Gazete manşetleri
Yaptıklarının görünmemesi için tam karartma istiyor: Biz yapsak da siz yazmayın
Serhat Albayrak, isminin bile geçmediği haber için mahkeme kararı ile tekzip yayımlattı. Haberin içeriğiyle ilgili tek satır itirazın olmadığı düzeltme talebini onaylayan mahkeme kararı ise bir başka garabet. Aynı haberle ilgili RTÜK tarafından Halk Tv, Tele 1 ve KRT’ye de ceza verilmesi iktidarın basın özgürlüğü konusunda ne kadar organize çalıştığını gösteriyor. Meclis’te görüşülen sansür yasasına bir de bu gözle bakılmalı.
Bugün manşetimizde bir tekzip var. Serhat Albayrak suç örgütü elebaşısı Sedat Peker’in ifşaatıyla ilgili 29 Ağustos günü yayımladığımız “Kirli düzenin ağır kokusu” manşetine mahkemeden tekzip kararı aldırmış. Hatırlanacağı gibi Peker, aralarında AKP’li vekil Zeynep Taşkesenlioğlu, ile birlikte iş kadını Mine Tozlu Sineren, Serkan Taranoğlu, Salih Orakçı, Ünsal Ban, Ali Rıza Taşkesenlioğlu, Burak Taşçı gibi isimlerin olduğu rüşvet ağını deşifre etmişti. Saray danışmanlarına kadar uzanan bu süreç sonrasına boşanma, tutuklanma ve istifaya kadar varan bir dizi gelişme yaşandı. Yani neredeyse tüm anlatılanlar doğrulandı.
Peki bize bu tekzip niye geldi.
Yan sayfadaki metinde de okuyacağınız gibi tekzipte gazetecilik ilkeleri ayaklar altına alıp önemli bir iş insanını töhmet altında bıraktığımız yazıyor. Manşete, habere fotoğraflara kadar her yere baktık. Ama Serhat Albayrak’ın isminin geçtiği bir yer bulamadık.
Sadece bir yerde ismi olmazsa cismi var. Nerede mi var?
Bilindiği gibi tekzip konusu olan haber suç örgütü elebaşısı Sedat Peker’in ifşalar ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili. Bildiği gibi bu Peker’in ilk ifşası değil. Ama sonuçları itibarıyla (istifa, görevden alma, tutuklama) diğerlerinden oldukça farklı. Bunun gerekçesini de isimlerin Saray’a çok yakın olması diye belirttikten sonra ekledik: “Son hafta yaşadığımızı diğerlerinden biraz daha ayırmak gerekiyor. Çünkü Peker’in son attığı bomba Saray’ın bahçesine düştü denilebilir. Artık Berat Albayrak’ın ya da abisinin ismi çok rahat telaffuz ediliyor.”
BU ALINGANLIK NEDİR?
Adının geçmediği ya da geçer gibi olduğu tek satır var, o da Peker’in Saray’a yakın isimleri de radarına aldığına dair bir değerlendirme. Sosyal medya paylaşımlarında isminin ilk kez geçtiğine dair bir bilgi. Ne bir suçlama ne bir iftira ne de bir ilişkilendirme var. Üstelik bir yalanlama da yok. Haberin bütünlüğü içinde Peker’in ifşaları sırasında geçen isimlerin alt alta yazılması var. Nasıl bir anlayış bu haberin bu gerekçeyle düzeltilmesini ister ve daha da önemlisi mahkeme nasıl böyle bir karar verir anlamak mümkün değil.
Burada ilginç hassasiyet var. Ama bu hassasiyet incelikten çok tedirginlik barındırıyor sanki.
RTÜK BOŞ DURUR MU?
Aynı haberlerle ilgili RTÜK de televizyon kanallarına ceza yağdırdı. Cezaların bu seferki gerekçesi Sedat Peker’in Serhat Albayrak ve AKP Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’na ilişkin iddialarının tartışılması. RTÜK cezalarının hedefinde olan kurumlar yine aynı Halk Tv, Tele 1 ve KRT de nasibini aldı.
RTÜK’ün odağı haline gelen, sindirme ve yıldırma politikalarını sürdürdüğü Halk TV’ye, bu sefer de Sedat Peker’in Serhat Albayrak ve AKP Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’na ilişkin iddiaların tartışıldığı programlar sebebiyle yüzde 3 para cezası verildi. RTÜK ayrıca, yine Sedat Peker’in Serhat Albayrak ve AKP Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’na ilişkin iddialarının konuşulduğu Tele 1’e 2, KRT’ye de 1 ceza verdi.
RTÜK üyesi İlhan Taşcı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda televizyon kanallarıyla birlikte Kafa Radyo’ya da aynı haber yüzünden ceza verildiğini söylerken “Haklarında iddialar, ithamlar bulunanlarla ilgili her zaman aklanma olanağı mevcutken ve iddiaları araştırması gereken yargıyken RTÜK’ün harekete geçmesi hayli manidar! Zehra Taşkesenlioğlu’nun polis koruma sayısı artırılmıştı üstüne bir de RTÜK koruması geldi!” ifadelerine yer verdi.
Doğan TILIÇ: Gerçek bir yolunu bulur
İktidarın muhalif medya mecralarına dönük cezaları epeydir sıradanlaştı, rutin hale geldi. Memleket seçim “sath-ı mail” dedikleri eğik düzlemine girmiş ve seçime dair her şeyin akışı hızlanmışken, iktidarın sesi olmayan medyaya uygulanan ceza ve yaptırımlar da sıklaşan aralıklarla tekrarlanmaya başlandı.
Memlekette 7’den 70’e herkesin tartıştığı Sedat Peker açıklamalarını tartıştın diye ceza, ana muhalefet liderinin sözlerini yayınladın diye ceza… Kısacası, “haber” tanımına en uygun konuları haberleştirdin ve tartıştın diye ceza… Bu cezaların tümü “iktidarın sesi olmayan” medya mecralarına geliyor. Muhalif de değil, iktidarın sesi olmamak susturulmak için yeterli gerekçe haline geldi. Şimdi Meclis’te adına “dezenformasyon” yasası denilen ama internet ortamında ve sosyal medya mecralarında bile gerçekleri dile getirmeyi imkansızlaştırmayı hedefleyen bir sansür yasası var.
İktidar, önümüzdeki seçimi demokrasilerde olağan bir görev değişimi değil, kendisi için “varlık-yokluk” meselesi olarak görüyor ve o seçime kendisini eleştiren hiçbir sesin çıkmadığı bir ortamda gitmek istiyor. Bu baskıların gittikçe daha da artacağı ortada. Ama hemen yanı başımızda bir İran örneği var. Şimdi, saçının teli görünüyor diye bir kadını katleden molla rejimi, Ortadoğu’nun en güçlü ordusunu, en korkunç işkence mekanizmasını, ABD destekli Şah rejimini alt ederek iktidar olurken de internet yoktu. Kimse ses çıkaramadığı için insanlar Tahran evlerinin çatılarına çıkarak protestolarını gecenin karanlığına haykırıyorlardı. Bu yüzden İran devrimine “çatı devrimi” de dendi.
Kıssadan hisse, baskıyı ve zulmü ne kadar artırırsanız artırın, halkın sesini ne kadar kısmaya çalışırsanız çalışın, gerçeği nerelere hapsederseniz edin, o bir yol bulup hedefine ulaşıyor.
Burada da böyle olacağından kimse kuşku duymasın!
DİSK Basın İş Başkanı
Meclis gündeminde bulunan sansür yasası görüşülürken gazetecilere, yayın organlarına baskı da gözle görünür biçimde artmaya başladı. Sokakta haber takibi yapan muhabir dövülüyor, gözaltına alınıyor. Neredeyse iktidarı rahatsız eden her haber için dava açılıyor. Ve bu davalardan ne yazık ki hapis cezaları çıkıyor. Hapishanelerde tutulan gazeteci sayısı yine artmaya başladı. En son RTÜK’ün KRT, Halk TV ve Tele 1’e verdiği ceza, BirGün’e aynı nedenle açılan dava Saray rejiminin seçimlere nasıl gideceğinin de bir göstergesi. Meclis’ten geçecek sansür yasası uygulanmaya başlandığında bugünden daha ağır bir tablo çıkacak ortaya. Ama tüm bunlar kamuoyunun hakikati bilmesini engellemeyecek. Gazeteciler şimdiye kadar tüm baskıya rağmen kamuoyuna gerçekleri anlatma cesareti gösterdi. İktidarı kızdıran da bu galiba. Yasakları, tehditleri, cezaları iktidarlarını korumaya yetmeyecek.
TGS Genel Başkanı
Meclis’te tam da sansür yasasının görüşüldüğü günlerde RTÜK yine muhalif televizyon kanallarına adı yolsuzluk iddialarına karışan bir milletvekilini küçük düşürdüğü gerekçesi ile ceza yağdırdı. Bu iddiaların araştırılması için harekete geçilmesi beklenirken, RTÜK gibi konuyla alakasız bir kurumun milletvekiline siper olması kabul edilemezdir. Meclis’te görüşülen yasanın asıl amacı budur. Gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek, toplumun bilgiye ulaşmasının önüne cezaevi bariyeri koymaktır. Bu yasa eğer kabul edilirse yetkileri genişletilen Basın İlan Kurumu’nun da tıpkı RTÜK’ün televizyon kanallarına verdiği cezalar gibi gerçekleri yazan gazetelere böyle cezalar vermesi hedeflenmektedir. Bu yasaya sadece gazetecilerin değil, bilgiye ulaşmak isteyen herkesin karşı çıkması gerekmektedir.
Gazete manşetleri
Araştırmadan yazdı çark etti: Ahmet Hakan ‘yoğutsal polemik’te sınıfta kaldı
Sosyal medya paylaşımlarını gerçek sanarak Chobani’nin sahibi Hamdi Ulukaya’yı İlber Ortaylı hakkında söylemediği sözlerle yerden yere vuran Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, çark etti.
Sosyal medyada yer alan paylaşımlarda Ulukaya, Prof. Dr. İlber Ortaylı hakkında “Ne iş yapar bu adam?” dediği iddia ediliyordu.
Bu sözleri, konuyu araştırmadan köşesine taşıyan Ahmet Hakan, Ulukaya’nın ekibinden gelen uyarı sonrası yeni bir yazı kaleme almak zorunda kaldı.
Ahmet Hakan, “Yoğurtsal Polemik” başlıklı köşe yazısında Fenerbahçe’nin yeni sponsoru Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya hakkında:
“Hamdi Ulukaya’yı uyarıyorum: Sert kayaya çarptınız Hamdi Bey” dedi. Hakan, Ulukaya’nın Ortaylı’yı tanımamasını kültürel bir eksiklik olarak nitelemişti.
Hakan sosyal medyada binlerce paylaşım, düzinelerce haber ve yüz binlerce yorumla yayılan bu iddianın tamamen asılsız olduğunu paylaşarak, “Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz” düşüncesiyle hareket ettiğini belirtti. Hakan, şu çarpıcı itirafta bulundu:
“Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım. Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.”
İşte Hakan’ın Ulukaya hakkında çıkan iddialara yönelik yazdığı yeni yazısı
“HAMDİ Ulukaya’nın İlber Hoca hakkında…
“İlber Ortaylı ne iş yapar, hiç duymadım. Malum herkes Chobani yoğurdu kadar bilinir olmayabilir” dediğine dair bir rivayet dolaştırıldı.
*
Ulukaya’nın böyle dediğine dair…
– Binlerce paylaşım gördüm.
– Düzinelerce habere rastladım.
– Yüz binlerce yorum okudum.
*
Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz diyerek…
Oturup ben de bir yorum yazısı yazdım.
*
Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım.
Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.
*
Hamdi Ulukaya’nın çevresinden dün bana ulaştılar.
Dediler ki:
“Hamdi Ulukaya’nın böyle bir açıklaması yok. Bu yalan piyasaya sürüldü ve bir anda yayıldı. Baş edemedik.”
*
Sonuç olarak…
Dün bu köşede çıkan yoğurtlu, cacıklı yazıyı yürürlükten kaldırıyorum.
Gazete manşetleri
Erdoğan’ın yeni gözdeleri ve gözünden düşen gazeteciler
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son üç yıldaki yurt dışı gezilerinde özel uçağına binen gazetecileri tarayıp “gözde ve gözden düşen gazeteci ve kurum” listesi çıkardı.
T24’de çıkan habere göre “Davet edilen gazeteciler listesi, Erdoğan’ın itibar barometresi gibi!” diyen Bildirici’nin aktardığına göre, Erdoğan’ın “gözde”lerinin başında Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı, NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, CNN Türk Programcısı Hande Fırat ve A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen var.
Erdoğan’ın gezilerine değinen Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanının 2022 yılında 20, 2023 yılında 17 ve 2024 yılında da 14 olmak üzere üç yılda toplam 51 yurt dışı geziye çıktığını hatırlattı.
Bildirici, “itibar barometresinde gözden düşenler” diyerek 2014-2017 yıllarında en çok davet edilen gazetecilerin başında gelen Ali Adakoğlu (16 davet), Selçuk Tepeli (14 davet) ve Murat Kelkitlioğlu’nun (13 davet) artık uçağa adım atamadıklarına dikkati çekti.
Bildirici, “gözden düşen” diyerek ayrıca şu isimleri sıraladı: Ekrem Kızıltaş, Erdal Şafak, Ergün Diler, Vahap Munyar, Nihal Bengisu Karaca, Fikret Bila, Nuri Elibol, Verda Özer, Nuh Albayrak ve Nagehan Alçı.
Bildirici’nin aktardığına göre, 2022 yılında 5-6 geziye çağrılan gazeteciler Mustafa Yıldız, Sami Dadağlıoğlu, Esra Elönü ve Ünal Kaya da 2023’te daha az davet edildiler; 2024’te ise davetli listesinde hiç görünemediler. İlk yılların sık davet edilenlerinden İbrahim Karagül, Turgay Güler, İsmail Kapan, Hakan Çelik ve Mustafa Kartoğlu, yine Erdoğan’ın gezilerine çağrılıyorlar ama eskiye oranla çok daha az. 2022’de tam sekiz geziye katılan Hacı Yakışıklı da Yeni Akit’ten ayrılıp TV100’e geçtikten sonra artık eskisi kadar gözde değil, 2024’te sadece bir geziye çağrıldı.
Milliyet yazarı ve CNN Türk yorumcusu Zafer Şahin de “itibar barometresi”nde gerileyen gazetecilerden biri. 2022’de beş geziye çağrılan Zafer Şahin, 2023’te hiç geziye davet edilmedi, 2024’te de sadece bir geziye katılabildi.
YENİ GÖZDELER
TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Serdar Karagöz, gezilerin neredeyse tamamında yer aldılar. TRT ve AA’dan, genel müdürler dışında isimler de bazı gezilere katıldı.
“İtibar barometresi”nin zirvesinde yer alan isim Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı; Erdoğan’ın 2022 yılında 12, 2023’te 9 ve 2024’te de 10 dış gezisine katıldı.
Taha Dağlı’yı, üç yıl içinde toplam 20 geziyle NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, 18 geziyle Hürriyet gazetesi Ankara Temsilcisi ve CNN Türk Programcısı Hande Fırat, 17 geziyle A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen, 15 geziyle 24 TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek ve 13’er geziyle Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı ve 24 TV Programcısı Belkıs Kılıçkaya izliyor.
Erdoğan ve iktidarın “medya itibar barometresi”nin başındaki bu isimlerden sonra sırasıyla Hilal Kaplan, Okan Müderrisoğlu, Mehmet Acet, Nazlı Çelik, Abdülkadir Selvi, Banu El, Mehmet Yeşilkaya, Ahmet Hakan, Zahid Akman, Ferit Ersoy ve Ömer Özkök geliyor.
GÖZDE KURULUŞLAR
Basılı gazeteler içinde en çok davet edilen şüphesiz Sabah gazetesi. Son üç yılda bu gazetenin temsilcileri tam 49 geziye katıldı.
Sabah’ı, 45 geziyle Yeni Şafak, 39 geziyle Hürriyet, 38 geziyle Akşam gazetesi izledi. Milliyet, Türkiye ve Yeni Akit gazetelerinden temsilciler de davetliler arasında sık görüldü. Ama Diriliş Postası, Milat ve Posta da daha az da olsa çağrıldı Erdoğan’ın gezilerine.
Televizyon kanalları arasında da TRT’den sonra en çok geziye katılan medya kuruluşu 24 TV. Erdoğan nezdindeki “itibar barometresi”nde NTV, A Haber, CNN Türk, Haber Global, TV100, Habertürk TV, Beyaz TV, Ülke TV, TV Net, Kanal 7 ve öbürleri izliyor.
Medya grupları olarak da en başta gelen Turkuvaz Medya. Onu Demirören Medya izliyor. Türk Medya ve Albayrak grupları daha geriden geliyor.
Gözden düşen kuruluşlar
Daily Sabah ve Türkgün, itibar barometresinde inişe geçen kuruluşlar. Daily Sabah temsilcileri 2022’de 4, 223’te de 4 geziye katılmışken, 2024’te sadece bir geziye davet edildiler. Son iki yıldır da Türkgün’den hiç kimse gezilere alınmıyor.
Bengütürk 2022’de sekiz geziye davet edilmişken, bu sayı 2023’de 2’ye, 2024’te de 1’e düştü.
Aynı şekilde TRT World, Kanal D, TGRT, ATV ve Akit TV de itibar barometresinde inişe geçmiş durumda. TGRT, ATV ve Akit TV’den hiç kimse 2024’deki gezilere katılamadı. TRT World ve Kanal D ise sadece 1’er gezide yer aldı.
Bildirici ayrıca, söz konusu uçak fotoğraflarını çeken isimlere de dikkati çekti; “Fotoğrafların çoğunda Cumhurbaşkanlığı fotoğrafçısı Murat Çetinmühürdar’ın imzası var. Birkaçında da Murat Kula (Cumhurbaşkanlığı), Mustafa Kamacı (AA) ve Kayhan Özer’in (AA) imzaları yer alıyor”
Gazete manşetleri
Kılıçdaroğlu’ndan Uğur Dündar’a zehir zemberek sözler
CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Tarih onu affetmeyecek’ diyerek cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden kendisini eleştiren Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.
14-28 Mayıs Genel Seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan’a kaybetti.
Seçimi kaybeden Kılıçdaroğlu’nun adaylığı muhalif cephede tartışmalara neden oldu.
Kılıçdaroğlu’nu eleştiren isimlerden biri de Sözcü yazarı Uğur Dündar.
Uğur Dündar, katıldığı bir televizyon programında yerel seçim sonuçlarını değerlendirirken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel seçimlerde aday olması ile muhalefetin tarihi bir fırsatı kaçırdığını vurgulayarak “Tarih onu asla affetmeyecek” dedi.
Dündar ayrıca geçtiğimiz günlerde bir köşe yazısında cumhurbaşkanlığı seçimi için ‘Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesi gerektiğini, CHP’nin ve ‘Altılı Masa’nın başındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun resti görmek yerine, kendi adaylığını dayattığını ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiğini’ kaleme aldı.
Kılıçdaroğlu, kendisini ve Cumhurbaşkanlığı adaylığını hedef alan CHP yandaşı Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.
Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…
Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin “Bizim Uğur”u, TRT Genel Müdürü…
Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan’ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar…
“Gün geçmiyor ki” cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; “İnadına mini etek, inadına dekolte” sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…
Sağlık skandalı haberi adı altında “Tesettür Faciası” başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük “fedakarlıklar” yapan, andıçların Uğur Dündar’ı…
“SİZİN ÇARKINIZ YİNE ‘ŞANLI ŞANLI’ DÖNER”
Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine “şanlı şanlı” döner Uğur Bey.
Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik… Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik.
1960’lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…
İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…
Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik.
Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz!
Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6’lı masanın liderleri ile yaptık.
Nasıl yaptığımızı da anlatayım. Berkin Elvan’a da ağladık, Eren Bülbül’e de… Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de… Deniz Gezmiş’le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de…
Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de…
Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük. Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük…Pislikler döküldü yürüdük…
“SİYASİ RÜŞVET ALDINIZ” İMASINA SUSMAM!
Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için “Yakın o evi” dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.
Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.
Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!
Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz.
Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.
Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem.
Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine “siyasi rüşvet aldınız” imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!
“TARİH KİMİ AFFEDECEK, KİMİ AFFETMEYECEK?”
Sizin tabirinizle; “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu 70’li yıllardan beri tanırım. Kemal Bey’in asıl işi hesap sormaktır. Devletin nice kayıp trilyonlarını, tüyü bitmemiş yetim hakkını, yurt dışından getirmiş ve hazineye irat kaydettirmiştir.” El hak doğrudur Uğur Bey. Benim asıl işim hesap sormaktır.
Büyük emeklerle ve ödenen bedellerle tesis edilen bu kardeşlik yapısına, bu toplumsal ittifaka ve bu helalleşmeye saldırmayı sürdürürseniz, milletin uygarlık yolundaki bu anlaşmaya halel getirmeye çalışırsanız, bunun hesabını sorarım.
Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, SİYASİ ARENADA MAKOSENLERİMİ TEKRAR GİYERİM ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.”
-
Gazete manşetleri3 yıl önceAslı Erdoğan: Sesimizin Almanya’da ustalıkla kısıldığını düşünüyorum
-
Gazete manşetleri4 yıl önceSBK listesi medyada bir gazetecinin daha biletini kesti !
-
Gazete manşetleri4 yıl önceAKP Cehaleti: TRT, Çanakkale Zaferi ile Sarıkamış’ı karıştırdı
-
Televizyon4 yıl önceCan Ataklı: Normal bir ülke olsa Cevheri Güven’in anlattıklarıyla kıyamet kopardı !
-
Gazete manşetleri3 yıl önceOğuzhan Uğur ve Robot Sophia arasındaki diyalog sosyal medyada gündem oldu
-
Gazete manşetleri3 yıl önceAlmanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’den Ahmet Altan ve Osman Kavala mesajı
-
Gazete manşetleri3 yıl önceNarlıdere Belediye Başkanı Engin, canlı yayında beyin kanaması geçirdi
-
Analiz4 yıl önceCüneyt Özdemir’in Pelikan itirafları ve gazeteciliği: Herkes yesin, bulaşmıyorum
