesindeki tüyler ürpertici bilgileri tarafımıza paylaştı. Twitter üzerinden bir ilki gerçekleştirerek röportaj-bilgi serisini yayınlıyoruz.”
Her ne kadar “röportaj-bilgi serisi” diye nitelendirse ve tweet serisini “İşte Sedat Peker’in anlattıkları. Yorum ve değerlendirme kamuoyunun!” diye noktalasa da 34 tweet tamamen Sedat Peker’in ifadelerini onun ağzından ve tırnak içerisinde aktarıyordu. Üzerinde bir gazetecilik çalışması yapılmamıştı.
Erk Acarer, 39. tweetinde Sedat Peker’in rüşvet tuzağı kurulduğunu öne sürdüğü Ermeni Vakıfları Birliği Başkanı Bedros Şirinoğlu’nu aradığını, onun da konuşmak istemediğini belirtiyordu. Sedat Peker’in kendisine çok önceden ilettiği paylaşımlarıyla ilgili yaptığı tek editöryal kontrol girişimi de buydu. Ama bu olay yeni ortaya çıkmıyordu; Cumhuriyet gazetesi 7 Nisan’da Seyhan Avşar imzasıyla ve “Polislere rüşvet soruşturması” başlığıyla yayımlamıştı; Erk Acarer bundan bahsetmiyordu.
Sedat Peker’in, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun oğlunun arkadaşının 20 küsur kilo eroinle yakalanmasına rağmen serbest bırakıldığı, Tolga Ağar’ın İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görevli bir Cumhuriyet Savcısına Paramount Otel’de balayı yaptırdığı gibi iddiaları hakkında hiçbir araştırma yapmamıştı.
Sedat Peker’in basın danışmanı da yapabilirdi
Aslında Erk Acarer’in Sedat Peker ile iletişiminin 24 Eylül’deki bu paylaşımlardan çok önce başladığı biliniyor.
Temmuz ayında Sedat Peker üç gün boyunca sosyal medyada aktif olmayınca yakalandığı şüphesi doğmuş, bu durumu Erk Acarer, “Edindiğim bilgiye göre, tüm ailesi ile birlikte koronavirüse yakalandı” diye tweet atarak açıklığa kavuşturmuştu.
Sedat Peker de ağustos ayındaki bir paylaşımında “Dünya görüşlerimizde bazı farklılıklar olsa da Erk Acarer isimli gazetecinin yorumları gerçekten enteresan. Ben izliyorum, izlemenizi de tavsiye ederim” diyerek Erk Acarer’in Youtube kanalı Bizim TV’de yapacağı programın izlenmesini önermişti.
Aylar öncesinden başlayan iletişimin, Sedat Peker’in kendi paylaşımlarını kamuoyuna aktarmak için Erk Acarer’i seçmesini sağladığı anlaşılıyor. Nitekim engellenmesine rağmen amacına da ulaştı; Erk Acarer’in tweetleri, “Sedat Peker’in Erk Acarer üzerinden ifşaatları” ya da “Sedat Peker, Erk Acarer’in hesabından paylaştı” diye değerlendirildi; haberlerde böyle yazıldı.
Çünkü Erk Acarer, Sedat Peker’in iddialarını haber yapmamıştı; soru-yanıt söyleşi olarak da yayımlamamıştı. Sadece Sedat Peker’in paylaşımlarını aktarmakla yetinmiş, onun paylaşımlarını kamuoyuna duyurmasına aracılık etmişti. Açık söylemek gerekirse, bu kadarını Sedat Peker’in basın danışmanı Emre Olur ya da başka herhangi bir kişi de yapabilirdi.
Bir içeriğin gazetecilik ürünü haline gelebilmesi için üzerinde bir işleme faaliyeti yürütülmesi gerekir. Kamu yararı olup olmadığına da ancak araştırmayla doğrulandıktan ve editoryal kontrolden geçirdikten sonra karar verilebilir.
Kuşkusuz bir siyasetçinin, bir devlet insanının sözleri olduğu gibi de yayımlayabilir. Ama buradaki paylaşımların konusu, daha bir yıl öncesine kadar siyasi iktidarla karanlık ilişkiler içinde olan “Reis (Erdoğan) için kan dökmek”ten söz eden ama şimdi “bazılarından kendi intikamını alma”ya çalışan ve “Benim kendi meselem var” diyen bir organize suç örgütü yöneticisinin iddiaları.
Her ne kadar bugüne değin ortaya attığı iddiaların büyük bölümünü doğrulayan ipuçları ortaya çıkmış olsa da bir gazeteci, Sedat Peker’in öne sürdüklerinin tamamının doğru olduğunu varsayamaz. Tümüne doğru muamelesi yapıp, onu olduğu gibi kamuoyuna duyurursa o tarafa “angaje olduğu” algısı yaratır.
Zira gazetecilikte şüphe esastır; doğruluğundan emin olunmadan hiçbir söz, bilgi, iddia başkalarıyla paylaşılmaz.
WikiLeaks ve Panama belgeleri örneği
WikiLeaks belgelerindeki gazetecilik deneyimini hatırlayalım. WikiLeaks, onbinlerce “gizli devlet belgesi”nin üzerinde anlaşılır şekilde okurlara sunulması için New York Times, The Guardian ve Der Spiegel’e belgeleri önceden vermişti.
The Guardian’da belgeleri gazetenin en deneyimli muhabir ve editörlerinden oluşan 15 kişilik bir ekip inceledi. New York Times en güvendiği 10 kadar muhabirini belgeleri kontrol etmeleri için merkeze çağırdı. Der Spiegel de New York Times ve The Guardian ile bağı koparmadı; üç medya kuruluşu koordinasyon halinde çalıştı. Bir ay sonunda da farklı editöryal süreçlerden geçirip farklı dosyalar halinde yayımladılar.
Zenginlerin servetlerini gizlemek için çevirdikleri dolapları kanıtlayan “Panama Belgeleri”nde de medya kuruluşları, belgeleri aldıkları gibi yayımlamadılar. 11 milyondan fazla belge ilk olarak Almanya’daki Suddeutsche Zeitung’a ulaştırılmıştı. Onlar da hemen kamuoyuna aktarmak yerine belgeleri Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu ile paylaşmıştı. Konsorsiyum da belgeleri başta BBC, Guardian ve Le Monde olmak üzere 78 ülkede 107 medya kuruluşuyla paylaşmıştı. Belgeler, 370 gazetecinin bir yıl kadar süren araştırması ve doğrulama çalışmasından sonra yayımlanmaya başlamıştı.
Erk Acarer’in de siyasi iktidarın bir kesimiyle hesaplaşma içerisinde olduğu anlaşılan Sedat Peker’in iddialarını kontrol etmesi, araştırması, editöryal süzgeçten geçirdikten sonra yayımlaması gerekirdi.
Ancak o zaman bir gazetecilik ürününden söz edebilirdik. Oysa şimdi yaptığı sadece Sedat Peker’in paylaşımlarını duyurmasına aracılık etmek. Erk Acarer, Sedat Peker’e yardım etmekte yarar görmüş olabilir. Bu kişisel yaklaşımını anlarım, saygı da duyarım ama buna “gazetecilik faaliyeti” denemez. Bu bir aracılık…”
Gazete manşetleri
Araştırmadan yazdı çark etti: Ahmet Hakan ‘yoğutsal polemik’te sınıfta kaldı
Sosyal medya paylaşımlarını gerçek sanarak Chobani’nin sahibi Hamdi Ulukaya’yı İlber Ortaylı hakkında söylemediği sözlerle yerden yere vuran Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, çark etti.
Sosyal medyada yer alan paylaşımlarda Ulukaya, Prof. Dr. İlber Ortaylı hakkında “Ne iş yapar bu adam?” dediği iddia ediliyordu.
Bu sözleri, konuyu araştırmadan köşesine taşıyan Ahmet Hakan, Ulukaya’nın ekibinden gelen uyarı sonrası yeni bir yazı kaleme almak zorunda kaldı.
Ahmet Hakan, “Yoğurtsal Polemik” başlıklı köşe yazısında Fenerbahçe’nin yeni sponsoru Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya hakkında:
“Hamdi Ulukaya’yı uyarıyorum: Sert kayaya çarptınız Hamdi Bey” dedi. Hakan, Ulukaya’nın Ortaylı’yı tanımamasını kültürel bir eksiklik olarak nitelemişti.
Hakan sosyal medyada binlerce paylaşım, düzinelerce haber ve yüz binlerce yorumla yayılan bu iddianın tamamen asılsız olduğunu paylaşarak, “Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz” düşüncesiyle hareket ettiğini belirtti. Hakan, şu çarpıcı itirafta bulundu:
“Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım. Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.”
İşte Hakan’ın Ulukaya hakkında çıkan iddialara yönelik yazdığı yeni yazısı
“HAMDİ Ulukaya’nın İlber Hoca hakkında…
“İlber Ortaylı ne iş yapar, hiç duymadım. Malum herkes Chobani yoğurdu kadar bilinir olmayabilir” dediğine dair bir rivayet dolaştırıldı.
*
Ulukaya’nın böyle dediğine dair…
– Binlerce paylaşım gördüm.
– Düzinelerce habere rastladım.
– Yüz binlerce yorum okudum.
*
Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz diyerek…
Oturup ben de bir yorum yazısı yazdım.
*
Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım.
Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.
*
Hamdi Ulukaya’nın çevresinden dün bana ulaştılar.
Dediler ki:
“Hamdi Ulukaya’nın böyle bir açıklaması yok. Bu yalan piyasaya sürüldü ve bir anda yayıldı. Baş edemedik.”
*
Sonuç olarak…
Dün bu köşede çıkan yoğurtlu, cacıklı yazıyı yürürlükten kaldırıyorum.
Gazete manşetleri
Erdoğan’ın yeni gözdeleri ve gözünden düşen gazeteciler
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son üç yıldaki yurt dışı gezilerinde özel uçağına binen gazetecileri tarayıp “gözde ve gözden düşen gazeteci ve kurum” listesi çıkardı.
T24’de çıkan habere göre “Davet edilen gazeteciler listesi, Erdoğan’ın itibar barometresi gibi!” diyen Bildirici’nin aktardığına göre, Erdoğan’ın “gözde”lerinin başında Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı, NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, CNN Türk Programcısı Hande Fırat ve A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen var.
Erdoğan’ın gezilerine değinen Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanının 2022 yılında 20, 2023 yılında 17 ve 2024 yılında da 14 olmak üzere üç yılda toplam 51 yurt dışı geziye çıktığını hatırlattı.
Bildirici, “itibar barometresinde gözden düşenler” diyerek 2014-2017 yıllarında en çok davet edilen gazetecilerin başında gelen Ali Adakoğlu (16 davet), Selçuk Tepeli (14 davet) ve Murat Kelkitlioğlu’nun (13 davet) artık uçağa adım atamadıklarına dikkati çekti.
Bildirici, “gözden düşen” diyerek ayrıca şu isimleri sıraladı: Ekrem Kızıltaş, Erdal Şafak, Ergün Diler, Vahap Munyar, Nihal Bengisu Karaca, Fikret Bila, Nuri Elibol, Verda Özer, Nuh Albayrak ve Nagehan Alçı.
Bildirici’nin aktardığına göre, 2022 yılında 5-6 geziye çağrılan gazeteciler Mustafa Yıldız, Sami Dadağlıoğlu, Esra Elönü ve Ünal Kaya da 2023’te daha az davet edildiler; 2024’te ise davetli listesinde hiç görünemediler. İlk yılların sık davet edilenlerinden İbrahim Karagül, Turgay Güler, İsmail Kapan, Hakan Çelik ve Mustafa Kartoğlu, yine Erdoğan’ın gezilerine çağrılıyorlar ama eskiye oranla çok daha az. 2022’de tam sekiz geziye katılan Hacı Yakışıklı da Yeni Akit’ten ayrılıp TV100’e geçtikten sonra artık eskisi kadar gözde değil, 2024’te sadece bir geziye çağrıldı.
Milliyet yazarı ve CNN Türk yorumcusu Zafer Şahin de “itibar barometresi”nde gerileyen gazetecilerden biri. 2022’de beş geziye çağrılan Zafer Şahin, 2023’te hiç geziye davet edilmedi, 2024’te de sadece bir geziye katılabildi.
YENİ GÖZDELER
TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Serdar Karagöz, gezilerin neredeyse tamamında yer aldılar. TRT ve AA’dan, genel müdürler dışında isimler de bazı gezilere katıldı.
“İtibar barometresi”nin zirvesinde yer alan isim Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı; Erdoğan’ın 2022 yılında 12, 2023’te 9 ve 2024’te de 10 dış gezisine katıldı.
Taha Dağlı’yı, üç yıl içinde toplam 20 geziyle NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, 18 geziyle Hürriyet gazetesi Ankara Temsilcisi ve CNN Türk Programcısı Hande Fırat, 17 geziyle A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen, 15 geziyle 24 TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek ve 13’er geziyle Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı ve 24 TV Programcısı Belkıs Kılıçkaya izliyor.
Erdoğan ve iktidarın “medya itibar barometresi”nin başındaki bu isimlerden sonra sırasıyla Hilal Kaplan, Okan Müderrisoğlu, Mehmet Acet, Nazlı Çelik, Abdülkadir Selvi, Banu El, Mehmet Yeşilkaya, Ahmet Hakan, Zahid Akman, Ferit Ersoy ve Ömer Özkök geliyor.
GÖZDE KURULUŞLAR
Basılı gazeteler içinde en çok davet edilen şüphesiz Sabah gazetesi. Son üç yılda bu gazetenin temsilcileri tam 49 geziye katıldı.
Sabah’ı, 45 geziyle Yeni Şafak, 39 geziyle Hürriyet, 38 geziyle Akşam gazetesi izledi. Milliyet, Türkiye ve Yeni Akit gazetelerinden temsilciler de davetliler arasında sık görüldü. Ama Diriliş Postası, Milat ve Posta da daha az da olsa çağrıldı Erdoğan’ın gezilerine.
Televizyon kanalları arasında da TRT’den sonra en çok geziye katılan medya kuruluşu 24 TV. Erdoğan nezdindeki “itibar barometresi”nde NTV, A Haber, CNN Türk, Haber Global, TV100, Habertürk TV, Beyaz TV, Ülke TV, TV Net, Kanal 7 ve öbürleri izliyor.
Medya grupları olarak da en başta gelen Turkuvaz Medya. Onu Demirören Medya izliyor. Türk Medya ve Albayrak grupları daha geriden geliyor.
Gözden düşen kuruluşlar
Daily Sabah ve Türkgün, itibar barometresinde inişe geçen kuruluşlar. Daily Sabah temsilcileri 2022’de 4, 223’te de 4 geziye katılmışken, 2024’te sadece bir geziye davet edildiler. Son iki yıldır da Türkgün’den hiç kimse gezilere alınmıyor.
Bengütürk 2022’de sekiz geziye davet edilmişken, bu sayı 2023’de 2’ye, 2024’te de 1’e düştü.
Aynı şekilde TRT World, Kanal D, TGRT, ATV ve Akit TV de itibar barometresinde inişe geçmiş durumda. TGRT, ATV ve Akit TV’den hiç kimse 2024’deki gezilere katılamadı. TRT World ve Kanal D ise sadece 1’er gezide yer aldı.
Bildirici ayrıca, söz konusu uçak fotoğraflarını çeken isimlere de dikkati çekti; “Fotoğrafların çoğunda Cumhurbaşkanlığı fotoğrafçısı Murat Çetinmühürdar’ın imzası var. Birkaçında da Murat Kula (Cumhurbaşkanlığı), Mustafa Kamacı (AA) ve Kayhan Özer’in (AA) imzaları yer alıyor”
Gazete manşetleri
Kılıçdaroğlu’ndan Uğur Dündar’a zehir zemberek sözler
CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Tarih onu affetmeyecek’ diyerek cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden kendisini eleştiren Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.
14-28 Mayıs Genel Seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan’a kaybetti.
Seçimi kaybeden Kılıçdaroğlu’nun adaylığı muhalif cephede tartışmalara neden oldu.
Kılıçdaroğlu’nu eleştiren isimlerden biri de Sözcü yazarı Uğur Dündar.
Uğur Dündar, katıldığı bir televizyon programında yerel seçim sonuçlarını değerlendirirken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel seçimlerde aday olması ile muhalefetin tarihi bir fırsatı kaçırdığını vurgulayarak “Tarih onu asla affetmeyecek” dedi.
Dündar ayrıca geçtiğimiz günlerde bir köşe yazısında cumhurbaşkanlığı seçimi için ‘Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesi gerektiğini, CHP’nin ve ‘Altılı Masa’nın başındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun resti görmek yerine, kendi adaylığını dayattığını ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiğini’ kaleme aldı.
Kılıçdaroğlu, kendisini ve Cumhurbaşkanlığı adaylığını hedef alan CHP yandaşı Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.
Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…
Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin “Bizim Uğur”u, TRT Genel Müdürü…
Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan’ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar…
“Gün geçmiyor ki” cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; “İnadına mini etek, inadına dekolte” sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…
Sağlık skandalı haberi adı altında “Tesettür Faciası” başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük “fedakarlıklar” yapan, andıçların Uğur Dündar’ı…
“SİZİN ÇARKINIZ YİNE ‘ŞANLI ŞANLI’ DÖNER”
Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine “şanlı şanlı” döner Uğur Bey.
Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik… Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik.
1960’lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…
İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…
Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik.
Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz!
Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6’lı masanın liderleri ile yaptık.
Nasıl yaptığımızı da anlatayım. Berkin Elvan’a da ağladık, Eren Bülbül’e de… Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de… Deniz Gezmiş’le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de…
Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de…
Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük. Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük…Pislikler döküldü yürüdük…
“SİYASİ RÜŞVET ALDINIZ” İMASINA SUSMAM!
Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için “Yakın o evi” dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.
Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.
Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!
Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz.
Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.
Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem.
Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine “siyasi rüşvet aldınız” imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!
“TARİH KİMİ AFFEDECEK, KİMİ AFFETMEYECEK?”
Sizin tabirinizle; “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu 70’li yıllardan beri tanırım. Kemal Bey’in asıl işi hesap sormaktır. Devletin nice kayıp trilyonlarını, tüyü bitmemiş yetim hakkını, yurt dışından getirmiş ve hazineye irat kaydettirmiştir.” El hak doğrudur Uğur Bey. Benim asıl işim hesap sormaktır.
Büyük emeklerle ve ödenen bedellerle tesis edilen bu kardeşlik yapısına, bu toplumsal ittifaka ve bu helalleşmeye saldırmayı sürdürürseniz, milletin uygarlık yolundaki bu anlaşmaya halel getirmeye çalışırsanız, bunun hesabını sorarım.
Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, SİYASİ ARENADA MAKOSENLERİMİ TEKRAR GİYERİM ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.”
-
Gazete manşetleri3 yıl önceAslı Erdoğan: Sesimizin Almanya’da ustalıkla kısıldığını düşünüyorum
-
Gazete manşetleri4 yıl önceSBK listesi medyada bir gazetecinin daha biletini kesti !
-
Gazete manşetleri4 yıl önceAKP Cehaleti: TRT, Çanakkale Zaferi ile Sarıkamış’ı karıştırdı
-
Televizyon4 yıl önceCan Ataklı: Normal bir ülke olsa Cevheri Güven’in anlattıklarıyla kıyamet kopardı !
-
Gazete manşetleri3 yıl önceOğuzhan Uğur ve Robot Sophia arasındaki diyalog sosyal medyada gündem oldu
-
Gazete manşetleri3 yıl önceAlmanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’den Ahmet Altan ve Osman Kavala mesajı
-
Gazete manşetleri3 yıl önceNarlıdere Belediye Başkanı Engin, canlı yayında beyin kanaması geçirdi
-
Analiz4 yıl önceCüneyt Özdemir’in Pelikan itirafları ve gazeteciliği: Herkes yesin, bulaşmıyorum
