Bizi Takip Edin

Gazete manşetleri

Gazete ve TV’ler çorap fabrikası mı?

Siyasi ve ideolojik yaklaşımları ya da kişisel çıkarları doğrultusunda yayınlara müdahale eden patronların yerini 1980’lerden itibaren yayıncılık dışında şirketleri de olan ve gazeteci kökenli olmayan “holding patronları” aldı.

Amaçları “kamu yararı” değil, kâr elde etmekti. AKP döneminde holding patronlarının editoryal müdahaleleri daha da katmerlendi; siyasi propaganda çabası ticari çıkarların yanına yerleşti; “editoryal bağımsızlık” tümüyle dinamitlendi.

Faruk Bildirici gazetecilik dersi verdi, gazete çıkarmak adli yazısını köşesine taşıdı.

“Gazete çıkarmak çorap fabrikası işletmeye benzemez” cümlesi, Türkiye gazetecilik tarihinin kıvançla anılan sayfalarından birinin sloganıdır. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü de oradan kalmıştır.

1961 yılında “Dokuz Gazete Patronu”, gazetecilere yeni haklar getiren 212 sayılı Basın Kanunu ile Basın İlan Kurumu kurulmasına ilişkin yasanın yürürlüğe girmesine tepki olarak üç gün gazete çıkarmama kararı almışlardı.

Bunun üzerine gazeteciler, Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah patronlarının bu kararını protesto ederek, halkın gazetesiz kalmaması için de “Basın” adlı bir gazete çıkarmışlardı.

O gazetenin 11 Ocak’taki başyazısında gazete patronlarına çorap fabrikası sahibi gibi her şeye müdahale edemeyecekleri hatırlatılıyor, “Basın bir kamu hizmetidir” diye vurgulanıyordu. Üstelik bu hatırlatmanın muhatapları da günümüzdeki gibi holding sahipleri değildi. Hatta çoğu da gazeteci kökenliydi, sadece yayıncılık faaliyetinde bulunan patronlardı.

Gazetecilerin bu direnişi etkili de olmuş, gazete patronları iki yasayı iptal ettirememişlerdi. Ancak gazetecilerin, “Dokuz Patron Olayı” sırasındaki mücadeleleri çalışma koşullarını düzenleyen yasayı savunmakla sınırlı kaldı. Bir daha patronların yayınlara müdahalesine set çekecek “editoryal bağımsızlık” elde etmek için böyle bir toplu mücadele verilemedi.

O yıllarda siyasi ve ideolojik yaklaşımları ya da kişisel çıkarları doğrultusunda yayınlara müdahale eden patronların yerini 1980’lerden itibaren yayıncılık dışında şirketleri de olan ve gazeteci kökenli olmayan “holding patronları” aldı. Bu patronların çoğu için sahibi oldukları gazete veya TV kanalı ile bir banka, maden şirketi ya da akaryakıt şirketi işletmek arasında fark yoktu. Amaçları “kamu yararı” değil, kâr elde etmekti.

Ünlü medya patronu Robert Maxwell’in “Bu işe 90 milyon poundu hayır duası almak için yatırmadım. Bu işin sahibi benim, patronu benim” dediği gibi Türkiye’deki holding patronu medya sahipleri de aynı anlayıştaydı; yayınlara müdahale hakkını kendilerinde görüyorlardı. Çoğu genel yayın yönetmeni ve yazı işleri müdürü, patronların isteklerine karşı direnmek bir yana onların özel ulağı konumunda olmaktan gocunmuyorlardı.

AKP döneminde ise siyasi iktidarla işbirliği içine giren holding patronlarının editoryal müdahaleleri daha da katmerlendi; siyasi propaganda çabası ticari çıkarların yanına yerleşti; “editoryal bağımsızlık” tümüyle dinamitlendi.

Ne yazık ki, eleştirel ve alternatif medyanın büyük bölümünde de “editoryal bağımsızlık” sorunları yaşanıyor. Bu kesimde de patronlar, genel yayın yönetmenleri ve yazı işlerinin üzerinden elini eksik etmiyor. Gerekçeleri farklı olsa da müdahale hakkı görüyorlar kendilerinde.

İktidar medyasındaki patronlar gibi gizlemeye gerek görmeyenler bile oluyor; sahibi oldukları medya kuruluşlarının yayın faaliyetleri hakkında açıklama yapmaktan da kaçınmıyorlar. Bu tavırlarının gazeteciliğe zarar vereceğini, yayınların bağımsızlığına gölge düşüreceğini, patron çıkarının kamu yararının önüne geçtiği görüntüsü yaratacağını düşünemiyorlar.

Medya sahipleri bırakın yayınlar hakkında değerlendirme yapmayı, tümüyle görünmez olmalı, editoryal bağımsızlığa saygı göstermeli. “Çorap fabrikası” yönetmekle medya sahipliği arasında fark olduğunu kabul etmeli…

ÖLEN ERMENİ ASKER SAYISI?
Dağlık Karabağ’da silah sesleri bir türlü dinmiyor. 13 Eylül’de meydana gelen iki yılın en büyük sınır çatışmasında iki taraftan da onlarca asker öldü. Tarafların ilk açıklamalarına göre, Azerbaycan’ın 50, Ermenistan’ın 49 askeri yaşamını yitirdi.

Türkiye’de medya Hürriyet, Sabah ve Milliyet de dahil olmak üzere 14 Eylül’deki haberlerde ölen asker sayılarını aktarırken genellikle resmî açıklamalara bağlı kaldı. Ancak iktidar medyasının bir bölümü ölen Ermeni askeri sayısını artırma yarışına gitmişti. Akşam 90, Yeni Şafak 100’den fazla, Türkiye 150 Ermeni askerinin öldüğünü yazarken Yeni Akit bu sayıyı “200’den fazla” diye verdi.

Üç gün sonra taraflar ölen askerleri hakkında daha net açıklamalar yaptılar. Ermenistan tarafı 105, Azerbaycan tarafı 71 askerinin öldüğünü açıkladı. Ayrıca Azerbaycan Savunma Bakanlığı, “yaklaşık 400 Ermeni askerinin öldüğünü” öne sürdü.

16 Eylül günü Türkiye medyasının büyük bölümünde “Azerbaycan’ın şehit sayısı 71’e çıktı” haberleri yapılırken, Akşam, Sabah, Yeni Şafak, Yeni Akit ve bazı internet sitelerinde “400 Ermeni askeri öldürüldü” başlıkları kullandı. Yeni Akit daha ileri giderek, “çatışmalarda yüzlerce Ermeni askerinin öldürüldüğünü” iddia etti. Ama 17 Eylül’de Ermenistan asker kaybını 136, Azerbaycan da 77 olarak duyurdu; açıklamalar böyle noktalandı.

Savaşlarda tarafların birbirlerinin ölü sayısını abartması sık rastlanan bir durum. Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşta da rakipler birbirinin ölü sayısını on binlerle kendi ölülerini de binlerle ifade ediyor.

Keşke gerçek sayılara ulaşabilmek mümkün olsa. Ama bu çok zor, hatta uzun bir zaman geçmeden önce de mümkün olmuyor. Azerbaycan’ın 400 Ermeni askerini öldürdükleri iddiasının doğru olup olmadığını da zaman gösterecek.

Böyle olunca da propaganda savaşına alet olmamak için bu tür iddiaları özenli bir dille, abartmadan okura/izleyiciye yansıtmak gerek. Hatta tarafların sadece kendi ölüleriyle ilgili açıklamalarına itibar etmek en doğrusu. Tabii çatışmanın nedeni ve serencamı hakkında da tek taraflı olmamak, iki tarafın açıklamalarını yansıtmak okur ve izleyicinin bilgilenme hakkına saygı açısından önemli.

TEK CÜMLEYLE:


Özbekistan gezisi sonunda çekilen toplu fotoğrafta Cumhurbaşkanı Erdoğan, koltukta otururken gazeteciler ayakta sıralanarak siyasetçi-gazeteci arasında olması gereken eşitler arası ilişkinin dışında ve benzerine az rastlanır bir poz verilmiş oldu.

Özbekistan gezisi sonunda çekilen toplu fotoğrafta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve gazeteciler.
Diplomasi Muhabirleri Derneği’nin çağrılarına yıllardır yanıt vermeyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun özel davetlilerle yaptığı “Diplomasi Muhabirleri Buluşması”nda soru cevap bölümü bazı gazetecilerin isteği üzerine Bakanlık tarafından kontrol edildikten sonra medya kuruluşlarına gönderildi.

Sedat Peker’in İstanbul’daki evinin önünde Yılmaz Günay adlı adamına yönelik saldırıyı Akşam, Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Sabah, Yeni Akit, Yeni Şafak haber yapmadı.

İktidar medyası, haftalar öncesinden tanıtmaya başladığı yeni sosyal konut projesinde ilk etapta 250 bin konut hedeflenmesine rağmen “Dar gelirliye 500 bin konut projesi” diye duyurdu ve 2 yıl önce açıklanan benzer projenin bazı etaplarının hala bitmediğine değinmedi.

Konya’nın Karatay ilçesi belediyesinin hazırladığı tanıtım metni, Yeni Akit’te ilan olduğu uyarısı yapılmadan tam sayfa yayımlandı.

Sabah, bir gizli tanığın “ifadesi”ne dayanarak, Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeği ile yaşamını yitiren Berkin Elvan ve annesi Gülsüm Elvan’ı zan altında bıraktı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun, Avrasya tünelinden geçen günlük araç sayısında rekor kırıldığı açıklaması haberlerinde araç geçiş garantisi sayıları verilmedi.

Türkiye, Bursa’da bas-geç sinyalizasyon sisteminin kaldırılmasını ve yayaların üst geçitlere yönlendirilmesini “Bursa trafiğinde tasarruf devri” diye olumlu bir gelişme gibi yansıttı.

Türkiye’de yıllardır sayısız konser veren İranlı sanatçı Mohsen Namjoo’nun konserleri, Yeni Akit’in “Kuran ayetlerini şarkı yaptı hadsiz Namjoo” haberlerinin ardından iptal edildi.

Okur görüşü:

Hüseyin Karakaş: Açıyorum, Tunç Soyer bu görüşleri nerede söylemiş diye bakıyorum, bu merakımı gideremeden, üstelik sinirlerim ayaklanmış olarak haberi kapatıyorum. Reva mı bu bize; okur böyle bir işkenceyi hak ediyor mu? Ne oldu 5N1K kuralına? Bu sadece bir örnek. Ben bu konudan uzun zamandır rahatsızlık hissediyorum. Haberlerde yeterli bilgi verilmiyor.

Hakan Yiğitbaşoğlu: Haberlerde kelimelerin ve kavramların yanlış kullanımı çok yaygınlaşmış durumda. Kulağımı tırmalayan birini size yazmak istedim. Dünyada “taksi” ücret karşılığı sizi istediğiniz yere götüren araç olarak bilinir. Oysa son yıllarda giderek artan oranda, haberlerde kullanılan bir “ticari taksi” ifadesi var. Dolayısıyla, bu ifade “fay kırığı” veya “atlı süvari” demek gibi anlamsız bir tekrarlama oluyor.

Devamını Oku
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gazete manşetleri

Araştırmadan yazdı çark etti: Ahmet Hakan ‘yoğutsal polemik’te sınıfta kaldı

Sosyal medya paylaşımlarını gerçek sanarak Chobani’nin sahibi Hamdi Ulukaya’yı İlber Ortaylı hakkında söylemediği sözlerle yerden yere vuran Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, çark etti.

Sosyal medyada yer alan paylaşımlarda Ulukaya, Prof. Dr. İlber Ortaylı hakkında “Ne iş yapar bu adam?” dediği iddia ediliyordu.

Bu sözleri, konuyu araştırmadan köşesine taşıyan Ahmet Hakan, Ulukaya’nın ekibinden gelen uyarı sonrası yeni bir yazı kaleme almak zorunda kaldı.

Ahmet Hakan, “Yoğurtsal Polemik” başlıklı köşe yazısında Fenerbahçe’nin yeni sponsoru Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya hakkında:

“Hamdi Ulukaya’yı uyarıyorum: Sert kayaya çarptınız Hamdi Bey” dedi. Hakan, Ulukaya’nın Ortaylı’yı tanımamasını kültürel bir eksiklik olarak nitelemişti.

Hakan sosyal medyada binlerce paylaşım, düzinelerce haber ve yüz binlerce yorumla yayılan bu iddianın tamamen asılsız olduğunu paylaşarak, “Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz” düşüncesiyle hareket ettiğini belirtti. Hakan, şu çarpıcı itirafta bulundu:

“Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım. Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.”

İşte Hakan’ın Ulukaya hakkında çıkan iddialara yönelik yazdığı yeni yazısı

“HAMDİ Ulukaya’nın İlber Hoca hakkında…

“İlber Ortaylı ne iş yapar, hiç duymadım. Malum herkes Chobani yoğurdu kadar bilinir olmayabilir” dediğine dair bir rivayet dolaştırıldı.

*

Ulukaya’nın böyle dediğine dair…

– Binlerce paylaşım gördüm.

– Düzinelerce habere rastladım.

– Yüz binlerce yorum okudum.

*

Bu kadar insan yalan üzerinde ittifak etmiş olamaz diyerek…

Oturup ben de bir yorum yazısı yazdım.

*

Günümüzde yalanlar ile gerçeklerin iç içe geçmesiyle oluşan muazzam enformasyon kaosunu hafife almışım.

Meğer milyonlarca insan, bal gibi de bir yalan üzerine ittifak yapabilirmiş.

*

Hamdi Ulukaya’nın çevresinden dün bana ulaştılar.

Dediler ki:

“Hamdi Ulukaya’nın böyle bir açıklaması yok. Bu yalan piyasaya sürüldü ve bir anda yayıldı. Baş edemedik.”

*

Sonuç olarak…

Dün bu köşede çıkan yoğurtlu, cacıklı yazıyı yürürlükten kaldırıyorum.

Devamını Oku

Gazete manşetleri

Erdoğan’ın yeni gözdeleri ve gözünden düşen gazeteciler

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son üç yıldaki yurt dışı gezilerinde özel uçağına binen gazetecileri tarayıp “gözde ve gözden düşen gazeteci ve kurum” listesi çıkardı.

T24’de çıkan habere göre “Davet edilen gazeteciler listesi, Erdoğan’ın itibar barometresi gibi!” diyen Bildirici’nin aktardığına göre, Erdoğan’ın “gözde”lerinin başında Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı, NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, CNN Türk Programcısı Hande Fırat ve A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen var.

Erdoğan’ın gezilerine değinen Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanının 2022 yılında 20, 2023 yılında 17 ve 2024 yılında da 14 olmak üzere üç yılda toplam 51 yurt dışı geziye çıktığını hatırlattı.

Bildirici, “itibar barometresinde gözden düşenler” diyerek 2014-2017 yıllarında en çok davet edilen gazetecilerin başında gelen Ali Adakoğlu (16 davet), Selçuk Tepeli (14 davet) ve Murat Kelkitlioğlu’nun (13 davet) artık uçağa adım atamadıklarına dikkati çekti.

Bildirici, “gözden düşen” diyerek ayrıca şu isimleri sıraladı: Ekrem Kızıltaş, Erdal Şafak, Ergün Diler, Vahap Munyar, Nihal Bengisu Karaca, Fikret Bila, Nuri Elibol, Verda Özer, Nuh Albayrak ve Nagehan Alçı.

Bildirici’nin aktardığına göre, 2022 yılında 5-6 geziye çağrılan gazeteciler Mustafa Yıldız, Sami Dadağlıoğlu, Esra Elönü ve Ünal Kaya da 2023’te daha az davet edildiler; 2024’te ise davetli listesinde hiç görünemediler. İlk yılların sık davet edilenlerinden İbrahim Karagül, Turgay Güler, İsmail Kapan, Hakan Çelik ve Mustafa Kartoğlu, yine Erdoğan’ın gezilerine çağrılıyorlar ama eskiye oranla çok daha az. 2022’de tam sekiz geziye katılan Hacı Yakışıklı da Yeni Akit’ten ayrılıp TV100’e geçtikten sonra artık eskisi kadar gözde değil, 2024’te sadece bir geziye çağrıldı.

Milliyet yazarı ve CNN Türk yorumcusu Zafer Şahin de “itibar barometresi”nde gerileyen gazetecilerden biri. 2022’de beş geziye çağrılan Zafer Şahin, 2023’te hiç geziye davet edilmedi, 2024’te de sadece bir geziye katılabildi.

YENİ GÖZDELER

TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Serdar Karagöz, gezilerin neredeyse tamamında yer aldılar. TRT ve AA’dan, genel müdürler dışında isimler de bazı gezilere katıldı.

“İtibar barometresi”nin zirvesinde yer alan isim Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Taha Dağlı; Erdoğan’ın 2022 yılında 12, 2023’te 9 ve 2024’te de 10 dış gezisine katıldı.

Taha Dağlı’yı, üç yıl içinde toplam 20 geziyle NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, 18 geziyle Hürriyet gazetesi Ankara Temsilcisi ve CNN Türk Programcısı Hande Fırat, 17 geziyle A Haber Genel Müdürü Abdulhalik Çimen, 15 geziyle 24 TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek ve 13’er geziyle Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı ve 24 TV Programcısı Belkıs Kılıçkaya izliyor.

Erdoğan ve iktidarın “medya itibar barometresi”nin başındaki bu isimlerden sonra sırasıyla Hilal Kaplan, Okan Müderrisoğlu, Mehmet Acet, Nazlı Çelik, Abdülkadir Selvi, Banu El, Mehmet Yeşilkaya, Ahmet Hakan, Zahid Akman, Ferit Ersoy ve Ömer Özkök geliyor.

GÖZDE KURULUŞLAR

Basılı gazeteler içinde en çok davet edilen şüphesiz Sabah gazetesi. Son üç yılda bu gazetenin temsilcileri tam 49 geziye katıldı.

Sabah’ı, 45 geziyle Yeni Şafak, 39 geziyle Hürriyet, 38 geziyle Akşam gazetesi izledi. Milliyet, Türkiye ve Yeni Akit gazetelerinden temsilciler de davetliler arasında sık görüldü. Ama Diriliş Postası, Milat ve Posta da daha az da olsa çağrıldı Erdoğan’ın gezilerine.

Televizyon kanalları arasında da TRT’den sonra en çok geziye katılan medya kuruluşu 24 TV. Erdoğan nezdindeki “itibar barometresi”nde NTV, A Haber, CNN Türk, Haber Global, TV100, Habertürk TV, Beyaz TV, Ülke TV, TV Net, Kanal 7 ve öbürleri izliyor.

Medya grupları olarak da en başta gelen Turkuvaz Medya. Onu Demirören Medya izliyor. Türk Medya ve Albayrak grupları daha geriden geliyor.

Gözden düşen kuruluşlar
Daily Sabah ve Türkgün, itibar barometresinde inişe geçen kuruluşlar. Daily Sabah temsilcileri 2022’de 4, 223’te de 4 geziye katılmışken, 2024’te sadece bir geziye davet edildiler. Son iki yıldır da Türkgün’den hiç kimse gezilere alınmıyor.

Bengütürk 2022’de sekiz geziye davet edilmişken, bu sayı 2023’de 2’ye, 2024’te de 1’e düştü.

Aynı şekilde TRT World, Kanal D, TGRT, ATV ve Akit TV de itibar barometresinde inişe geçmiş durumda. TGRT, ATV ve Akit TV’den hiç kimse 2024’deki gezilere katılamadı. TRT World ve Kanal D ise sadece 1’er gezide yer aldı.

Bildirici ayrıca, söz konusu uçak fotoğraflarını çeken isimlere de dikkati çekti; “Fotoğrafların çoğunda Cumhurbaşkanlığı fotoğrafçısı Murat Çetinmühürdar’ın imzası var. Birkaçında da Murat Kula (Cumhurbaşkanlığı), Mustafa Kamacı (AA) ve Kayhan Özer’in (AA) imzaları yer alıyor”

Devamını Oku

Gazete manşetleri

Kılıçdaroğlu’ndan Uğur Dündar’a zehir zemberek sözler

CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Tarih onu affetmeyecek’ diyerek cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden kendisini eleştiren Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.

14-28 Mayıs Genel Seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan’a kaybetti.

Seçimi kaybeden Kılıçdaroğlu’nun adaylığı muhalif cephede tartışmalara neden oldu.

Kılıçdaroğlu’nu eleştiren isimlerden biri de Sözcü yazarı Uğur Dündar.

Uğur Dündar, katıldığı bir televizyon programında yerel seçim sonuçlarını değerlendirirken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel seçimlerde aday olması ile muhalefetin tarihi bir fırsatı kaçırdığını vurgulayarak “Tarih onu asla affetmeyecek” dedi.

Dündar ayrıca geçtiğimiz günlerde bir köşe yazısında cumhurbaşkanlığı seçimi için ‘Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesi gerektiğini, CHP’nin ve ‘Altılı Masa’nın başındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun resti görmek yerine, kendi adaylığını dayattığını ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiğini’ kaleme aldı.

Kılıçdaroğlu, kendisini ve Cumhurbaşkanlığı adaylığını hedef alan CHP yandaşı Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş püskürdü.

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…

Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin “Bizim Uğur”u, TRT Genel Müdürü…

Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan’ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar…

“Gün geçmiyor ki” cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; “İnadına mini etek, inadına dekolte” sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…

Sağlık skandalı haberi adı altında “Tesettür Faciası” başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük “fedakarlıklar” yapan, andıçların Uğur Dündar’ı…

“SİZİN ÇARKINIZ YİNE ‘ŞANLI ŞANLI’ DÖNER”

Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine “şanlı şanlı” döner Uğur Bey.

Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik… Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik.

1960’lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…

İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…

Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik.

Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz!

Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6’lı masanın liderleri ile yaptık.

Nasıl yaptığımızı da anlatayım. Berkin Elvan’a da ağladık, Eren Bülbül’e de… Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de… Deniz Gezmiş’le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de…

Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de…

Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük. Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük…Pislikler döküldü yürüdük…

“SİYASİ RÜŞVET ALDINIZ” İMASINA SUSMAM!

Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için “Yakın o evi” dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.

Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.

Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!

Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz.

Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.

Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem.

Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine “siyasi rüşvet aldınız” imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!

“TARİH KİMİ AFFEDECEK, KİMİ AFFETMEYECEK?”

Sizin tabirinizle; “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu 70’li yıllardan beri tanırım. Kemal Bey’in asıl işi hesap sormaktır. Devletin nice kayıp trilyonlarını, tüyü bitmemiş yetim hakkını, yurt dışından getirmiş ve hazineye irat kaydettirmiştir.” El hak doğrudur Uğur Bey. Benim asıl işim hesap sormaktır.

Büyük emeklerle ve ödenen bedellerle tesis edilen bu kardeşlik yapısına, bu toplumsal ittifaka ve bu helalleşmeye saldırmayı sürdürürseniz, milletin uygarlık yolundaki bu anlaşmaya halel getirmeye çalışırsanız, bunun hesabını sorarım.

Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, SİYASİ ARENADA MAKOSENLERİMİ TEKRAR GİYERİM ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.”

Devamını Oku
Gazete manşetleri1 yıl önce

Araştırmadan yazdı çark etti: Ahmet Hakan ‘yoğutsal polemik’te sınıfta kaldı

Sosyal medya paylaşımlarını gerçek sanarak Chobani’nin sahibi Hamdi Ulukaya’yı İlber Ortaylı hakkında söylemediği sözlerle yerden yere vuran Hürriyet Genel Yayın...

Gazete manşetleri2 yıl önce

Erdoğan’ın yeni gözdeleri ve gözünden düşen gazeteciler

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, AKP’li Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son üç yıldaki yurt dışı gezilerinde özel...

Gazete manşetleri2 yıl önce

Kılıçdaroğlu’ndan Uğur Dündar’a zehir zemberek sözler

CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Tarih onu affetmeyecek’ diyerek cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden kendisini eleştiren Sözcü yazarı Uğur Dündar’a ateş...

Gazete manşetleri2 yıl önce

Gazeteci Türkeş, Dilipak ailesinin İsrail’le ticari ilişkilerini deşifre etti

Yazar Dilipak’ın kendisinden oğlu için bir ricada bulunduğunu belirten Türkeş, muhafazakar yazarın ailesinin İsrail’le olan ticari ilişkilerini de deşifre etti....

Gazete manşetleri3 yıl önce

Mustafa Sandal’dan Aleyna Tilki’ye tavsiye: Bırak dışarıyı, şarkılarına konsantre ol

Mustafa Sandal, Aleyna Tilki ve menajeri arasında yaşanan tartışma hakkında, “Bunlar her zaman olacak, onun daha çok hırslanıp, daha çok...

Gazete manşetleri3 yıl önce

Metin Uca trafik kazası geçirdi. Bir hafta yoğun bakımda tedavi görecek

Televizyon programcısı ve sunucusu Metin Uca trafik kazası geçirdi. Uca’nın sosyal medya hesabından “Kartal Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi Nöroloji...

Gazete manşetleri3 yıl önce

Şarkıcı Banu Parlak serbest bırakıldı

Kooperatif dolandırıcılığıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şarkıcı ve sosyal medya fenomeni Banu Parlak, çıkarıldığı adli makamlarca serbest bırakıldı....

Gazete manşetleri3 yıl önce

Gazeteci Cengiz Erdinç, yurtdışı yasağı konularak serbest bırakıldıv

Gözaltına alınan gazeteci Cengiz Erdinç, yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında...

Gazete manşetleri3 yıl önce

Canlı yayında küfür eden Serdar Ortaç açıkladı: 2 şişe alkol, 10 tane ilaç içmiştim

Serdar Ortaç TikTok’a küfür etme nedenini açıkladı. Sinir krizi geçirdiğini öne süren Ortaç, “TikTok’u ben nasıl kapatacağım abi? Onu devlet...

Gazete manşetleri3 yıl önce

Siyasete gireceğini söylemişti: Hakan Peker ilk hamlesini yaptı

Bir dönemin popüler şarkıcılarından Hakan Peker, siyasete gireceği yönündeki açıklamasının ardından ilk hamlesini yaptı. Safranbolu Belediye Başkanı olmak isteyen Peker,...

Gazete manşetleri3 yıl önce

TV programında evinin yenilendiğini gören ev sahibi mahkemeye gitti

Kiracı olan diş hekimliği öğrencisi, bir TV programıyla görüşüp oturduğu evi baştan aşağı değiştirtti. Program TV’de yayınlanınca ev sahibi evdeki...

Gazete manşetleri3 yıl önce

Demirören Medya Grubu hakkında yeni iddia: Yurtdışı ofisleri kapatıldı

Bir süredir küçülme haberleriyle gündeme gelen Demirören grubunda Brüksel, Washington ve Atina bürolarının kapatıldığı iddia edildi. Medyaspot’un haberine göre; bulundukları...

Gazete manşetleri3 yıl önce

1 günlük yayın yönetmenliği yapan Celalettin Can tutuklandı

Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma çerçevesinde 1 günlük yayın yönetmenliği yapan Celalettin Can’ın tutuklandığı bildirildi. 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can,...

Gazete manşetleri3 yıl önce

İddia: TRT, bikinili fotoğrafı sonrası Leyla Tanlar’ı diziden çıkardı

TRT’nin yeni dönem dizisi ‘Selahaddin Eyyubi’de yer alan Leyla Tanlar’ın sosyal medyada paylaştığı bikinili fotoğrafı sonrası kadrodan çıkarıldığı öne sürüldü....

Gazete manşetleri3 yıl önce

Gazeteci Gökhan Özbek gözaltına alındı

Gazeteci Gökhan Özbek, sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunarak gözaltına alındığını duyurdu. 23 Derece haber sitesinin sahibi gazeteci Gökhan Özbek,...

Gazete manşetleri3 yıl önce

Oğuzhan Uğur ve Robot Sophia arasındaki diyalog sosyal medyada gündem oldu

Dünyada vatandaşlığa kabul edilen ilk robot olan Sophia, Oğuzhan Uğur’un sunduğu ‘Mevzular Açık Mikrofon’ programına katıldı. Programın tanıtım videosundaki diyaloglar,...

Gazete manşetleri3 yıl önce

TRT ABD’de vatandaşın parasını kimler için çarçur ediyor ?

ABD’de şirketleşen ‘TRT Amerika Inc’ Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun yaptığı harcamalar dudak uçuklatıyor. TRT-USA’ya her yıl milyonlarca dolar akıtılırken sadece...

Gazete manşetleri3 yıl önce

Şebnem Paker müzik öğretmeni olarak Milas’a atandı

Eurovision Müzik Yarışması’nda üçüncülük elde eden Şebnem Paker, Milas’taki Kırcağız Ortaokulu’na müzik öğretmeni olarak atandı. 1997 yılında İrlanda’nın Dublin kentinde...

Gazete manşetleri3 yıl önce

Kibariye, sahneden Erdoğan çiftine seslendi: Götürdük malları valla

Kibariye, sahneden Erdoğan çiftine seslendi: Götürdük malları vallahttps://t.co/izJ9wAIkwM pic.twitter.com/TGAenBaGxh — BirGün Gazetesi (@BirGun_Gazetesi) August 24, 2023 AKP’nin 22. Kuruluş Yıldönümü...

Gazete manşetleri3 yıl önce

Serdar Ortaç: Namaza başlayacağım ama zamanı değil, 60’larda

Ünlü şarkıcı Serdar Ortaç, “Namaza başlayacağım ama zamanı değil, 60’larda” dedi. Ortaç ayrıca, köye yerleşeceğini ve son bir veda turnesi...

Öne Çıkanlar

Copyright © 2019 Medyatrend. Tüm Hakları Saklıdır.