Gazete manşetleri
Anadolu Ajansı Genel Müdürü: İmamoğlu’na dava açacağız
AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Karagöz: İmamoğlu’nun açıklamasından sonra AA çalışanları tutanakları toplarken çeşitli saldırılara uğradı. Bu yüzden dava açacağız.
Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, seçim sürecinde ajans üzerinden yürütülen tartışmayı değerlendirdi.
Habertürk canlı yayınında AA’nın Cumhurbaşkanı Seçimi sonuçlarını yayımlama sürecine ilişkin açıklamalar yapan Karagöz, sahadaki çalışanlardan ulaşan verileri geliş sırasına göre abonelerine sunduklarını belirtip “Bazı kanallarda bazı yorumcuların ilk gelen verileri beğenmedikleri, ilk gelen verilerden rahatsız oldukları için AA’yı tartışma gereği duyduklarını” savundu.
“Bunu bir hakikatin parçası olarak görmediler. Bunu bir manipülasyon olarak gördüler. Dolayısıyla AA’yı gündem yaptılar” diyen Karagöz, özetle şunları söyledi:
HERKES ÇOK İYİ BİLİYOR: Peki hakikat nedir? AA’nın abonelerine servis ettiği ilk veriler gerçekten de ilk veriler mi? AA burada bazı verileri geç, bazı verileri erken mi veriyor? İşin aslı şu, bize gelen veriler, esasında siyasetle ilgilenen herkes bunu çok iyi biliyor, sandıkta işi hızlı bitiren sandık ekiplerinin tutanaklarından geliyor. Bir ilçede 60 seçmen varsa o ilçe işini hızlıca bitiriyor, imza altına alınıyor ve tutanaklar bize geliyor.
İLK VERİ ELAZIĞ’DAN GELDİ: Bu seçimde bize ilk Elazığ’dan veri gelmiş. 59 seçmen var o sandıkta. Hemen saymışlar, imza altına almışlar. Burada Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a 47 oy var. Sayın Kılıçdaroğlu’na 12 oy var. Bu veri bize saat 17.03’te gelmiş. Yani 59 oyu 3 dakika içinde saymışlar, imza altına almışlar ve bunun görseli oluşmuş. 17.13’te Erzurum’dan gelen bir sandıkta 35 oy var. Çok hızlı bir şekilde saymışlar. 30 oy Recep Tayyip Erdoğan’a, 5 oy Kemal Kılıçdaroğlu’na.
TARTIŞMA DAHA DA BÜYÜK OLACAKTI: Biz abonelerimize verilerimizi yaklaşık yüzde 10 gibi anlamlı bir veri seti oluştuğunda verdik. Yüzde bir, iki, üçlerde vermedik. Eğer verseydik tartışma daha da büyük olacaktı. Çünkü o bölgede oylarda daha da büyük fark vardı.” dedi.
HAKİKAT: Türkiye’de hemen hemen tüm kanallar, muhalefet tarafını destekleyen kanallar, tarafsız duran kanallar, açıktan Cumhurbaşkanımıza destek veren kanallar, herkes bizim abonemiz. Bizi eleştirenler de bizim abonemiz. Fakat biz verileri belli bir seviyeye gelene kadar tuttuk. O zaman da şunu söylediler, ‘Demek ki sonuçlar istedikleri gibi gitmiyor. O yüzden verileri tutuyorlar.’ Hayır. AA, 103 yıldır kamuoyu ve abonelerine sadece hakikati verdi. Burada da aynısı oldu. Verileri geliş sırasına göre verdik ve asla veriler arasında bir ayrım yapmadık. Artık kamuoyunun seçim sistemini bilmesi gerekiyor. Kamuoyu biliyor da televizyonlarda yorum yapan insanlar, ‘Anadolu Ajansı manipülasyon yapıyor. Verilerle oynuyor.’ dediklerinde boşa düşeceklerini, söyledikleri sözün anlamsız olduğunu ve bir karşılığının olmadığını artık öğrenmeliler diye düşünüyorum. Çünkü biz bu seçime 2022 Şubat ayından beri hazırlanıyoruz.
VERİLER AYNI ÇIKTI: Bir muhalif kanalda Cumhurbaşkanı Erdoğan değil de Sayın Kılıçdaroğlu sandıkların yüzde 80’i açılana kadar öndeydi. O kanal o veriyi gösterip, ‘AA manipülasyon yapıyor.’ diyor. Hakikat öyle değil. Orada bir manipülasyon var, fakat o manipülasyonu AA yapmıyor.
Bu seçimde Sayın Kılıçdaroğlu’nun önde bulunduğu bir durum olmadı ama siz bazı tutanakları elinizde tutarsanız, bazı tutanakları abonelerinize servis etmezseniz o zaman olur böyle bir durum. Fakat AA bunu yapmıyor. AA, tutanakları kendisine geldiği gibi abonelerine servis etti. Sonunda da AA’nın verileriyle yaklaşık 4-5 saat sonra YSK’nın verileri aynı çıktı. Bir kez daha AA abonelerine doğru, düzgün, hiçbir tartışmaya mahal vermeden verilerini bu seçimde de servis etti.
BU SEÇİMDE KABUL EDİLDİ: Çok sayıda tebrik aldık. Herkes AA’nın verileri gayet doğru, hızlı ve sorunsuz şekilde verdiğini kabul etti. Bizim işimizi doğru ve düzgün yaptığımızı zaten YSK’nın kesin olmayan resmi sonuçları ifade etti. Bu süreçte tabii ki AA üzerinden bir gündem oluşturmak bazı siyasilerin tercihi oldu. Fakat sevindiğim bir şey var, 14 Mayıs akşamı saat başı televizyonlara çıkarak 103 yıldır sadece haber veren AA’yı hedef alan o siyasileri 28 Mayıs’ta görmedik. ‘AA manipülasyon yapıyor. AA’nın verilerine güvenmeyin.’ diyen bir siyasi görmedik. Demek ki 14 Mayıs’ta olduğu gibi 28 Mayıs’ta da AA’nın verileri doğru, düzgün ve tartışma olmaksızın abonelerine servis ettiği kabul edilmiş oldu. Bundan dolayı çok mutluyum.
DAVA AÇACAĞIZ: (Ekrem İmamoğlu sorusu üzerine) Hukuk birimimiz gerekli düzenlemeleri yaptı, kendisine dava açacağız. Bizim en büyük sermayemiz itibarımız ve ona en ufak zarar gelmesin diye elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. 2 bin 500 arkadaşım gece-gündüz çalışarak Anadolu Ajansı’nın itibarlı bir kurum olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Ama buna rağmen bize birisi hala ‘Manipülasyon yapıyorsunuz, yalan söylüyorsunuz’ diyorsa bu bizim itibarımıza yönelik bir saldırıdır, tabii ki dava açacağız.
Sayın İmamoğlu’nun açıklamasından sonra, Anadolu Ajansı çalışanları görev yaparken, arkadaşlarımız sonuç tutanaklarının görsellerini toplarken çeşitli sözlü ve fiziki tacizlere maruz kaldılar. Bu yüzden dava açacağız.
MAHCUP OLDULAR: 14 Mayıs’ta saat başı ‘Anadolu Ajansı manipülasyon yapıyor’ diyenler, 15 Mayıs’ta mahcubiyet içinde kaldılar ve 28 Mayıs’ta hiçbiri o kürsüye çıkıp herhangi bir açıklama yapmadı. Biz ise 15 Mayıs’ta olduğu gibi 29 Mayıs’ta da buradayız.
İTİBARLARINI DÜŞÜRÜYORLAR: Yorumculara gelince, imajlarını, itibarlarını düşünmüyorlar ve Anadolu Ajansı’na mesnetsizce saldırabiliyorlar. Belki de böyle yaptıkları için var olabiliyorlardır, onu da kendilerinin çalıştığı kurumlar düşünsünler. Eğer Anadolu Ajansı’na mesnetsiz bir şekilde, hiçbir dayanağı olmadığı halde sadece verdiği sonuçlardan memnun olmadığınız için saldırıyorsanız bu sizin itibarınızdan götürür. Anadolu Ajansı, 15 Mayıs’ta da 29 Mayıs’ta da alnı ak, başı dik, işini dosdoğru yapmış olmanın özgüveniyle burada.
DÜNYANIN EN İYİSİ: Bir de ‘Anadolu Ajansı yazılım kullanmış’ diyorlar. Evet, yazılım kullandık. Yazılım kullanmadan sonuçları abonelerimize vermemiz, o sonuçları toplamamız mümkün değil. Yazılım ekibimize de ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü Türkiye’nin değil, dünyanın en iyi seçim takip yazılımını biz kullanıyoruz.
Gazete manşetleri
Araştırmadan yazdı çark etti: Ahmet Hakan ‘yoğutsal polemik’te sınıfta kaldı
Sosyal medya paylaşımlarını gerçek sanarak Chobani’nin sahibi Hamdi Ulukaya’yı İlber Ortaylı hakkında söylemediği sözlerle yerden yere vuran Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, çark etti.
Sosyal medyada yer alan paylaşımlarda Ulukaya, Prof. Dr. İlber Ortaylı hakkında “Ne iş yapar bu adam?” dediği iddia ediliyordu.
Bu sözleri, konuyu araştırmadan köşesine taşıyan Ahmet Hakan, Ulukaya’nın ekibinden gelen uyarı sonrası yeni bir yazı kaleme almak zorunda kaldı.
Ahmet Hakan, “Yoğurtsal Polemik” başlıklı köşe yazısında Fenerbahçe’nin yeni sponsoru Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya hakkında:
“Hamdi Ulukaya’yı uyarıyorum: Sert kayaya çarptınız Hamdi Bey” dedi. Hakan, Ulukaya’nın Ortaylı’yı tanımamasını kültürel bir eksiklik olarak nitelemişti.
Hakan sosyal medyada binlerce paylaşım, düzinelerce haber ve yüz binlerce yorumla yayılan bu iddianın tamamen asılsız olduğunu paylaşarak, “Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz” düşüncesiyle hareket ettiğini belirtti. Hakan, şu çarpıcı itirafta bulundu:
“Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım. Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.”
İşte Hakan’ın Ulukaya hakkında çıkan iddialara yönelik yazdığı yeni yazısı
“HAMDİ Ulukaya’nın İlber Hoca hakkında…
“İlber Ortaylı ne iş yapar, hiç duymadım. Malum herkes Chobani yoğurdu kadar bilinir olmayabilir” dediğine dair bir rivayet dolaştırıldı.
*
Ulukaya’nın böyle dediğine dair…
– Binlerce paylaşım gördüm.
– Düzinelerce habere rastladım.
– Yüz binlerce yorum okudum.
*
Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz diyerek…
Oturup ben de bir yorum yazısı yazdım.
*
Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım.
Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.
*
Hamdi Ulukaya’nın çevresinden dün bana ulaştılar.
Dediler ki:
“Hamdi Ulukaya’nın böyle bir açıklaması yok. Bu yalan piyasaya sürüldü ve bir anda yayıldı. Baş edemedik.”
*
Sonuç olarak…
Dün bu köşede çıkan yoğurtlu, cacıklı yazıyı yürürlükten kaldırıyorum.
Gazete manşetleri
Erdoğan’ın yeni gözdeleri ve gözünden düşen gazeteciler
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son üç yıldaki yurt dışı gezilerinde özel uçağına binen gazetecileri tarayıp “gözde ve gözden düşen gazeteci ve kurum” listesi çıkardı.
T24’de çıkan habere göre “Davet edilen gazeteciler listesi, Erdoğan’ın itibar barometresi gibi!” diyen Bildirici’nin aktardığına göre, Erdoğan’ın “gözde”lerinin başında Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı, NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, CNN Türk Programcısı Hande Fırat ve A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen var.
Erdoğan’ın gezilerine değinen Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanının 2022 yılında 20, 2023 yılında 17 ve 2024 yılında da 14 olmak üzere üç yılda toplam 51 yurt dışı geziye çıktığını hatırlattı.
Bildirici, “itibar barometresinde gözden düşenler” diyerek 2014-2017 yıllarında en çok davet edilen gazetecilerin başında gelen Ali Adakoğlu (16 davet), Selçuk Tepeli (14 davet) ve Murat Kelkitlioğlu’nun (13 davet) artık uçağa adım atamadıklarına dikkati çekti.
Bildirici, “gözden düşen” diyerek ayrıca şu isimleri sıraladı: Ekrem Kızıltaş, Erdal Şafak, Ergün Diler, Vahap Munyar, Nihal Bengisu Karaca, Fikret Bila, Nuri Elibol, Verda Özer, Nuh Albayrak ve Nagehan Alçı.
Bildirici’nin aktardığına göre, 2022 yılında 5-6 geziye çağrılan gazeteciler Mustafa Yıldız, Sami Dadağlıoğlu, Esra Elönü ve Ünal Kaya da 2023’te daha az davet edildiler; 2024’te ise davetli listesinde hiç görünemediler. İlk yılların sık davet edilenlerinden İbrahim Karagül, Turgay Güler, İsmail Kapan, Hakan Çelik ve Mustafa Kartoğlu, yine Erdoğan’ın gezilerine çağrılıyorlar ama eskiye oranla çok daha az. 2022’de tam sekiz geziye katılan Hacı Yakışıklı da Yeni Akit’ten ayrılıp TV100’e geçtikten sonra artık eskisi kadar gözde değil, 2024’te sadece bir geziye çağrıldı.
Milliyet yazarı ve CNN Türk yorumcusu Zafer Şahin de “itibar barometresi”nde gerileyen gazetecilerden biri. 2022’de beş geziye çağrılan Zafer Şahin, 2023’te hiç geziye davet edilmedi, 2024’te de sadece bir geziye katılabildi.
YENİ GÖZDELER
TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Serdar Karagöz, gezilerin neredeyse tamamında yer aldılar. TRT ve AA’dan, genel müdürler dışında isimler de bazı gezilere katıldı.
“İtibar barometresi”nin zirvesinde yer alan isim Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı; Erdoğan’ın 2022 yılında 12, 2023’te 9 ve 2024’te de 10 dış gezisine katıldı.
Taha Dağlı’yı, üç yıl içinde toplam 20 geziyle NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, 18 geziyle Hürriyet gazetesi Ankara Temsilcisi ve CNN Türk Programcısı Hande Fırat, 17 geziyle A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen, 15 geziyle 24 TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek ve 13’er geziyle Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı ve 24 TV Programcısı Belkıs Kılıçkaya izliyor.
Erdoğan ve iktidarın “medya itibar barometresi”nin başındaki bu isimlerden sonra sırasıyla Hilal Kaplan, Okan Müderrisoğlu, Mehmet Acet, Nazlı Çelik, Abdülkadir Selvi, Banu El, Mehmet Yeşilkaya, Ahmet Hakan, Zahid Akman, Ferit Ersoy ve Ömer Özkök geliyor.
GÖZDE KURULUŞLAR
Basılı gazeteler içinde en çok davet edilen şüphesiz Sabah gazetesi. Son üç yılda bu gazetenin temsilcileri tam 49 geziye katıldı.
Sabah’ı, 45 geziyle Yeni Şafak, 39 geziyle Hürriyet, 38 geziyle Akşam gazetesi izledi. Milliyet, Türkiye ve Yeni Akit gazetelerinden temsilciler de davetliler arasında sık görüldü. Ama Diriliş Postası, Milat ve Posta da daha az da olsa çağrıldı Erdoğan’ın gezilerine.
Televizyon kanalları arasında da TRT’den sonra en çok geziye katılan medya kuruluşu 24 TV. Erdoğan nezdindeki “itibar barometresi”nde NTV, A Haber, CNN Türk, Haber Global, TV100, Habertürk TV, Beyaz TV, Ülke TV, TV Net, Kanal 7 ve öbürleri izliyor.
Medya grupları olarak da en başta gelen Turkuvaz Medya. Onu Demirören Medya izliyor. Türk Medya ve Albayrak grupları daha geriden geliyor.
Gözden düşen kuruluşlar
Daily Sabah ve Türkgün, itibar barometresinde inişe geçen kuruluşlar. Daily Sabah temsilcileri 2022’de 4, 223’te de 4 geziye katılmışken, 2024’te sadece bir geziye davet edildiler. Son iki yıldır da Türkgün’den hiç kimse gezilere alınmıyor.
Bengütürk 2022’de sekiz geziye davet edilmişken, bu sayı 2023’de 2’ye, 2024’te de 1’e düştü.
Aynı şekilde TRT World, Kanal D, TGRT, ATV ve Akit TV de itibar barometresinde inişe geçmiş durumda. TGRT, ATV ve Akit TV’den hiç kimse 2024’deki gezilere katılamadı. TRT World ve Kanal D ise sadece 1’er gezide yer aldı.
Bildirici ayrıca, söz konusu uçak fotoğraflarını çeken isimlere de dikkati çekti; “Fotoğrafların çoğunda Cumhurbaşkanlığı fotoğrafçısı Murat Çetinmühürdar’ın imzası var. Birkaçında da Murat Kula (Cumhurbaşkanlığı), Mustafa Kamacı (AA) ve Kayhan Özer’in (AA) imzaları yer alıyor”
Gazete manşetleri
Kılıçdaroğlu’ndan Uğur Dündar’a zehir zemberek sözler
CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Tarih onu affetmeyecek’ diyerek cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden kendisini eleştiren Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.
14-28 Mayıs Genel Seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan’a kaybetti.
Seçimi kaybeden Kılıçdaroğlu’nun adaylığı muhalif cephede tartışmalara neden oldu.
Kılıçdaroğlu’nu eleştiren isimlerden biri de Sözcü yazarı Uğur Dündar.
Uğur Dündar, katıldığı bir televizyon programında yerel seçim sonuçlarını değerlendirirken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel seçimlerde aday olması ile muhalefetin tarihi bir fırsatı kaçırdığını vurgulayarak “Tarih onu asla affetmeyecek” dedi.
Dündar ayrıca geçtiğimiz günlerde bir köşe yazısında cumhurbaşkanlığı seçimi için ‘Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesi gerektiğini, CHP’nin ve ‘Altılı Masa’nın başındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun resti görmek yerine, kendi adaylığını dayattığını ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiğini’ kaleme aldı.
Kılıçdaroğlu, kendisini ve Cumhurbaşkanlığı adaylığını hedef alan CHP yandaşı Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.
Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…
Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin “Bizim Uğur”u, TRT Genel Müdürü…
Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan’ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar…
“Gün geçmiyor ki” cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; “İnadına mini etek, inadına dekolte” sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…
Sağlık skandalı haberi adı altında “Tesettür Faciası” başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük “fedakarlıklar” yapan, andıçların Uğur Dündar’ı…
“SİZİN ÇARKINIZ YİNE ‘ŞANLI ŞANLI’ DÖNER”
Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine “şanlı şanlı” döner Uğur Bey.
Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik… Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik.
1960’lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…
İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…
Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik.
Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz!
Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6’lı masanın liderleri ile yaptık.
Nasıl yaptığımızı da anlatayım. Berkin Elvan’a da ağladık, Eren Bülbül’e de… Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de… Deniz Gezmiş’le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de…
Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de…
Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük. Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük…Pislikler döküldü yürüdük…
“SİYASİ RÜŞVET ALDINIZ” İMASINA SUSMAM!
Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için “Yakın o evi” dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.
Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.
Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!
Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz.
Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.
Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem.
Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine “siyasi rüşvet aldınız” imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!
“TARİH KİMİ AFFEDECEK, KİMİ AFFETMEYECEK?”
Sizin tabirinizle; “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu 70’li yıllardan beri tanırım. Kemal Bey’in asıl işi hesap sormaktır. Devletin nice kayıp trilyonlarını, tüyü bitmemiş yetim hakkını, yurt dışından getirmiş ve hazineye irat kaydettirmiştir.” El hak doğrudur Uğur Bey. Benim asıl işim hesap sormaktır.
Büyük emeklerle ve ödenen bedellerle tesis edilen bu kardeşlik yapısına, bu toplumsal ittifaka ve bu helalleşmeye saldırmayı sürdürürseniz, milletin uygarlık yolundaki bu anlaşmaya halel getirmeye çalışırsanız, bunun hesabını sorarım.
Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, SİYASİ ARENADA MAKOSENLERİMİ TEKRAR GİYERİM ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.”
-
Gazete manşetleri3 yıl önceAslı Erdoğan: Sesimizin Almanya’da ustalıkla kısıldığını düşünüyorum
-
Gazete manşetleri4 yıl önceSBK listesi medyada bir gazetecinin daha biletini kesti !
-
Gazete manşetleri4 yıl önceAKP Cehaleti: TRT, Çanakkale Zaferi ile Sarıkamış’ı karıştırdı
-
Televizyon4 yıl önceCan Ataklı: Normal bir ülke olsa Cevheri Güven’in anlattıklarıyla kıyamet kopardı !
-
Gazete manşetleri3 yıl önceOğuzhan Uğur ve Robot Sophia arasındaki diyalog sosyal medyada gündem oldu
-
Gazete manşetleri3 yıl önceAlmanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’den Ahmet Altan ve Osman Kavala mesajı
-
Gazete manşetleri3 yıl önceNarlıdere Belediye Başkanı Engin, canlı yayında beyin kanaması geçirdi
-
Analiz4 yıl önceCüneyt Özdemir’in Pelikan itirafları ve gazeteciliği: Herkes yesin, bulaşmıyorum
